|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, kavramı daha az önemli yönünden kürsüye taşıdı, ama bunu yapması bile çok yerinde. 'Çoğulculuk' önümüzdeki dönemde Türk siyasî hayatında sıklıkla işiteceğimiz bir kavram. Değişik din, etnik grup ve eğilimlere sahip insanların yaşadığı bir ülkede, 'çoğulculuk', biriken sorunları ortadan kaldırmaya yarayabilir. Yeni Delhi'den yazmıştım; Bir ırklar ve dinler mozayiği olan Hindistan, birlik ve bütünlüğünü sağlamak için üç ilkeye sıkıca sarılmış: Demokrasi, lâiklik ve çoğulculuk... Bir milyarı aşan nüfusu sebebiyle 'dünyanın en kalabalık demokrasisi' diye de anılıyor Hindistan; ara ara gel-gitler yaşansa da, demokrasiden vazgeçmiyor. Hindistan'ın şimdiki cumhurbaşkanı azınlık konumundaki Müslümanlar'dan... Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere birçok hassas kurumda da temsil ediliyor Müslümanlar; tabii ülkenin diğer farklı dinlerinin mensupları da... Bu temsil 'liyakat' esasına dayanıyor; dinler ve ırklar için bir 'kontenjan' söz konusu değil... Bu özeti Cumhuriyet'in kuruluş ilkeleriyle karşılaştırdığımızda anlıyoruz: Çağdaş Türkiye de, yola, tıpkı Hindistan gibi, 'çoğulcu' olmak üzere çıkmıştı... Bizim ülkemizde de değişik etnik gruplardan insanlar yaşıyor; çoğunluk Müslüman olsa da İslâm anlayışları arasında da farklar bulunabiliyor. Ayrıca dinî azınlıklar da var Türkiye'de. Sistemin özelliğine göre, kimsenin, hiçbir grubun diğerleri üzerinde tahakkümü söz konusu değil; liyakati bulunan herkes, hiç değilse teorik olarak, her yere gelebiliyor... Son AB ile uyum yasaları tartışması sırasında da gördük: Ülkemizde temel sorun teoride değil; yasalarda mükemmellik yakalansa bile yasaların uygulanmasında ciddi sorunlar yaşanabiliyor. Belki dünyanın başka yerlerinde Türk olmak kolay değil, ancak Türkiye'de de 'farklı' olmak zor bir zanaat... Zaman zaman mahkeme kararlarına bile yansıyan bir 'öteki' sorunumuz var bizim; asırlardır aynı topraklarda birlikte yaşadığımız dini veya etnik kökeni bizden 'farklı' insanlara bu farklılıklarını hissettirecek biçimde davranabiliyoruz. Hem de, "Artık gâvura gâvur denmeyecek" diye özetlenen Tanzimat'tan buyana aksi yönde tedbirler alındığı halde... Son 20 yıla damgasını vuran terör olaylarının arka-planında da, sorunları 'birlik ve bütünlük' kavramlarına sığınarak çözmeye çalışmamız yatıyor. Oysa, sımsıkı sarılmamız gereken esas kavram, Cumhurbaşkanı Sezer'in dikkatlerimizi çektiği gibi, 'çoğulculuk'tur... Cumhurbaşkanı Sezer, kavram üzerinde dururken, sayısal çokluğun aldatıcılığını vurguladı. Doğrudur: Parlamentoların her konuda yasal düzenleme yapabildiği demokrasilerde, koltuk sayısı, bazen iktidarların başını döndürebiliyor. Oysa, sayıca yeterlilik, toplumun eğilimlerini, genel yararlarını gözardı eden bir yaklaşımı mâzur gösteremez. Cumhurbaşkanı haklı; iktidarların, herkesi ilgilendiren temel konularda, toplumun bütününün rızasını araması gerekir. Bizde, bazı dar çıkar gruplarının iradelerini bütün topluma dayatma alışkanlığı, sayıca üstün iktidarların da başını döndürebiliyor. Danışma Meclisi kurulup metni üyelerin tartışmasıyla oluşturma görüntüsü verilse bile, 12 Eylül Anayasası, beş generalin eğilimlerini yansıtıyor. Geçmişte, koalisyon hükümetleri, iş çevreleri, ya da dar grupların çıkarları istikametinde yasalar çıkartabildiler. Bugün ülkede sürdürülen nice 'yasakçı' uygulama, 'çoğulcu' anlayışın sisteme yansımasıyla ilgili değil; halk tarafından seçilmemiş birkaç kişinin tercihi yüzünden milyonlar mağdur edilebiliyor bizde... Halktan oy alarak güçlü sandalye sayısıyla Meclis'e giren iktidarların, bu 'Türkiye gerçekleri'ni gördükleri halde, "Biz de sayısal çokluğumuzu kendi eğilimimizi sisteme nakşedecek biçimde kullanalım" hevesine kapılmamaları neredeyse imkânsız. Ak Parti iktidarı bu imkânsızı başarmak zorunda. Önümüzdeki günler Türkiye'nin geleceğini belirleyecek tarihî önemde gelişmelere tanık olacak. Demokrasinin tıkanık kanallarını açıp lâikliği Batı'da anlaşıldığı biçimiyle yerleştirirken Cumhuriyet'in amaçladığı 'çoğulculuk' anlayışını da yeniden canlandırmalıyız. Ülkemizi mutlu insanlar ülkesi haline dönüştürmek için bundan daha emin bir yol yok. Cumhurbaşkanı Sezer'in yeni yasama yılının başlaması vesilesiyle yaptığı konuşmada bunu hatırlatması yerinde; herhalde kendisi de, tavır ve tutumuyla, özellikle 'çoğulculuk' anlayışının yerleşmesi açısından, iktidara 'örnek' teşkil edecektir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |