|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
300 yıllık geçmişi olan St. Petersburg Mumya Müzesi'nden 36-37 parça birkaç aylığına sergilenmek üzere İstanbul'a getirildi. Sergiyi gezerken tarihin mumyalar üzerinde nasıl büyütülüp küçültülebileceğine şahit oldum. Mumyalar sahipleri hayattayken yüzlerinden çıkarılan mumya maskeler aracılığı ile yapıldığı için yüz hatlarının birebir uyması söz konusu. Öleli 300 yıldan fazla olmuş kahramanlar için tabiî böyle bir uygulama mümkün değil. Onlar tahmini olarak yapılmış. Vücut hatları birebir gerçek ölçüler içinde yapıldığı gibi, her tarihî kahraman, kimliğini yansıtan vücud dili içinde canlandırılmış. Mesela Lenin tahta bir kürsü üstünde halka seslenirken, Karl Marks elinde gazetesi, I. Katerina hani şu Baltacı ile konuştuğu/buluştuğu söylenen Katerina koltuğunda oturmuş süzüm süzüm süzülürken; Alman prensesi olan ve asıl adı Sophia olduğu halde Katerina adını almayı tercih eden ve tarihe II. Katerina ismiyle geçen Çariçe'yi fal baktırmak için beklermiş gibi kahve fincanıyla buluyoruz. Salonunda oturmuş bekliyor. Ülkeyi yönetebilmek için kocası III Petro'yu tahtan çekilmeye zorlayan kadın. Bir günde yüzlerce kanun çıkaran ve Rusya'yı 18 yüzyılda dünyanın en büyük gücü haline getirmiş kadın. Elinde fincan bekliyor. Beyazlamış saçları, mütebessim çehreyle tarihe yön vermiş bir kadından ziyade torunlarına patik ören nine şefkatiyle selamlıyor ziyaretçileri. Yeltsin bir eli kopuk parmağı dikkat çekecek şekilde ve diğer eli de sanki votka tutuyormuşçasına heykelleştirilmiş. Votka olmadan elini, dilini, bedenini kullanamadığı tescillenmek istenir gibi. Ama elinde votka bardağı yok. Sanki varmış gibi. Pandomim yaparmış gibi. Böylece olmayan votka bardağı varlığının gösterebileceğinden daha yoğun manalar barındıran sembole dönüşüyor. Her tarihi karakterin zaafının belirgin olarak görülmesine de itina gösterilmiş. İki metre boyu olan Deli Petro, uzun boyuna rağmen 39 numara olan ayak ölçüsünden mustarip olduğu için, hayatı boyunca iki ayakkabı üst üste giymiş. Mumyasının ayaklarında görülen üst üste iki ayakkabı, ziyaretçilerin onun hayatı boyunca sakladığı zaafını merak vesilesi haline getirerek, aşikar kılıyor. Keza tarihi, önünde diz çöktürmeye cehd etmiş Napolyon, 1.52 cm boyuyla başı dertte olarak yaşadı. Askerlerine kendisini 3. metrelik bir mezara gömmelerini vasiyet ettiği halde, sanki ne kadar küçük olduğunu daha bir görünür hale getirmek için sergi yetkilileri onu, hayatını kasları üzerinden kazanan ABD'li aktör, iri kıyım Arnold Schwarzenegger yanında konumlandırmışlar. Böylece Napolyon biraz daha küçülmüş. Zaaflara müdahale etmek de söz konusu. Gorboçov'un eşi, kocası devlet başkanı olduğu sıra yüzünün maskesini aldırmış, alnının ortasındaki lekenin biraz daha küçük yapılması ve Gorboçov'un olduğundan daha ince gözükmesi için, first leydi otoritesini kullanmış. Gazi Mustafa Kemal, koltuğunda bacak bacak üstüne atmış otururken resimlerinde gördüğümüzden çok daha ince bir yüz ile; Kemal Sunal Çöpçüler Kralı sahnesinden bir kare, elinde süpürgesiyle karşılıyor gelenleri. Çeçenistan'ın yetiştirdiği en büyük isim Şeyh Şamil vakur, mert ve mütedeyyin bir ifade ile dimdik duruyor. Bu duruştan etkilenmemek mümkün değil: "Şamil Kafkas dağının güneşidir/ Şamil Alparslan'ın öz be öz kardeşidir/Şamil'i bilmeyen atasını ne bilir?" Sergi açısından beri en çok şaşırtan dizlerinin üstüne oturmuş olarak küçük kara figürler gibi canlandırılmış olan Cengiz Kağan ve Farabi oldu. Aristoteles felsefesinin İslam dünyasındaki en yetkin ismi, devlet felsefesi üzerinde yazdıklarıyla tanınmış büyük filozof Farabi, ikiz kardeşiymişçesine Üsame bin Ladin olarak canlandırılmış adeta. Cengiz Kağan'a gelince... Putperest bir hükümdar olarak ölen, tarihin en acımasız kumandanı olarak isim bulmuş, ilk biyolojik savaşın babası, bağdaş kurmuş oturuyor. Vebadan ölmüş askerlerini, mancınıkla düşman üstüne attıran gözü dönmüş kumandandan ziyade Konfüçyüs öğretisini savunun bir bilge gibi. Sergi yetkililerinin özel siparişle yaptırdıkları Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman'a gelince... Ayakta bekliyorlar. Vücud dilleri silik. Tarihe zafer kazımış hükümdar kimlikleriyle değil de hangi bir ailenin büyükleriymişçesine... Fethin 550. yılında mumya sergisinde Fatih'i oturtamıyoruz. Sebebi? Devlet yetkilerinin kendilerini kültür elçileri olarak görmemelerinin yanısıra büyük şirketlerin kültüre yatırım yapmamasında aranmalı. Her jest ve mimik ilave para manasına geliyor. Her bir heykelin maliyeti 8-10 bin dolar civarında. Maliyeti en uygun olanlar ayakta dikilenler.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |