AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
8 yıllık eğitim ve köyden şehre göç...

Şehirlerden, kasabalardan uzaklaşıp köylerin sessiz, dingin ve hareketsiz hayatına karıştığınızda farklı bir dünya ile yüz yüze gelmektesiniz. Türkiye hızla köylü ağırlıklı bir toplum olmaktan şehir ve kasaba ağırlıklı toplum olmaya dönüşüyor. Köyden şehre geçiş, veya köylülükten şehirliliğe dönüşüm süreci, bütün toplumlar için en önemli sosyal değişmeyi oluşturuyor.

Türkiye, cumhuriyet döneminde yapılan ilk nüfus sayımında (1927) % 24.5 oranında şehirli nüfusa sahipti. Gerisi yani nüfusun dörtte üçü köylerde yaşıyordu. 1950'de bu oran fazla değişmemişti ve şehirlilik oranı yüzde 25.7'ye ancak ulaşmıştı. Nerede ise yirmi üç sene Türk toplumu olduğu yerde kalmış, sosyal hareketlilik çok yavaş seyretmişti.

1950'den sonra siyasi ve sosyal liberalleşme ile birlik köylüler şehirlere akmaya başladılar. Özellikle yetmişli yıllarda hızlanan bu akış sonunda bugün köylü nüfusu yüzde 26'lara kadar gerilemiş, şehirli nüfus üç misli artmıştır.

Köylü nüfusun şehir merkezlerine yönelmesinin pekçok sebebi var. Bunların kimisi dünyanın her yerinde etkili olan faktörler iken kimisi ulusal veya lokal özellikte olan faktörlerdir. Bu faktörler üzerinde duracak değilim; sadece son yıllarda etkili olmuş ve muhtemelen de kimsenin aklına geçmeyen bir hususa işaret etmek istiyorum. O da şu: Sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim.

Sekiz yıllık eğitimde köylülerin şehre yönelişleri arasında ne ilgi var diyerek itiraz edeceğinizi sanıyorum. Ancak gelişmeler öyle demiyor. Birkaç gündür ziyaret ettiğim köylerde nerede ise tüm okulların kapalı olduğunu, bakımsızlıktan çökmekte olduğunu gördüm. Köylülere çocukları nereye gönderdiklerini sorduğumda ilginç cevaplar aldım. Bir kısmı çocuklarını şehirdeki yakınlarına gönderirken bu imkânı olmayanlar çocuklarını okutabilmek için sonbahar geldiğinde köyden şehre göçüyorlar. Eğitim döneminin sonunda kimisi köye dönerken kimisi temelli gittiğinden artık geri dönmüyorlar.

Sekiz yıllık eğitimin toplum yapısında yarattığı değişikliklerin sonucunu gözlemek için birkaç yıl daha beklemek gerekir. Elbette bunun olumlu etkileri olacaktır. Ancak sebep olduğu olumsuzluklar da azımsanmamalıdır.

Özellikle dağınık ve az sayıda insanın oturduğu, ulaşım imkânlarının çok zor olduğu Doğu Karadeniz gibi bölgelerde ciddi sıkıntılara yol açıyor. Bu sorunların çözümü için düşünülen "taşımalı sistemin" rasyonel işletilemediği herkes tarafından dile getiriliyor. Yatılı Bölge Okulları için başlı başına bir problem oluşturuyor. Çocuğu ailesinden kopararak eğitmenin imkânsızlığını herkes kabul ediyor.

Son söz şu, sekiz yıllık eğitim köylerde ciddi sorunlara sebep oluyor. Kimi ailelerin şehre göçünü hızlandırırken kimisi çaresizlikten ne yapacağını bilemiyor. Milli Eğitim Bakanlığı bazı bölgeler için özel yöntemler ve çareler geliştirilmelidir. Çürüyen tesislere, heba olan çocuklara, sıkıntıya düşen ailelere yazıktır.


26 Ağustos 2003
Salı
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED