T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Medyada 'konu mankeni' uygulaması eski...

Gazetede, "Emire battı" başlıklı haberi okuyunca, zihnim ister istemez, "Acaba Fadime'ye ne oldu?" sorusunun çengeline takıldı. Bir dönemin ünlü iki kadınından birinin son durumunu öğrendik, ama diğeri kayıplara karışmış bulunuyor...

Onbeş ay önce açtığı pastanesini kapattığı haberini veren gazete, Emire Ersoy'u, okurlarına şöyle hatırlatıyor: "Emire Ersoy... (..) Babasının karşı çıkmasına rağmen 1996'da 'Cinci Hoca' lâkaplı Ali Kalkancı ile evlendi. Hayatını değiştirdi, tesettüre bile girdi. Ama herkes onu, eşinin seks skandallarıyla gündeme gelmesinden sonra tanıdı. Çok sıkıntılar çeken Emire, rezilliklere daha fazla dayanamadı ve 1997'de Ali Kalkancı'dan boşandı. / Yeniden yaşamını değiştirdi... 'Hayatımda yeni bir sayfa açıyorum' diyerek tesettürü attı, eski günlerdeki modern görüntüsüne kavuştu... Şeyh dünyasından iş dünyasına atıldı. İstanbul Bağdat Caddesi'nde lüks bir pastane-restoran açtı. Adını da, 'Lady Sea Gull' yani 'bayan martı' koydu. Artık geçmişiyle hatırlanmak istemiyordu."

Şöhret günlerinde, televizyonculara, kocasının çorabını kaynatıp suyunu içtiğini anlatan Emire Hanım'ın 'bayan martı' döneminin başarısızlıkla sona ermesi üzücü. Hâlâ işkadınlığını sürdürüyor olsaydı, "Fadime nerede?" sorusunu ona yöneltirdik. O bilmiyorsa, hatırımız için 'Sisi' lâkaplı Seyhan Soylu'ya sorar, bizi aydınlatırdı...

Emire ve Fadime isimlerini, Sisi'yi şu sıralarda aklıma getirmem, bir gazete ve bazı televizyon kanallarının sürdürdüğü 'asparagas habercilik' konulu tartışmalar... "Bunların yaptığı habercilik değil, hokkabazlık" diyor gazete. Meğer, haberlerini süslemek, yayınlarına lezzet katmak isteyen programcılara hizmet sunan bir 'konu mankeni' varmış...

Tv kanalı ismi unutulmuş bir eski futbolcuyu yeniden gündeme mi taşımak istiyor, 'konu mankeni bey'in kapısı çalınıyormuş... Adam, köprüye gidip intihar etme girişiminde bulunuyor, "Ancak Tanju gelirse intihardan vazgeçerim" diyormuş. Tabii kameralar eşliğinde...

Kaseti piyasaya sürülen bir şarkıcıyı parlatmak istediklerinde, 'konu mankeni' yan stüdyoya alınıyor, telefonda, şarkıcının gerçek ağabeyi olduğunu iddia ediyormuş... Bir keresinde, eşini de devreye sokmuş ve gelinlik giydirilen eş stüdyoya alındığında, konu mankeni mahsusçuktan bayılıvermiş...

Bunları altalta sıralayan gazete, "Böyle habercilik olur mu?" diye soruyor...

Haklı. Böyle habercilik elbette olmaz. Ancak, hem suçladıkları televizyoncu hem de onu asparagas habercilikle suçlayanlar, çok değil beş yıl önce, asparagas haberlerle kafa karıştırmış, zihinleri iğdiş etmişlerdi. O dönemin konu mankenleri ise, 'çorabı kaynatılıp içilen şeyh', ya da her taşın altından çıkan 'türbanlı gecekondu güzeli' gibi tiplerdi... Her gece, her gece, televizyonlarda onları görüyor, ertesi gün gazetelerde onlar üzerine kurulu 'asparagas haberler' okuyorduk...

"O tipler ve o tiplere dayalı yayınlar olmasaydı, Türkiye, son beş yılı çok daha farklı yaşayabilirdi" diyeyim de, durumun ciddiyetini anlayın...

İşte bu noktada sahneye 'Sisi' lâkaplı Seyhan Soylu giriyor. Nuriye Akman, Zaman'da sürdürdüğü pazar konuşmalarına konuk ettiği Sisi için, "1990'lı yıllar boyunca 'TravestilerKraliçesi' olarak anıldı" diyor. Sisi, Akman'a, "28 Şubat'ın gizli kahramanıyım" demiş... Soru soranı da okuyanı da hayretler içinde bırakan röportajda, Sisi, JİTEM tarafından çıkartılan 'Strateji' adlı bir dergi etrafında toplanan grubun, 28 Şubat'a giden yolda oynadığı belirleyici rolü anlatıyor. "Jandarma İstihbarat Teşkilatı'nın yayınlarında genel koordinatörlük yaptım. Bundan altı yıl önce, sekiz ay kadar bir dönemdi" diyen Sisi'nin adlarını çok andığı iki kişi tanıdık...

Okuyalım: "Ali Kalkancı tarikatı için tesettüre girdim. Adı Strateji, JİTEM kaynaklı bir dergi bu. O yüzden de istihbaratçılarla, emniyetçiler vardı içinde. Askeriyeden emekli olan insanlar vardı. Böyle bir çalışma içine girdik ki o tarihte Refah Partisi'nin oyu yüzde 38'di. Ali Kalkancı ve Emire Kalkancı olayını yakaladık. Aczimendi liderinin yakalanmasını, Fadime Şahin ile Emire Kalkancı'nın ekrana çıkarılmasını sağladık. Tarikat içerisinde yaşanan çarpık ilişkileri deşifre etmek, dini insanları sömürme aracı olarak kullananların maskelerini düşürmek için böyle bir şey hazırladık."

Sisi'nin anlatımlarından, dergi etrafında örgütlenenlerin ülkenin belli bir yöne sevkedilmesi projesi içerisinde yer aldıkları anlaşılıyor. Bu yüzden, 'devlet töreniyle gömülmeyi' arzu ediyor Sisi. Ali Kalkancı gibi, Emire Kalkancı gibi tipleri bulup içlerine girmiş, yaptıklarını önce teybe sonra gizli kameraya almış... Deşifre ettikten sonra da televizyonlara çıkarmış... "Devletim yine görev versin, seve seve yaparım" diyecek kadar bilinçli biri Sisi...

Nuriye Akman, "Emire ve Fadime neredeler?" diye sormuş. Aldığı cevap şu: "Emire'nin Kadıköy civarında bir pastanesi var. Fadime Akdeniz Bölgesi'nde bir yerde yaşıyor. Ali Kalkancı ise cezaevinden çıktıktan sonra yine aranmaya başlandı."

Gariban birini 'konu mankeni' kullanarak 'asparagas haber' yapan bir televizyoncu üzerinde yoğunlaştırılan gündeme bakınca, "Peki, Sisi ve ekranlara taşıdığı konu mankenleri neydi?" diye sormamda bir sakınca var mı?


31 Temmuz 2002
Çarşamba
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED