|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanı Ömer Demir "Enflasyon rakamı, sokaktaki enflasyonu yansıtmıyor" eleştirilerinin popülist amaçlı kullanıldığını belirterek "sokaktaki enflasyon neye göre ölçülüyor, bilmiyorum" demiş. Önce şu sokak kelimesi üzerinde duralım. Duralım çünkü bunu kavramayınca "sokaktaki enflasyon"u anlamak mümkün olmaz. Sokak kelimesi mecazî mânası ile dilimizde pek çok deyime temel teşkil etmiştir. Bunlardan bir kısmını sayalım bakalım önümüz ne kadar aydınlanacak. Sokak dili (Halk arasında konuşulan dil; seçkinlerin, zenginlerin, yüksek tabakanın konuştuğu dilden, onun özelliklerinden farklı, daha aşağı seviyede kabul edilen dil), sokak kadını (Kötü yola düşmüş kadın), sokak süpürgesi (Evinde oturmayıp, şurda burda dolaşan kadın. Ahlâken muteber olmayan kadın, sürtük), sokağa atmak (1. Parasını değersiz şeylere yatırmak, verimsiz şekilde kullanmak. 2. Birini yoksul ve düşkün kalacak biçimde ev, iş yeri vb.'den kovmak), sokağa düşmek (1. -Kadın için- Fahişe olmak. 2. Çok bulunur olmak, değerini kaybetmek), sokağa dökülmek (1. Kalabalık bir grubun aniden sokaklara çıkması. 2. İşe yaramaz şeylerin çöpe atılması), sokak kalabalığı (Halk), sokağa atsan (En aşağı, en düşük fiyatla satılsa), sokakta bırakmak (Birini, eve sokmamak, içeri almamak), sokaktaki adam (Rasgele, basit vatandaş, sıradan insan), sokakta bulmamak (Birini, bir şeyi çok değerli saymak, ondan vazgeçememek), sokakta kalmak (Yatacak yer bulamamak, barınacak bir yeri olmamak)... Bu liste uzayıp gider. Bunlara -konumuz icabı- "sokak satıcısı"nı, "sokak çocuğu"nu da ilave edelim. Toplarsak ortaya kalabalık ancak güçsüz bir "ses" çıkar. Bu işte "sokağın sesi"dir. Sayın Ömer Demir "bu sesi" duyun. Bu ses ülke nüfusunun çoğunluğunu teşkil ediyor. "Ses sese karşı" derler. Alın size misal. Sokak satıcısı patates-sovan diye bağırıyor, pencereden uzanan kadın üç kilosu şu kadara olan mal için: "Biraz indirsene" diye itiraz ediyor. Neden? Çünkü mutfak masrafı için ayırdığı para belli. Günden güne artmıyor, durduğu yerde azalıyor. -İndir, indir, diye itiraz ediyor. İşte aradığınız "ölçü" budur. Sokağın ölçüsü budur. Gıda, giyecek, konut, eğitim ve sağlık giderleri, yani şu beş kalem unsur bu meselenin ölçüsüdür. TÜTSİS Başkanı Sayın Halit Narin Türkiye'de kişi başına milli gelirin üç bin dolar olmasına inanamıyormuş. İnanamaz elbet. Evlerinin, bürolarının, makamlarının kapı ve pencerelerinden içeriye hiçbir "sokak sesi"ni sızdırmayanlar; bu sesteki kırılganlığı, saldırganlığı, yenilmişliği, beklentiyi, ızdırabı duyamayanlar ne kulağına, ne gözüne, ne de ortaya çıkan rakamlara inanabilir. Onlar "Millette para çok" diyenlerin, "Bunların yastık altını kurcalasan neler çıkar" diyenlerin safında dururlar. Sokağa çıkmak, sokağın sesine kulak vermek, bir turistik seyahat değildir. İMF yetkililerinin dereceli gözlükler ardından madeni ve soğuk bakışlarıyla etrafı süzmeleri gibi değildir bu. Çok teorik, çok bilimsel, çok karmaşık değildir sokak. Yukarıdaki deyimler güzel dilimizin en açık-seçik ifadeleridir. Sokağı anlamak mı istiyorsunuz. Ona yüreğinizi açacaksınız, merhamet ve şefkatle bakacaksınız. Merak etmeyin bu bakış ne sizi ne de o çok önem atfettiğiniz bütçenizi bozmaz. Not: Başbakan asgari ücreti yüksek tutun demiş, bir alkış buna. Emekliye zam müjdesi vermiş, ikinci alkış da buna. Hele asgari ücreti varlıklı kesim evlatlarının bir gecelik gazino masrafına benzetmiş ve "insaf" demiş ki en çok alkış da buna.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |