|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, Anayasa Mahkemesi'nce kapatılan Refah Partisi'nin hesapları sebebiyle bir mahkumiyet aldı ve Yargıtay bu hükmü onayladı. Olağanüstü süreçte kapatılan RP için daha sonra dönemin yetkili ağızlarının kamuoyuna yaptıkları açıklamalar bu kapatma sürecinin hukuki olmaktan çok siyasi olduğunu göstermiştir. Hatta FP'nin kapatılışında dava açıldıktan sonra dokunulmazlığı bulunan TBMM'de yapılmış konuşmayı bile gerekçeye koyacak ve o konuşmayı yapan vekile siyasi yasak getirecek kadar genel hukuk ilkelerine aykırı yollara tevessül edilmiştir. Aynı reflekslerle bu siyasi çizgiyi ezmek pahasına hiçbir siyasi partiye uygulanmayan bir inceleme ile kamuoyunda tirilyon davası olarak bilinen dosyalar açılmış ve sadece Erbakan değil 60 civarında siyasetçi mahkum edilmiştir. Şunun altını kalın çizgilerle çizmek gerekir ki RP'ye yapılan hesap incelemesi diğer partilere de yapılmış olsa benzer sonuçlar ortaya çıkacaktır. Diğer partilere yapılmamıştır, çünkü RP olağanüstü süreçte frenlenmesi gereken ve mutlaka bir suç unsurunun izafe edilmesi gereken bir konumda görülüyordu. Hadi hepsi geldi geçti diyelim ve bugüne bakalım. Bugün sonuç olarak Erbakan ve 60 dolayında il başkanı il muhasibi bu olağanüstü sürecin olağanüstü uygulamasının bir neticesi olarak hapse girecekler. Tabii şahsiyeti itibariyle kamuoyu Erbakan'ı görüyor ve sadece onu yazıyor. Onu görmesi de son derece tabii. Çünkü Erbakan yirminci yüzyıl Türkiye'sinde siyasete damgasını vurmuş bir şahsiyet. Ve bence Erbakan fikirleri, renkli kişiliğinin ötesinde bir bütün olarak Türkiye'ye gerçek manada hizmet etmiş bir şahsiyettir. Bu ülkede siyasi kişiliğinin ötesinde iki kez başbakan yardımcılığı ve 11 ay süreyle başbakanlık yapmış ve hükümette görev aldığı bu sürelerde başarılı olduğu kayıtlara geçmiş bir devlet adamıdır. Beğenelim ya da beğenmeyelim hükümet ettiği yılların rakamları onun başarılı bir devlet adamı olduğunu göstermektedir.. Siyasi kişiliği itibariyle de ülkeye en büyük katkıda bulunmuş siyasetçilerden biridir. Onun kurduğu geliştirdiği siyasi yapı özellikle 1994 seçimlerinde Türkiye genelinde belediye başkanlığını kazanmış ve belediyecilikte yeni bir çığır açmıştır. Refahlı belediyelerin gösterdiği başarı milletin gözünü açmış öteki siyasi parti mensupları da utanma belasına hizmete başlamıştır. Bütün bunların altında ya da arkasında Erbakan'ın siyasi başarısı yatmaktadır. O, başka partilerin çalışmasına bile sebep olacak bir çığır açarak bütün ülke insanına hizmet etmiş bir şahsiyettir.. Şimdi böylesi son 40 yıla damgasını vurmuş milletvekilliği, bakanlık başbakanlık yapmış tüm Türkiye'ye faydası dokunan bir genel başkanın bu şekilde hapse girmesiyle Türkiye ne kazanmış olacaktır? Hele AB'ye tam üyelik sürecinde bu manzara Türkiye'nin lehine mi aleyhine mi sonuçlanacaktır?. Hoş her münasebette Apo'yu Zana'yı gündeme getiren batılı siyasetçilerin bir başbakanın bu şekilde olağanüstü süreç mağduru olarak hapse girmesi karşısında sessiz kalmaları da anlaşılır değildir! Her neyse şu anda Erbakan için tashih-i karar süreci başlamış bulunmaktadır. Bu süreç olumsuz sonuçlanırsa geriye sadece iki şık kalmaktadır, infazın başlatılması ya da sayın Sezer'in re'sen devreye girerek infazı durdurmasıdır. Doğrusu şimdiye kadar büyük çoğunluğu terörist olan çok sayıda hükümlüyü yasal yetkisini kullanarak affeden sayın Sezer'in, kendisinin cumhurbaşkanlığına seçilmesinde büyük payı bulunan Erbakan hakkında aynı yetkiyi kullanması yadırganacak bir tavır olmaz. Bence olaya re'sen müdahale edip bu yetkisini kullanması sayın cumhurbaşkanının son zamanlarda yıpranan imajına artılar kazandıracaktır. Tabii sayın Sezer yetkisini kullanıp Türkiye'yi başbakanını hapse gönderme ayıbından kurtarması yetmiyor. Öte yanda 60 civarında il başkanı ve il muhasibi de aynı hükümden mağdur olmuştur. Her ne kadar onlar bir yıl hüküm giymiş olsalar ve sadece 4 ay ceza çekecek olsalar da (ayrıca 4 ay izin kullanarak infazı erteletme hakları var) hukuki sonuçları itibariyle büyük mağduriyetlere maruz kalmışlardır/kalacaklardır. İşte bu noktada TBMM'ye görev düşmektedir. Görev, Siyasi Partiler Kanunu'nun bir an önce gündeme alınmasıdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |