|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hasan Celâl Güzel'e ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı yayınlandı.(*) Bu karar, Anayasa Mahkemesi'nin Tayyip Erdoğan'a bakış açısını da dolaylı bir şekilde ortaya koyuyor. Malûm daha önce Anayasa Mahkemesi Tayyip Erdoğan'ın, 3 Eylül 1999 tarihli 4454 sayılı yasanın kapsamında olmadığını, cezası infaz edildikten sonra 20 Aralık 2000'de çıkan 4616 sayılı yasa hükümlerinden de yararlanamayacağını belirtmişti. Konunun daha iyi anlaşılması için bazı hatırlatmalar yapalım.
4454-4616
4454 sayılı yasa 3 Eylül 1999 tarihinde kabul edildi. Basın yoluyla işlenen bazı suçların ertelenmesini öngörüyordu. Bu yasa, basın-yayın haricinde, meselâ, miting veyahut panelde ifade edilen sözleri, erteleme kapsamına almamıştı. Anayasa Mahkemesi, eşitlik gerekçesiyle, söz konusu kanunun 1'inci maddesini iptâl etti. Çünkü bir suç, konuşarak işlenmişse (panelde veyahut mitingde suç sayılan sözler sarfedilmişse) ertelemeden yararlandırılmayacaktı; yazarak işlenmişse erteleme kapsamına alınacaktı. Bu, eşitliğe aykırıydı.
Eşitsizliği gidermek için 22 Aralık 2000'de 4616 sayılı yasa çıkarıldı. 4616 sayılı yasa iki maddeden ibaretti. 1'inci madde, ceza kanunundaki bazı suçlardan mahkûm edilenlerin şartla salıverilmesine ilişkindi. Ve kanunun yayınını takip eden 5 yılın sonunda, mahkûmiyetin neticeleriyle birlikte ortadan kalkmasını öngörüyordu. 1'inci madde, Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinden mahkûm olanları zaten kapsamıyordu. Burada bizi ilgilendiren, 4616 sayılı yasanın, erteleme hükümlerini ihtiva eden 2'nci maddesi. Aslında tek bir yasa ile, iki değişik kanun çıkarılmıştı. 1'inci madde, yukarıda da belirttiğimiz gibi, şartla salıverilme konusundaydı. 2'nci madde, 4454 sayılı yasanın, Anayasa Mahkemesi tarafından, eşitlik gerekçesiyle iptâl edilen 1'inci maddesini, -miting ve panelde yapılan konuşmaları da içine alacak şekilde- yeniden düzenliyordu. Tayyip Erdoğan ve Hasan Celâl Güzel'i ilgilendiren hükümler 4616 sayılı kanunun 1'inci değil 2'nci maddesinde yer alıyordu.
İnfaz tarihi
Anayasa Mahkemesi, Hasan Celâl Güzel'e ilişkin kararını açıkladı. Bu kararda, Hasan Celâl Güzel'in 4454 sayılı yasanın 1'inci maddesi kapsamına girdiği, dolayısıyla erteleme imkânından yararlandığı aşağıdaki gerekçelerle izah ediliyor: 1) 4616 sayılı yasa, 22 Aralık 2000'de yürürlüğe girdi. Bu tarihte, Hasan Celâl Güzel'in cezası tamamen infaz olmuştu. Hasan Celâl Güzel'in cezasının infazı 16 Aralık 1999'da başladı; 647 sayılı yasadan yararlanarak, cezasının bir bölümünü çektikten sonra 10 Mayıs 2000'de tahliye oldu. İnfaz hükümlerinden yararlanmasaydı (1 sene ceza aldığına göre) 16 Aralık 2000'de hapishaneden çıkacaktı. 22 Aralık 2000'de yürürlüğe giren 4616 sayılı yasa, tamamen infaz olunmuş cezalarla ilgili bir hüküm içermediğine göre, acaba Hasan Celâl Güzel, bu kanundan yararlanıyor mu? 2) Evet yararlanıyor. Çünkü, 4454 sayılı yasanın 1'inci maddesi, 4616 sayılı yasa tarafından yeniden düzenlendi. Bu sebeble, 4454 sayılı yasanın değişik 1'inci maddesinin, 3 Eylül 1999 günü itibariyle yürürlüğe girdiğini kabul etmek gerekir. Hasan Celâl Güzel'in cezasının infazı 3 Eylül 1999'dan sonra, 16 Aralık 1999'da başlamıştır. Bu durumda, 4616 sayılı yasa ile değiştirilen 4454 sayılı yasanın 1'inci maddesinden yararlanması gerekir. Çünkü 3 Eylül 1999'da, 4454 sayılı yasanın 1'inci maddesi, bugünkü haliyle varolsaydı, Güzel, bundan yararlanabilecekti. 3) Güzel'in cezası infaz edildi diye, bu yasadan yararlanmaması düşünülemez. 4454 sayılı yasanın lehe olan hükümleri ona da uygulanır. Bu, Türk Ceza Kanunu'nun lehteki yasaların geçmişe uygulanmasını öngören 2'nci maddesinin 2'nci fıkrasının bir gereğidir. O halde, cezası infaz edilmiş olsa bile, Güzel, o cezaya bağlı hak mahrumiyetleri açısından, erteleme hükmünden yararlandırılmalıdır. 4) 4454 sayılı yasanın, çeşitli nedenlerle cezasını çekmemiş bir mahkûmu kapsaması, cezasını çekmiş mahkûmun ise kapsam dışı tutulması, hukuka aykırıdır. Güzel ile aynı durumda bulunan bir kişinin cezasını çekmemek için yurt dışına kaçması, 4454 sayılı yasanın 1'inci maddesi değiştirildikten sonra yurda dönmesi ve erteleme yasasından faydalanmak suretiyle, ana cezaya bağlı hak mahrumiyetinden kurtulması; öte yandan aslî cezası infaz edilmiş olan Hasan Celâl Güzel'in 4454'den yararlandırılmaması düşünülemez.
Deneme süresi
Anayasa Mahkemesi, Danıştay İçtihadı Birleştirme kararına da atıf yapmak suretiyle, üç yıllık deneme süresinde ana cezaya bağlı olan hak mahrumiyetlerinin de erteleneceği, dolayısıyla Hasan Celâl Güzel'in bir siyasi partiye üye olabileceği hükmünü verdi. Danıştay İçtihadı Birleştirme kararında, ertelenmiş mahkûmiyeti bulunan bir memur kişinin, deneme süresi bitmeden görevine son verilmesinin, tecilin gayesi ile bağdaşmayacağı açıklanıyor. Danıştay'a göre, mahkûm olan kişi, deneme süresinde, haklarını aynen muhafaza eder. İşte, Anayasa Mahkemesi, Danıştay'ın bu kararına dayandı ve Hasan Celâl Güzel'in -erteleme yasasından yararlandığı için- siyasi haklarının devam ettiği sonucuna vardı. Anayasa Mahkemesi, kararın sonuç bölümünde 3 yıllık deneme süresi sonunda da, haklar üzerindeki yasakların kendiliğinden ortadan kalkmış sayılacağını belirtti: "Bir kişi, deneme süresi zarfında, siyasi partiye üye olabilir. 3 yıllık deneme süresinin sonunda da, haklar üzerindeki yasaklamalar kendiliğinden kalkar" 4454 sayılı yasa, 3 Eylül 1999'da çıktığına göre, deneme süresi, 3 Eylül 2002'de doluyor.
Erdoğan yararlanamaz iddiası
Peki Anayasa Mahkemesi'ne göre, Tayyip Erdoğan 4454 sayılı yasadan yararlanabiliyor mu? Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun, Erdoğan'a ihtar verilmesine ilişkin başvurusuna karşı yayınlanan gerekçeli kararında (19 Nisan 2002) Anayasa Mahkemesi'nin 5 üyesi "yararlanır", 6 üyesi "yararlanamaz" demekte. "Erdoğan'ın cezasının infazına 26 Mart 1999'da başlandı. 24 Temmuz 1999'da Erdoğan tahliye oldu. 4454 sayılı yasa 3 Eylül 1999'da, yani Erdoğan'ın tahliyesinden sonra çıktı. Dolayısıyla, infazı tamamlandıktan sonra çıkan bir yasadan Erdoğan yararlanamaz" deniliyor. Bu yorumdaki, mantıksızlık ve adaletsizliği bir kenara bıraksak dahi, Erdoğan'ın bihakkın tahliye tarihi 20 Eylül 1999'dur. İnfaz hükümlerinden yararlanmak suretiyle cezasının, sadece bir kısmını çektikten sonra salıverilmiştir. Oysa 10 aylık cezaya çarptırılmıştı. Mahkûmiyet süresi 20 Eylül'de, -3 Eylül'de çıkan erteleme yasasından 17 gün sonra- doluyordu. Sadece bu gerekçeyle dahi, Erdoğan da 4454 sayılı yasadan yararlanmalıdır. Erteleme yasasından yararlanmanın şartı, suçun işlendiği tarihtir; hapse girilen tarih değil. Erteleme yasası 23 Nisan 1999'dan önce işlenen suçlar için geçerlidir.
Kaldı ki, Hasan Celâl Güzel için yürütülen mantık Tayyip Erdoğan'a da uygulanmalı. "4454 sayılı yasanın sadece cezası infaz edilmemişleri kapsayacağı hukukla bağdaşmayacak bir yorum. Güzel ile aynı durumda bulunan bir kişi, cezasını çekmemek için yurt dışına kaçsaydı, cezası bütün sonuçlarıyla ertelenecekti; aslî cezasını çeken Güzel'in hak mahrumiyeti sürecek. Böyle yorum olmaz" diyor Anayasa Mahkemesi. Aynı mantık silsilesini devam ettirirsek, Tayyip Erdoğan, cezasını çekmemek için yurt dışına kaçıp, 4454 sayılı yasa 4616 sayılı yasa ile değiştirildikten sonra gelseydi, hapis de yatmayacak, siyasi yasağı da bulunmayacaktı. Hukukta hiç böyle ters mantık işler mi?
Siyaset ve adalet
Tayyip Erdoğan, 1) Bihakkın tahliyesi 20 Eylül 1999 tarihinde olduğu için, aslında 3 Eylül 1999 tarihli erteleme yasası kapsamına girer. 2) Türk Ceza Kanunu'nun 2'nci maddesi, sanık lehine düzenlemelerin geriye doğru işleyeceğini kabul eder. Tayyip Erdoğan aslî cezasını çekse dahi, bu suça bağlı hak mahrumiyetleri ertelendiğine göre, düzenlemeden yararlanmalıdır. 3) 4454 sayılı yasa, 3 yıllık deneme süresi sonunda, haklar üzerindeki yasaklamaların (feri cezaların) kendiliğinden bütünüyle kalkacağını öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi de Güzel ile ilgili kararında, "3 yıllık deneme süresinin tamamlanmasından itibaren, mahkûmiyetin esasen vaki olmamış sayılacağını" kabul ediyor ve kısıtlamaların kendiliğinden kalkacağını belirtiyor. 4454 sayılı yasa 3 Eylül 1999'da yayınlandı, 3 yıllık deneme süresi 3 Eylül 2002'de doluyor. Demek suça bağlı hak mahrumiyetleri ortadan kalktığına göre, Türk Ceza Kanunu'nun 2'nci maddesi gereğince bu imkândan Erdoğan da faydalanmalıdır.
Tayyip Erdoğan 3 Eylül 1999'dan önce hapse girdi diye, -bihakkın tahliyesinin 20 Eylül 1999'da gerçekleşeceği de bir kenara bırakılarak- yasak kapsamında tutulabilir mi? Ayrıca 312'nci madde değiştiği için, zaten Erdoğan'ın fiili, suç olmaktan çıktı. Kaldı ki, erteleme yasasından yararlanmak için hapishaneden çıkış tarihi değil, suçun işlendiği tarih önemli olmalı. Bütün bu gerçeklere rağmen, Yüksek Seçim Kurulu farklı bir karar alırsa, üyeleri günün birinde hesap vermek zorunda kalır. Adaletsizliği kılavuz edinenler için devr-i sabık yaratmak gerek.
(*): Karar Resmi Gazete'de yayınlanmadı. Anayasa Mahkemesi'nin internet sitesinde çıktı. Fakat sitede sadece 1 gün kaldı; her nedense bu karar silindi. İnternette yayınlanan kararın taslak olduğu belirtiliyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |