|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Elbette kimse yalan haber sevmez, sanıyorum Aydın Doğan da sevmez. Ama nedense son günlerde Aydın Doğan'ın sahibi olduğu gazetelerde, İslami değerlere ilişkin yaygın bir şekilde 'yalan haber' üretimi yapılıyor. Eğer yanlış algılamıyorsam, Doğan grubunun gazeteleri İslami hassasiyetlere karşı "özel" bir kampanya başlatmış durumdalar. Evet gazeteci, olaylara her zaman biraz eleştirel bakmak ve her olayda sorgulayıcı bir şüpheciliği muhafaza etmek durumundadır. Ancak bu, ilgili ilgisiz her olayda "İslami değerlere" karşı mutlaka bir "olumsuzluk" üretmek anlamına da gelmez. Oysa Aydın Doğan'ın gazeteleri ısrarla ve inatla, İslami değerleri ve bu hassasiyete sahip olan insanları "küçültücü" haberler yapmak için özel bir gayret sarfediyorlar sanki... Bu konuda öylesine maharetliler ki, eğer İslami değerleri incitici haber bulamazlarsa, durumu başlıklarla idare ediyorlar. Mesela, bir türlü şair olamadığı için son çare olarak "asparagas" gazetecilik yapmaya heveslenen Özdemir İnce'nin Fransa'daki başörtüsü sorunuyla ilgili ropörtajı... Hiçbir ciddi araştırma ve inceleme yapmadan, sadece kafasının içindeki "örümcekli" düşünceleri, Paris'teki "laikçi akrabaları"nın ağzından yazıp milyonlara haber diye yutturmak... İşin dramatik tarafı, "Doğan Medya Grubu Yayın İlkeleri"ne bağlı olduğunu iddia eden Hürriyet gazetesi, "Mini etekli kızı diri diri yaktılar" başlığını sürmanşetten vererek başörtülüleri hedef gösterebiliyor. Hem de ilkelerinde yer alan, "Yayınlarda hiç kimse, ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi veya ilişkisi, dini inançları, fiziki kusurları veya yaşı nedeniyle aşağılanamaz ve kınanamaz" maddesine rağmen. Demek ki "Hürriyet gazeteciliği" böyle bir şey oluyor... Şimdi Hürriyet'in bu haberinin çarpıtma olduğu ortaya çıkmış bulunuyor. Zaman gazetesinin haberine göre, Fransa Demokrat Müslümanlar Konseyi Başkanı Abdurrahman Dahman, Sohane olayının başörtüsü tartışmalarına katılmasını "palavra" olarak niteledi. Bir kere olay kıyafetle ilgili değil, kavga yüzünden meydana gelmiş. 4 Ekim 2002'deki korkunç olay şöyle gelişmiş: Paris'in banliyölerinden Vitry sur Seine'de 17 yaşındaki Sohane Benziane isimli genç kız evine giderken, tanıdığı ve daha önce tartıştığı Kuzey Afrika göçmeni Cemal Darrar ve İtalyan asıllı Tony Rocca ile karşılaşıyor. Rocca ve Darrar, Benziane'ı bir apartmanın çöp odasına çağırıyor. Burada tartışma alevleniyor. Sokak sakinleri ve Fransız gazetelerinin 'getto serserileri' diye andığı Tony ve Nono (Cemal) Sohane'ı benzin dökerek yakıyor. Bağırarak dışarı fırlayan Sohane alevlerden kurtulamayarak çığlıklar içinde yanarak ölüyor. Özdemir İnce'nin "kin" ve "nefret" cümleleriyle sunduğu dizinin en güvenilir bilgi kaynağı kim dersiniz. Filistinli çocukları katleden "Kasap Şaron"la soyadı akrabası olan Elele Derneği'nin yöneticisi Gaye Petek Şalom. Yani bozacının şahidi şıracı... Eğer "asparagas" meraklısı Özdemir İnce, zahmet edip biraz olsun Gaye Petek Şalom'dan ayrılarak gazete arşivlerine bakabilseydi, Fransız gazetelerinin Sohane'in yakılmasının sebebini Cemal ve Tony ile yaşadığı bir problemin tartışmaya dönüşerek ilerlemesi sonucunda meydana geldiğini yazdıklarını rahatlıkla görebilecekti. Oysa Özdemir İnce'nin derdi haber değil, başörtülüleri aşağılamaktı. Öyle ya, Gaye Petek Şalom "başörtülüler yaptı" diyorsa, onlar yapmıştır, gerisi hikaye...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |