|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hemen belirteyim; başlıktaki söz bana ait değil. "Türban vahşetini" belgelemek için Fransa'ya gidip olay yerinde incelemeler yapan ve kaldırımda rastladığı orta yaşlı Fransız kadının başörtüsü konusundaki görüşlerini aktaran değerli şair-yazara ait. Anlayacağınız, kör kör gözüne mizah. (Pek de espritüelmiş canım!) Bir şey daha: Ünlendikçe ve totalitesi arttıkça, ağzı da bozuluyor arkadaşımızın. Şu sözlere bakar mısınız? Kuş beyinli; palavra; geri zekâlı; ahmak; züppe; snob; yok öyle; kalın kafalı; herkese lo lo, bize de mi lo lo? Ününün bir kısmını bu satırların yazarına borçlu, kabul ediyorum; ama sonradan edinilmiş ün, işi "edebiyatla" olan bir yazara, sevimsizin de ötesinde "müstekreh" tanımına giren sıfat ve tamlamaları bol keseden kullanma hakkı verir mi? Vermeli mi? Hani bu arkadaşın mensup olduğu gazetenin etik anlayışı ve yayın ilkeleri vardı? Geçiyorum... Arkadaşımız, eşe-dosta da söylediği gibi, "küreselleşme", "globalleşme" gibi sözcük ve kavramlardan pek hoşlanmıyor; bu sözcükleri olur-olmaz yerlerde kullananlara "kuşkuyla" bakıyor. Eh, madem biz kaşınmıştık, küreselleşme ve globalleşme kavramlarına bu kadar düşkündük, işte bize küreselleşmenin kralı "Stasi Raporu"; niçin bu rapora karşı çıkıyorduk? Küreselleşme varsa, Fransa'da olanların rüzgarı Türkiye'de de esmeliydi! Demek ki arkadaşımız yasak koyan, özgürlükleri ketmeden anlayışın küreselleşmesine karşı değil. O sadece, piyasa ekonomisi, serbest dolaşım ve demokrasi gibi küresel icaplardan hoşlanmıyor. Fakat unuttuğu bir şey var... Stasi Raporu, 11 Eylül sürecinin "İslam eşittir terör" formülasyonu üzerine oturtulduğu ve bir güya "medeniyet refleksi"nden kaynaklandığı için bu kadar tepki gördü; çünkü "öteki" tanımlamasına dayalı, ırkçı, faşizan ve assimilasyon politikalarını meşrulaştıran bir rapordu. "Domuz yiyememe" sıkıntısına dair şiirler yazan arkadaşımız "öteki" tanımlamasının kendisini bağlamadığını düşünebilir; ama bu, onu, orta yaşlı Fransız kadının söylediği gibi, "başka memleketlerden gelmiş tüm yabancılardan" biri olmaktan kurtarmaz. Kaldı ki, Stasi Komisyonu, sadece devlete bağlı okullarda başörtüsünü ve dinî görünürlüğü yasaklıyor. Üniversiteler ve özel okullar bu kapsamın dışında. Ayrıca komisyon, Yahudi ve Müslüman bayramlarının da "kamu takvimine" girmesini istiyor. Yani, Fransa'daki yasakçılar, Türkiye'dekilerden daha insaflı. "Hani baylar yamuk dünya küreselleşmekteydi" diyerek aklınca Stasi Raporu'na karşı çıkanları köşeye sıkıştıran arkadaşımız, Fransa'daki demokratik vasatın Türkiye'de de geçerli olmasını istiyor mu? Madem yamuk dünya küreselleşti ve Fransa'da olanların rüzgarı Türkiye'de de esmekte, o halde niçin Fransa'daki yarım yamalak özgürlüğü kendi vatandaşlarınıza çok görüyorsunuz? Ne biçim insanlarsınız siz!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |