AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

K Ü L T Ü R
Sayın Cumhurbaşkanımız

  • OSMAN AKKUŞAK - HAFTAİÇİ NOTLARI -
    Edebiyatçı bir yazar olarak dikkat ve takdirlerinize sunmak istediğim birşey var ki, o da; lisanımızın halen tedavülde bulunan bazı kelimelerini dışlamak şeklinde tezahür eden tutumunuzdur. Malumdur ki, bizim dilimizdeki kelimelerin aşağı yukarı yarısı, milletimizin tarihî kaderi icabı, Arapça ve Farsça'dan gelmiştir. Tarih boyunca Arapça, Farsça isimleri, sıfatları, fîîlleri ve edatları bol miktarda almışız ve onları Türkçe'nin öz malı haline getirmişiz. Merâmımızın yarısını, ithal malı kelimelerle ifade eder olmuşuz. Fakat şayanı şükran olan şudur ki, bu ithal malı isim, fîîl ve edatları kullanırken onları adeta Türkçeleştirmiş, dilimizin cümle yapısına (sentaksına) tâbî olacak şekilde kullanmışızdır.

    Bu hazırcılık, bu medeni alışveriş, Türkçe'nin yapı ekleriyle türetme kanunlarına göre yeni kelimeler îcad ederek, kökleri, ekleri işleterek geliştirilmesini önlemiştir. Bu ihmalkarlığı bugün telâfi etmek lazımdır, ama bu işi hem tedrîcen, yeni bulunan kelimeleri lisanımıza yavaş yavaş yedire yedire gerçekleştirmek lazımdır; hem de bu faaliyetin türetme ve dil kanunlarına göre yürütülmesini sağlamak lazımdır. Türetme kanunlarına uymadan teşkil edilen yeni kelimelerin, dilimizin yapısını bozduğuna, buna izin verilmemesi gerektiğine, elbette ki şüphe yoktur... Meselâ, Türkçe'de (-me) yapım eki, ancak fîîl köklerinin sonuna getirilir; asla isimlerin sonlarına getirilemez. O sebeble yasama yanlıştır, oydaşma yanlıştır. Yasama yerine 'yasa yapma' diyebiliriz. Oydaşma da ne oluyor? Oylama gayet güzel.. referandum yerine niye (halk oylaması) demeyelim? Hayatî yerine haydi 'yaşamsal' diyoruz... Hayat kadını yerine 'yaşam kadını' mı diyeceğiz? Terbiyeyi 'eğitim' yaptık. Birisine kızıp da azarlarken 'terbiyesiz' demekten vazgeçip 'eğitimsiz herif' diye mi bağıracağız!... Görülüyor ki, Sayın Cumhurbaşkanım; Arapça, Farsça kökenli birçok kelimemiz, dilimize aileler halinde yerleşmiş ve artık sökülemez bir tarzda Türkçe'nin malı olmuşlardır. Onları kullanmamaya çalışmak, dilimizdeki kelimelerin en az yarısına boykot ilan etmek demektir. Bu, dilimizin yarısını kesmek gibi birşeydir. Lütfen Arapça, Farsça kökenli kelimelere başta zâtıâliniz olmak üzere boykot ilan etmekten vazgeçelim, bir taraftan meramımızı rahat ve kolay ifade etmeye muvaffak olurken, bir taraftan da uzman dilciler vasıtasiyle yeni kelimeler, yeni kavramlar türetmeye bakalım.

    Biz sizin, yani kelime kullanmak hususundaki merakınızın Türkçe sevgisinden kaynaklandığını biliyoruz. Fakat, siz (dilci) değilsiniz; siz, büyük bir hukukçusunuz. Aşırı yeni dilcilik ve Arapça-Farsça'dan gelme kelimeleri dışlamak; bilhassa gençlerimizde tehlikeli bir biçimde, kavram, düşünme ve kültür fakirliğine yol açmaktadır.. Devletimizin başı olarak lütfen buna izin vermeyiniz!...
    Saygılarımla!...



  • 20 Ağustos 2003
    Çarşamba
     
    Künye
    Temsilcilikler
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Karikatür | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED