AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
"Statüko" Kıbrıs'ta da fena halde sıkıntıda!

Şimdilerde gündemi sadece Irak meselesi işgal ediyor ama çok yakında dış politika yine dört koldan hareketlenmeye başlayacak. Kaçınılmaz gündem maddeleri birbiri ardına avdet edecek. Türkiye için herhangi bir konunun bir diğerinden daha az önemli olmadığı da konuların birinden bağımsız sayılamayacağı da görülecek. Mesela, Eylül ayıyla birlikte Avrupa Birliği süreci hızlanacak ve buna bağlı olarak da Kıbrıs sorunu bıraktığımız yerden aynı hacimle masanın üzerine çıkacak. Biz istesek de istemesek de AB-ABD ekseninde Ada'nın makus talihi bir kez daha pazarlık konusu olacak. AB için zaten, Kıbrıs demek Türkiye'nin üyelik sürecinin ayrılmaz parçası demektir. Ada'nın istikbaline dair bir konsept üretilmeden atılacak bütün adımlar, efektif değere ulaşamayacaktır.

Sadece AB değil, ABD'nin de eli Kıbrıs'ta… Washington'dan gelen haberler, Amerikan yönetiminin Eylül ve Ekim aylarında bir dizi diplomatik adım atacağı ve Denktaş ile Papadopulos'u bir araya getireceğinin işaretini veriyor. Bunlar, görünürde sıradan adımlar olarak da değerlendirilebilir ama iki girişimin bir ortak noktası bulunuyor. O da hem AB'nin hem de ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm için hala Annan Planı'nı referans olarak kabul etmeleridir. Denktaş ve Ankara'daki bazı dostları "plan öldü" deseler de, Rum Kesimi pusuya yatıp planın ortadan kalkması için duaya devam etse de, çözüm için yollar hâlâ BM seçeneğine çıkıyor. Sonuçta ortada, üzerinde tartışılmayı bekleyen bir plan bulunuyor ve bu da çözüm yolunu kısaltıyor.

Bu yolu kısaltacak olan bir başka faktör de KKTC'de Aralık ayında yapılacak genel seçimlerdir. Görünen o ki, Kıbrıs'ta yıl sonunda çok büyük ihtimalle hükümet değişecek ve yeni bir siyasi tablo oluşacaktır.

Ada'nın kuzeyinde daha şimdiden seçim heyecanı hissedilmeye başlıyor ve yıllardır olup bitenlerden çok farklı siyasi görüntüler ortaya çıkıyor. Öncelikle, iktidardaki partiler; Başbakan Derviş Eroğlu'nun UBP'si ile Serdar Denktaş'ın DP'sinin eski güçlerini koruyamayacakları anlaşılıyor.

Esen rüzgarlardan anlaşılan; KKTC'de siyasi tablo; "çözüm ve Avrupa Birliği" eksenindeki siyasi partilere bir seçim başarısı vaat ediyor. Bu nabzı iyi tutan ve çözüm mitingleriyle KKTC'de değişimi temsil eden Mehmet Ali Talat'ın CTP'si diğerlerinin önüne geçiyor. Ankara tarafından pek beğenilmeyen ama son dönemdeki siyasi çizgisi Türkiye'nin AB hedefi ve Kıbrıs'ta çözüm fikriyle büyük ölçüde örtüşen Talat, önemli bir fedakarlık da yaparak partisinin listelerini Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliği isteyen sivil toplum örgütleriyle, sivil toplum liderlerine açtı. Geçtiğimiz ay oluşturulan ve kamuoyuna duyurulan "CTP ve Birleşik Güçler" konsepti bugün Kıbrıs'ta en büyük siyasi güç haline geldi. Talat, Rumlar'dan büyük tepki alan "Türkiye'siz çözüm mümkün değildir" fikrini öne çıkarıyor ve Ada'ya Türkiye'den götürülen veya yıllar içinde siyasi sebeplerle KKTC'ye taşınan bütün Türkiyeli göçmenlerin hakkının korunması için BM şemsiyesine kadar varan geniş bir uluslararası hukuk yelpazesi öneriyor. Bu fikri değişim nedeniyle, şimdiye kadar statükoya paralel bir politika izleyen Göçmenler Derneği ile KKTC'de saygın bir isim olarak bilinen dernek başkanı Doç. Dr. Nuri Çevikel ve arkadaşları da CTP'nin güçbirliği çağrısına katılıyor. Tabi, Çevikel'in bu tutumu, Denktaş başta olmak üzere bütün statüko güçlerini hem rahatsız hem de tedirgin ediyor. Düşünüp nerede hata yaptıklarını aramak yerine, siyasi baskı yolunu seçiyorlar.

Son anketlere göre bugün itibariyle, seçime ilişkin tablo şöyle görünüyor. Mehmet Ali Talat'ın lideri olduğu CTP-Birleşik Güçler yüzde 27, Mustafa Akıncı liderliğindeki sol ittifak BDH yüzde 15.2, Derviş Eroğlu liderliğindeki UBP yüzde 14 ve kararsızlar yüzde 28.4 ile diğerleri…. Kararsızlar dağıtıldığında CTP'nin oy oranı yüzde 33'e ulaşıyor. Sağdaki en büyük parti UBP ise yüzde 23.6, BDH yüzde 19.2, DP yüzde 15.2 ve Ticaret Odası'nın kurması muhtemel merkez sağ parti de yüzde yüzde 8.9'a ulaşıyor.

Sonuç ne olursa olsun, KKTC'de sandıktan çözüm ve AB seçeneğinin çıkacağı açıkça görülüyor. Statüko sadece Türkiye'de değil Ada'da da çatırdıyor. Ankara'ya da bu yeni duruma uyum sağlamak ve en önemlisi de "tarafsız kalmak" düşüyor.


20 Ağustos 2003
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED