|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Deli Yürek, Avcı gibi sorgulayıcı yanlarıyla öne çıkan dizilerin yazarı Ömer Lütfi Mete, şimdi de deli yürekli bir kızın hikayesi olan Rabia dizisi ve deli yürekli bürokrat Recep Yazıcıoğlu'nun hayatını yazıyor
MUSTAFA NİZAMOĞLU Asıl mesleği gazetecilik. Bugüne kadar birçok gazetede yöneticilik ve köşe yazarlığı yaptı. Halen Sabah gazetesinde yazıyor. Ancak o, kalemini yazarlığın dışında dizi senaryoları için de kullanan bir isim. 1986 yılında belgeselle başladığı senaryo yazarlığına dizilerle devam eden, yazdıkları, tasavvufî motifler taşımasıyla diğer senaryolardan ayrılan Ömer Lütfi Mete, mafya ve derin ilişkileri sorgulayıcı yönüyle dikkat çeken ve izleyicileri 2 yıl boyunca ekrana bağlayan Deli Yürek'in de senaryosunu yazdı. Mete ile TV'yi ve şu sıralar Kanal 7'de ekrana gelen yeni dizisi Rabia'yı konuştuk. Şu aralar Kanal 7'de yayınlanan Rabia'yı yazıyorsunuz. Nasıl bir dizi Rabia? Küçük bir kasabada geçenleri konu ediyor. Rabia, geçmişine saygısı olan genç bir eczacı. Bölgeye turistik otel yapmak isteyen arazi mafyasıyla mücadele ediyor. Zaman zaman adını aldığı Rabia Adeviyye ile bağlar kuruluyor, onun gibi erdemli bir bakışı yansıtıyor ancak bu Rabia günümüz şartlarında yaşayan bir kız. Münzevi değil. Bu dizide de tasavvuf var mı? Tasavvuf var ama Deli Yürek'teki gibi değil. Rabia'nın daha reel bir kimliği var. Dizide başka bir karakter var. Rabia'yı yetiştiren Keklik Ana. Dizide hata yapmayan ve Anadolu bilgeliğini temsil eden de o. Bu dizinin Kuşçu'su yani...
Evet, bir anlamda buranın Kuşçu'su Keklik Ana. Rabia da yiğit bir kız. Eli silahlı değil ama haksızlığa karşı mücadele eden bir kız. Deli yürekli bir kız. Merhum Recep Yazıcıoğlu'nun hayatını anlatan filmi de siz yazıyorsunuz. Nasıl bir film olacak? Evet, gerçek bir deli yüreklinin hayatının bir döneminin filmini çekiyoruz. Rahmetlinin 1974-76 yılları arasında Hamur Kaymakamlığı sırasında yaşadıklarını konu alan bir film. Vizontele'den bin kat daha komik olaylar var. Rahmetli, vefatına kadar eleştirdiği sistemle ilk orada karşılaşmıştı çünkü. Sistem komik olunca, yaşanılanlar da komik oluyor. Bu filmi sağlığında çekecektik ama ben senaryoyu yetiştirememiştim. Bu yüzden bazen bana sitem ederdi. Geçen sezon tarzınızın dışında bir dizi olan 'Bir Yıldız Tutuldu' ile bizi şaşırttınız. Niye böyle bir diziye imza attınız? Ben bu diziyi imza koymadan yazacaktım. Proje geldiğinde, 'Buna imza koyamam' dedim. Dizinin yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlenen İsmail Güneş kanalla anlaşırken, senaryoyu Ömer Lütfi Mete yazacak demiş. Böyle mutabakata varmışlar. İsmim istenmiş yani. Star'ın ödeme konusunda sorun çıkardığını bildiğimiz için, bunu bahane ederler, paramızı alamayız diye ismimi kullandık. Niye yazdığıma gelince. Ben bundan geçiniyorum. Ayrıca diziyi çeken şirkete borcum vardı. Şimdiye dek kaç dizi oldu? Evlere Şenlik, Beyaz Savaş, Deli Yürek ve Aile Bağları gibi dizileri yazdım. Toplam 500 bölüm olmuştur. Sadece Bizim Ev 100 bölüm, Deli Yürek 117 bölüm, Hayat Bağları'nda da 50 bölüm kadarında ben varım. Aile Bağları da güzel bir diziydi... Evet, öyleydi ama, dört yılı bulan bir iş yoruluyor. Deli Yürek de 117. bölümde bittiği zaman herkesin içinde bir gına duygusu vardı. Bana göre hiçbir iş 100 bölümü bulmamalı. Tadında bitmeli. Çünkü bir süre sonra tekrara düşme ihtimali çıkıyor ortaya. Dizinin tutması tılsımına bağlı
Genellikle adından sözettiren dizilere imza atan Ömer Lütfi Mete, yaza yaza öğrenmeye başladığını söylüyor. Mütevazılıkla "Bu işi öğreniyoruz galiba. 53 yaşımdayım ve bu işi öğreneceğime umudum arttı. Geniş zamanım olsa daha da iyi yazabilirim" diye konuşan Mete, çok kötü senaryolarla çekilen dizilerin tutabildiğini ifade ederek şunları söylüyor: "Bir tılsım meselesi bu. Çözebilmiş değilim. AB grubunda televolenin ikinci olmasını açıklamak ne kadar mümkünse, aziz halkımızın zevkleri ve beğenileri konusunda bir ölçüye varmak da o kadar mümkün."
|
|
|
|
|
|
|
|