AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
DYP'nin 'yüz kızartıcı' hevesi

DEHAP davası sonrasında ortaya çıkan durum son derece can sıkıcı ve de kafa karıştırıcı. Şimdi şu bilgileri lütfen önce dikkatlice okuyalım. Dönemin Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 3 Kasım seçimlerinden önce YSK'ya DEHAP'ın 63 ilde örgütlendiğini bildirdi. YSK'nın yeni talebi üzerine bu rakam 58'e indi.

Yine Başsavcılık, DEHAP'ın seçime alınmasına itiraz ederken 23 ilde, Çorum'daki belediye meclisi seçimleri öncesi de sadece İstanbul'da örgütü bulunduğunu kaydetti. Yılbaşında yapılan rutin bildirimde hiçbir ilde örgütlü olmadığı vurgulandı. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin DEHAP yöneticileriyle ilgili kararında partinin 27 ilde örgütü bulunduğuna yer verildi.

Peki bu DEHAP'ın kaç ilde örgütlü olduğunu gerçekten bilen bir devlet kurumu var mı bu ülkede Allahaşkına?

Biliyoruz ki, Yargıtay bu ülkenin en ciddi ve saygın bir hukuk kurumu. Bugüne kadar seçimlerle ilgili en küçük "sahtecilik" olaylarını bile zamanında tesbit eder ve YSK'ya bildirirdi. Oysa DEHAP olayında önce 63 ilde örgütlendiğini bildiriyor, 9 ay sonra da "sahtecik"ten mahkum ediyor. Zaman zaman gözden kaçan küçük hatalar olabilir, ama 63 il nasıl gözden kaçar bunu anlamakta güçlük çekiyoruz doğrusu.

Ayrıca, geçtiğimiz günlerde basında çıkan bazı haberlerde Yargıtay 6. Dairesindeki bazı üyelerin DYP ile yakınlıkları bulunduğu yazıldı. Elbette Yargıtay gibi bir kurum için böyle "yakışıksız" bir yakıştırmayı kabul edemeyiz. Ama bütün bunlar şimdi önümüzde birer soru işareti olarak duruyor.

Belli ki, "28 şubat" alışkanlıklarını hala üzerinden atamamış bazı mahfiller, "millet iradesi" üzerinde "mühendislik projeleri" yapmak gibi bir takım heveslerin peşindeler. Oysa biz, gerek bağımsız hukuk kurumlarına, gerekse Türk demokrasisine gölge düşürme hevesinde olan bu mahfillerin 3 Kasım seçimlerinden "ders" aldıklarını sanıyorduk. Demek ki, bu kadar açık mesajı alabilecek bir zihinsel yeterliliğe bile sahip değillermiş.

28 Şubat sonrasında yapılan bütün mühendislik projelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını bile bile yeniden aynı "projeler"den medet umanlara doğrusu şaşıyorum. Gerçi böylesine "zihinsel özürlü" mahfillerin bulunmasından da ayrıca büyük keyif alıyorum. Bunlar olmasaydı, belki de "Tayyip Erdoğan gerçeği" ile bu ülke buluşamayacaktı.

Bu arada, bütün bu olup bitenlerin merkezinde bir de "DYP olayı" var ki, doğrusu çok trajik... Şimdi Mehmet Ağar dahil, bütün DYP yöneticileri YSK'nın, DEHAP'ın oylarını alarak kendilerine vermeleri için adeta canhıraş bir şekilde feryat ediyorlar. Bu nasıl bir partidir ki, milletin vermediğini "masa başı"nda almak için "şaibeli projeler"in parçası olmaya can atıyor.

Hele ki bu parti, Demokrat Parti'nin devamı olduğunu iddia ediyorsa işler daha da vahim demektir. Şimdi DYP'nin, millet iradesini gaspetmeye yönelik "mühendislik projeleri"ne ortak olma merakını gördükçe doğrusu insanın içi sızlıyor.

Bir kez daha anlıyoruz ki, sadece millet iradesiyle gümbür gümbür gelen Demokrat Parti ile, bütün umutlarını "siyaset dışı" projelere bağlamış "derin" Mehmet Ağar'ın yolları o kadar ayrı ki... Bir de bu partide Aydın Menderes var. Mesela Aydın Bey çıkıp, "Böylesine yüz kızartıcı tavırlar DYP'ye yakışmaz" diyebilirdi, demeliydi. Ama heyhat, o Aydın Menderes ki zaten hiçbir zaman babasının misyonuna sahip çıkamamış, onun duruşunun binde birini bile gösterememiş öyle bir insan işte..


3 Ekim 2003
Cuma
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED