AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Kürt Devleti'nden daha kötüsü!..

Amerika'nın Irak'ı işgalinin doğurduğu ve doğuracağı en ciddi sonuçlardan birisi gerçekleşmek üzeredir. Irak'ta federatif bir Kürt Devleti anayasal olarak da şekillenme yoluna girmiştir. Türkiye'yi çok öfkelendirse de böyle bir oluşumun sürpriz veya şaşırtıcı olduğunu söylemek mümkün değildir. Sınırları belli, parlamentosu ve mimli marşıyla devletleşmenin birçok unsurunu yerine getiren KYB ve KDP devletçikleri ABD işgalinden yani, Saddam'dan önce de vardılar. İşgal, Mesut Barzani ve Celal Talabani'nin bölgedeki varlıklarının uluslar arası meşruiyet kazanması için bulunmaz bir fırsat sunmuştur.

KDP Lideri Barzani'nin bugün müthiş bir özgüvenle, "Bizim en az istediğimiz federalizmdir" diyebilmesi de işgalin ilk siyasi ganimeti olarak değerlendirilmelidir.

Barzani, birkaç gün önce yayınlanan bir makalesinde Kürtler'in dünü, bugünü ve yarını için çok önemli ipuçları da veriyor. Şu ana kadarki durumun hak edilmiş olduğunu, bundan sonraki taleplerin de kazanılmış haklar sayılması gerektiğini dile getiriyor.

ABD ile birlikte hareket etmenin siyasi kazanımını ifade ederken Irak'a müdahalenin Saddam'ı devirmek ve terörle mücadele etmekten öte anlamlar taşıdığı iddiasını güçlendirmektedir:

"Şu bir gerçek ki, Irak'ın kurtarılması sürecine Kürdistan peşmergesinin katılımıyla sadece Baas rejiminin yıkılması amaçlanmıyordu. Peşmergenin bu sürece katılması, Kürt halkının haklarını elde etmesi içindi. Müstakbel Irak'ın yönetimi için açık bir anlaşma bulunuyordu, bu anlaşmaya göre Irak'ın birliği korunacak, Kürdistan da millet ve ülke olarak varlığını koruyarak bu birliğin içinde yer alacak. Bu, taraflar için başlıca bağlayıcı bir husustu…"

Peki, Kürdistan birlik içinde nasıl yer alacak?

"Kürtler bundan böyle Anayasa ve uluslararası hukuk açsından da, on iki yıldan beridir merkezi yönetimden uzak bir şekilde kendi kedini idare eden bir yapının daha gerisinde bir duruma razı olamayacaklardır, ki Irak kurtarılmadan önce Kürdistan Irak merkezi yönetiminin altında değildi… Burada amacım, Irak'ta bazı çevreler ve yabancılardan da önemli bir kesimin, vilayetlere dayalı bir federal sistemi savunduklarına dikkati çekmektir. Bu görüşün, Kürt halkı tarafından kabul edilemez olduğu herkes tarafından bilinmelidir. Kürtler bunca yıl, kendi vilayetleri birbirinden ayrı olsun diye mücadele vermediler. Bu mücadele, Kürdistan'ın sınırlarını ortadan kaldıran vilayetlere dayalı federal bir yapının oluşması için değil, Kürdistan sınırlarının korunması için verildi. Ki bugün vilayetlere dayalı federasyon yönünde yapılan önermeler Kürtler açısından 1970 kazanımının daha gerisindedir.

Irak meselesinin hali, Kürt davasının çözümünden uzak bir şekilde ele alınmamalıdır. Kürtler, gelecekte Bağdat'ta kurulacak hükümetlerin Kürdistan Parlamentosu'nun iradesini hiçe sayan bir yola baş vurmamaları için ve sorunun gerçekçi çözümü için, federasyonu en iyi çözüm olarak görüyorlar.

Barzani, federalizm yapısı altında açık bir şekilde Kürt devleti'ni ilan etmektedir. Dahası var… Bu devletin sınırları içerisine Kerkük'ü de doğal bir şekilde katmayı planlamaktadır. Şu sözler Kürt Devleti'nin sınırlarını anlatıyor: "Federal çözümden söz ederken, Kerkük sorunu ve Kürdistan'ın yeni kurtarılmış diğer yerlerini unutmamak lazım. Çünkü söz konusu olan bu şehir ve kasabalar daha önce de ve şimdi de Kürtler için büyük bir önem arz etmektedir. O nedenle Kürtlerin Kerkük ile ilgili talebi, bazı çevrelerin iddia ettiği gibi, sadece Kerkük'ün bir petrol kenti olduğu için değil, bizim için asıl önemli olan bu şehir ve kasabaların Kürdistan sınırları içindeki ve Kürdistan tarihindeki yerleridir."

Türkiye, on yıllardır dış politikasını bir Kürt devleti kurulmasına karşı geliştirdi ve bu durumu tehdit ve tehlike ilan etti. Ne var ki şimdi bu tehlike gerçekleşmek üzeredir. Mantığı, Türkiye'nin çevresini düşmanla kuşatılmış görmek konseptine dayanan bu politika başarısız olmuştur. Ankara'nın "tehlike" ilan ettiği bir süreç tamamlanmak üzeredir.

Herhalde, bundan daha büyük tehlike kurulacak devletin "düşman" sayılması olacaktır. Türkiye, himaye edebileceği iki lideri uzaklaştırıp onların Türkiye'ye düşman bir devlet kurmalarına seyirci kalan bir politika icra etmiş olmaktadır.

Böyle bir politikanın en azından bir yerinde yanlış yapıldığını düşünmemiz gerekiyor.


24 Aralık 2003
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED