AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Irak'ta sisler

Demirel diyor ki: "-"Ben müthişim" diyen Amerika Pentagon'un vurulmasına çok öfkelendi. Bunu hazmedemiyor. Terörizmin kaynağı olarak radikal İslam ve fundamantalizmi görüyor. Bunu yoketmek için Ortadoğu'yu ıslah etmek gerektiğini düşünüyor. 20-30 sene içinde bu bölgeyi demokratikleştirmeyi amaçlıyor."

Demirel'in Hürriyet'ten Yener Süsoy'a söylediği bu sözler, bir süreden beri seslendirdiği "Irak'ta Amerika ile birlikte hareket etmeliyiz" tarzındaki eğiliminin gerekçeleri. "Amerika 20-30 yıl bölgedeyse başka çareniz yok" demeye getiriyor. Demirel'in söylediği bir söz daha var: "Amerika isterse büyük kötülük yapar" Eski Cumhurbaşkanı, "Amerikan kötülüğü"nü kendi iktidarı dönemindeki ambargolarla, altınlar rehin edilmesine rağmen 500 milyon dolarlık borç bulunamayışıyla örnekliyor.

İşte net sözler:

"Amerika'nın buradan çekip gitmesi 30 senelik iştir. 30 sene burada olacaksa Amerika ile iyi münasebetler içinde olmamız bizim de menfaatimizedir."

Ancak, bu sözlerin yanında Demirel bir şey daha söylüyor: "Amerika acayip bir memlekettir, bakarsın gelecek sene seçim olur, name lazım deyip projeden vazgeçerler." (Hürriyet, 25 Ağustos)

Demirel'in ilk sözleri, genelde "Irak'a asker göndermeliyiz" düşüncesinin gerekçeleri mahiyetinde… Özeti de şu:

-Amerika bölgeyi tanzim ediyor, buna gücü de var, yanında yer almayana kötülük de yapar, öyleyse onun yanında yer alıp, en azından bu düzenlemenin zararından korunmuş olalım.

Demirel'in "Amerika acayip memleket" şeklindeki sözlerinde ise "rezerv" yer alıyor. Bakarsın Amerika çekip gidebilir de…

Buradan da "Amerika'nın yanında yer alırsan bölgede açıkta kalma ihtimalin de var" sonucunu çıkarmak mümkün…

Kuşkusuz bir karar verirken her şeyi hesaba katmak gerekiyor.

Bunu yaparken de olabildiğince saplantılardan kurtulma zarureti var. "Amerika kötülük yapar" düşüncesine çok saplandığınızda da sağlıklı değerlendirme yapmaktan uzaklaşırsınız, "Amerika vız gelir tırıs gider" dediğinizde de…

Şu anda Türkiye'de karar alıcı mekanizmalarda "Irak'a gitme" düşüncesi ağır basıyor, ve ona elverişli gerekçeler öne çıkarılıyor.

Oysa "Irak'a gitmenin riskleri" diye bir başlık açtığınızda o zaman da dehşet verici ihtimaller ortaya çıkıyor…

Neler var bakınız

-Bir kere en önemli hadise belirsizlik olarak görünüyor. Amerika'nın duruşu belirsiz öncelikle… Türkiye'yi Irak'a yönelik projelerinde nerede tutmak istediği belirsiz. Amerika bölgede güçlerle oynuyor, kimisini alta düşürüyor, kimisini üste çıkarıyor, şu anda Amerika'nın birlikte oynadığı Ortadoğulu grup Kürtler… Ama Kürtler'in Ortadoğu'yu harmanlamak için yetmediği görülüyor. Türkiye ile ABD'nin Kürt perspektifi arasında ise mesafe var. Amerika bugüne kadar bu konuda Türkiye'nin uyarılarını yeterince dikkate almadı, Irak'taki Türkmen nüfusunu ise resmen harcıyor. Türkiye, Ortadoğu'nun geleceğini, hem de 20-30 yıllık bir süreç için birlikte mi okuyor, bu şüpheli… Birlikte okuyabilir mi, bu şüpheli… Türkiye- Amerika-Ortadoğu ve gelecek- denkleminde yığınla belirsizlik var… "Amerika'nın yanında yer alalım" politikası, bu belirsizliklerin birliktelik içinde çözülebileceği umudunu taşıyor… "Ya tutursa…" umudu…

-Belirsizlik sadece bu alanla sınırlı değil. Şu anda Irak'ta tam bir kargaşa hakim. Amerika'ya yönelik saldırılar var, BM'ye yönelik büyük bir saldırı oldu, Türk Büyükelciliği'ne ateş açıldı, Şii din adamı Muhammed Said el Hekim'e suikast girişiminde bulunuldu… Kimi zaman neden yapıldığının yorumlanması müşkil olan bu silahlı girişimlerin arkasında kim veya kimler var? Amerikan askerlerine karşı "gerilla savaşı"nı anlamak mümkün, ama mesela BM'yi kim vurdu? Şii din adamını kim hedef aldı? Irak ortamı tam bir "kim vurduya gitme" ortamı olarak görünüyor. BM'nin vurulmasından çıkacak sonuç şu ki, Irak'a gönderilecek Türk birliği, sadece insani amaçlarla gitse bile, bilinmeyen grupların hedefi olabilir ve her şey sıkıntıya girebilir.

-Kaldı ki, Irak'a gönderilecek Türk birliğinin en büyük riski "Amerikalılar'a paravan olma" algılamasıdır. En son, Irak'ta en iyi diyalog sağlanacağı ümid edilen "Iraklı Sünni liderler" adına yapılan açıklamalar bu algılamanın altını çizmişler ve "böyle gelecekseniz gelmeyin" çağrısında bulunmuşlardır. Muhtemeldir ki Iraklılar, "ABD'ye karşı kurtuluş mücadelesi"nin motivasyonunu düşürecek her gelişmeyi düşmanca olarak görüyor ve bertaraf etmeyi hedefliyor. "Amerikalılar yanında yer alacak Türk birliği de Amerikan işgalini kalıcı kılar mı?" sorusu, Irak'lı vatanseverler açısından baktığınızda çok anlamsız görünmüyor.

-Türkiye kamuoyu açısından baktığımızda Amerika'nın "Türkmenler'i aşağılayan" politikası Türkiye'de milliyetçi duyguları harekete geçirmektedir. Şöyle bir senaryo düşünün: Türk askerleri Felluce bölgesinde duruyor ve Kuzey Irak'ta, Barzani-Talabani milisleri, Amerika'nın himayesinde Türkmenler'i vuruyor… Böyle bir senaryoda, Felluce'de sessiz sedasız duran bir Türk askerinin konumunu Türk kamuoyuna izah mümkün olur mu?

Çok net görünen bu riskleri "risk almazsanız…." diye başlayan bir mantık süreciyle bertaraf ettiğimizi düşünebiliriz. Ancak, riskin her boyutunu önemsemek de ülkenin geleceğine duyulan sorumluluğun gereğidir.

Bakın Newsweek dergisinin araştırmasına göre, Amerikan halkının yüzde 48'i bile Amerikan ordusunun Irak'tan çekilmesini istiyor. Yani Amerika'ya "evine dön" demek her zaman Amerikan karşıtı olmanın sonucu olmuyor. Amerikalı anneler "çocuklarımızı bize canlı ver" diye sesleniyor Bush'a ve onun ne-con kadrosuna… Bu anneler Amerikalı değil mi?


26 Ağustos 2003
Salı
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED