|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bilindiği gibi, 14 Ağustos, AK Parti'nin kuruluş yıldönümü. Geçen hafta Perşembe günü partinin ikinci kuruluş yıldönümü kurucular kurulu toplantısı ve Bilkent Odeon'da yapılan bir açık hava toplantısıyla yad edildi. 14 Ağustos 2001 yılında kurulan, 16 ay sonra büyük bir çoğunlukla iktidara gelen AK Parti ikinci kuruluş yıldönümünde önemli transferlerle gücüne güç kattı. Bağımsız 2 milletvekili ve 16 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı. AK Parti bu katılımlarla önümüzdeki yasama yılında icraatlarına karşı direnenlere de çok önemli mesajlar vermiş oldu. Bir defa iki yeni milletvekilinin katılımıyla Meclis'teki sandalye sayısını 368'e çıkararak üçte iki çoğunluğu elde etmiş oldu. Bu çoğunluk hem muhaliflere bir mesaj olmuş hem de artık AK Parti'ye sığınacak bir mazeret bırakmamıştır. Bu çoğunlukla demokratikleşme istikametinde atacağı adımların önünde hiçbir engel kalmamıştır. Belediye başkanlarının katılımı tren hızlanırken trene binenler şeklinde yorumlanabilir, ama özellikle Ankara ilçe belediye başkanlarının ve hele hele Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı'nın katılımı AK Parti'ye güç katmıştır. Yaklaşık bir senedir Ankara'da ikamet ediyorum, sokakta kime sorsam, "bağımsız bile olsa oyumuz Gökçek'in" dediğine şahit oldum. Bunu söyleyenler yapılan hizmetlere istinaden söylüyorlardı. Melih Gökçek'in katılımı AK Parti'nin hem oylarını artırmasını hem de siyasi olgunluğun ispatını beraberinde getirmiştir. Oyların artacağından şüphe yok. Siyasi olgunluk ise AK Parti'nin şahsi manevisi ve Başbakan ile doğrudan ilgilidir. AK Parti Gökçek'i kabul ederek geçmişte birlikte olduğu insanlara karşı intikamcı ve kinci bir yapıya sahip olmadığını, ucuz politika yapmayacağını ispat etmiş oldu. Bilindiği gibi Melih Gökçek Ak Parti kurucuları arasındayken kimi sebeplerle itiraz edip ipleri koparmış, basında da AK Parti'yi üzecek kimi beyanatları olmuştu. Kinci intikamcı ve kısır politikalara teslim olmuş bir parti hele 368 milletvekiline sahipse böylesi iltihaklara asla vize vermezdi. AK Parti özellikle Gökçek'i kabul ederek geçmişteki kırgınlıklara ve dargınlıklara karşı ne kadar olgun olduğunu göstermiştir. Bu bağlamda Başbakan da siyasetteki olgunluğunu, kısır politika gütmeyeceğini, ülke menfaatine olan her gelişmeyi kucaklayacağını ispat ederek büyüklük göstermiştir. Bu bir erdemdir. İşte bu ve benzeri sebeplerle olsa gerek Temmuz ayının son iki haftasında yapılan bir anketten bugün seçim olsa kime oy verirdiniz sorusunun cevabında %42 ile AK Parti yine birinci çıkmıştır. Oysa iktidarın siyasi partileri yıprattığı bir gerçektir. AK Parti bu gerçeği de ters yüz etmiş durumda. VERSO Siyasal Araştırmalar Merkezi'nin 2003 Temmuz ayının son iki haftasında esas olarak Türk-Amerikan ilişkilerini ölçmek amacıyla ABD'de bulunan bir kuruluş için 8811 denek ile yüz yüze görüşerek bir araştırma yapmıştır. 38 sayfalık ayrıntılı analizlerin de yer aldığı araştırmayı VERSO bana da göndermiş. Teşekkür ediyorum. Bu araştırmaya göre, bugün seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz sorusunun cevabında AK Parti'nin oy oranı % 42.19 olduğu görülmektedir. Yani 3 Kasım'da AK parti'ye oy vermeyen kimi seçmenlerin de artık AK Parti'ye oy vereceğini göstermektedir. AK Parti'yi %16.31 ile CHP takip etmektedir. CHP'de gerileme var. DYP % 12.75 ile üçüncü partidir. Dördüncü sırada %11.61 ile Genç Parti yer almaktadır. %7.90 ile DEHAP beşinci sıradadır. SP %2.30, ANAP ise %1.02 oranına sahiptir. AK Parti iktidarda olmasına rağmen oylarını % 7.59 oranında artırmıştır! Evet bu sonuç AK Parti'nin iyi yolda olduğunu göstermektedir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |