|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mustafa Özçelik, Süleyman Çelik ve Ali Günvar'ın İstanbul Yayınları'ndan çıkan son şiir kitapları raflardaki yerini aldı. Biteviye kavga gürültü kopacak değil ya, güzel haberler de geliyor kulağa, hayatın akışını yumuşatan letâiften, şiirden meselâ. Ustalıkta hissedar üç şairin yeni kitapları yayınlandı geçenlerde, yayınlanmakla kalmayıp gözden gönle yayılmaya da başladı. Şiir metninden önce titizlikle okunması gereken "Sunuş"ta işaretlediğince "Gül ve Hançer", yazarlık ve şairlik hayatı çeyrek asrı aşan Mustafa Özçelik'in 'yeni döneminin ilk kitabı'. Burada şair, kudemânın kılavuz erlerine selâm vererek, kendi varoluş algısına ve gerçekliğine uyarlı kıldığı poetik tavrın hadlerini çiziyor. Medeniyetimizin sahih şiir köklerinden boy atan, kimliğini yabancılaşma ifsadından sakınan bir şiir... "Acz ve Sükût" ile başladığı soluğu "anladım ki suyun sesinde/ başlayan yeni bir kıyâmet var/ beni şimdi bir rüzgâr kıl/ yeniden süslensin rûhum" diyerek estiren şair, hitamdaki "Niyâz"ında "kayalıkların üstünde güneş/ rengini katarken sulara/ ışığa boğulur bütün yeryüzü/ yeni bir sayfa açılır önünde" dizelerini terennüm ederek adeta vardığı kapının eşiğini aşınca önüne açılan ufku imliyor gibi... Önceki üç şiir kitabının süzülmüş toplamı niteliğindeki "Sonra Sessizlik"i sunmakla Süleyman Çelik, sanki yaşça çıkardığı erbainin köşebentlerini çakıyor. Geçmişin izlerini sürme sadakatindeki şaire "Eteklerimize düşer üçbeş siyah fotoğraf/ bir burukluk, pişmanlık, çok gecikmiş tövbeler, ahh bir de/ bir de mutluluklar" dedirten gönlü, yarin vefasızlığından müşteki "aradığımda, bir çift gözüm olsun istemiştim/ ardımdan ağlayan/ sen yoktun" feryadını da ettiriyor. "Kanatları gümüşten kuşların uçup gitti/ seni bir özledim/ bir özledim istanbul" mısralarında içinde yaşadığı kente doyamadığını gördüğümüz şairin, coğrafyamızın sıfır noktası mübarek İstanbul'dan, medeniyetimizin yüksek yoğunluk merkezlerine atfettiği hassas nazar da dikkate değer: "Bağdat yanıyor, dilimde çaresizlik/ acı içindeyiz" Yalnızca sözü yoğurup şiir eden bir kimse değil Ali Günvar, şiir üzerine teemmül eden, bağlı olduğu şiir kuramını yazıya dökmüş bir şair, 1980'li yıllarda kurucu ve yöneticileri arasında yer aldığı Şiir Atı Yayıncılık ile şiiri okuruyla buluşturan bir nâşir aynı zamanda... "Nisyan / Rapsodi", Söz'ün vebalini müdrik olan Günvar'ın dördüncü şiir kitabı. Şairin serüveni olarak okunabilecek şiir gövdesi, "Prolog" ve "Epilog" arasında bütünsellik içinde salınıyor. Başlangıçtaki korkuya gebe ürkü ve kimsesizlik "ve yandım ıssızlar sokağında/ peşim sıra ürküntülü sesi/ yorgun adımlarımın/ ve el yordamıyla dolaştım/ duyarsızlığımın bitimsiz gecelerini" dizelerinde ifadesini bulurken "ne zaman gelecek benim baharım?" yinelenen sorusu sabra kast ediyor. Oysa bast yüklü bahar 'hû'da saklıdır: "hû süleymandandır, der melike erkânına" "Hayy olur söz" demi erişince "Gün durur/ ...aşk ve cinnetler coşar" ve "son gün/ sayhalarla savrulur..." Mustafa Özçelik / Gül ve Hançer, Süleyman Çelik / Sonra Sessizlik, Ali Günvar / Nisyan - Rapsodi, İstanbul Yayınları, Bilgi tel.: 0 212 216 51 44 YUSUF LAV
|
|
|
|
|
|
|