AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

K R O N İ K  M E D Y A
DOĞAN GRUBU BAYAĞI ZEKİ:
'Asmalı'nın reytingine
Altaylı ile ortak oldular!

Doğan Grubu'nun başta Milliyet gazetesi olmak üzere Hürriyet ve Kanal D gibi organlarının rakiplerinin başarısı karşısında sonunda pes ettikleri apaçıktı.... Yani özet olarak, ne yaparsan yap ama "Yiğide hakkını ver!" durumu.

Nihayet yaz geldi ve "Asmalı Konak"a veda ettik... "Asmalı"nın ne tür bir şey olduğundan söz etmeyeceğiz; ancak izin verirseniz, Radikal'den Perihan Mağden'in ekranda reyting rekoru kıran bu dizinin hemen ardından yaptığı şu birkaç tespiti kaçırmayalım:

"Bence Konak'ın özhakiki başarısı: Türklerde olmayan her şeyi kepçeyle sunmasında yatıyor; Model model cipler / mipler, dizidekiler (uşaklar da dahil) mütemadiyen yiyorlar, içiyorlar mükellef sofralar (Türkler aç bu arada), seviyorlar, sevişiyorlar, AŞK yaşıyorlar (Türkler cümleten abazanken) hepsinin bir işi var (Türkler işsizlikten kırılıyorlar) habire çalışır gibi yapıyorlar; otel için, sergi için; ama aslında çalıştıkları yok sedece çene çalıp ordan araya sürtmekteler (aynen Türklerin gönlünde yatan işşş koşulları). (...) Evet: dizinin meselesi bu. Tüm karakterler karton. Hepsi yalan ve yapmacık bir nevi. Olsun bize uyar. Bizler de öyleyiz –karakter değiliz. Kartonuz yapmacığız. Uymaz mı yani?"

"Asmalı Konak" malûm olduğu gibi atv ekranında önümüze gelen bir diziydi. Başlayalı tam 54 hafta olmuş. "Son randevu" kanala reklamlardan tam 1 milyon dolar kazandırmış. Dizinin "final" bölümü saat 22.29'da yayına girip 00.44'de son bulmuş. Peki bu arada, 75 dakikalık dizi dışarda bırakılınca reklam ve tanıtımlara ayrılan süre ne kadarmış? Milliyet gazetesi bu süreyi 1 saat 6 dakika olarak veriyor. Vatan gazetesi tanıtımları dışarıda tutarak sadece reklamlara ayrılan süreyi veriyor: 57 dakika. Eğer siz de televizyon ekranında izlediğiniz dizi ve filmlerin artık ölçüyü hepten kaçırmış "reklam kuşakları"na kafayı takmış bir izleyici iseniz, "Asmalı"ya ilişkin bu rakamları da değerlendirin... Şu hale bakın; 75 dakikalık dizide, 1 saat 6 dakikalık reklam ve tanıtım! (yeri gelmişken soralım: RTÜK'ün bu konuda bir sınırlaması yok muydu, yoksa biz mi yanlış hatırlıyoruz?)

Dizinin son bulmasından sonra yapılan açıklamalar arasında bazıları haddinden fazla şaşırtıcı. Mesela dizinin yazarı Meral Okay, final sahnesinin milleti bu derece gözyaşına boğmasını "kendi referanslarımdan yola çıktım" diyerak açıklıyor. Açıklamanın buraya kadarki bölümü tabii ki anlaşılır türden: Yazar, 10 yıl önce çok erken yaşta kaybettiği oyuncu eşi Yaman Okay'ı hatırlıyor. Ancak Meral Okay'ın bu hatırlatmadan sonra gelen şu açıklaması çok şaşırtıcı değil mi: "Ben de istemezdim böyle bir hastalık olsun, böylesine güzel giden tutkulu bir aşkın içine ateş topu düşsün." Şaşırtıcı değil mi? Anlaşılan o ki, "Asmalı Konak" adlı dizi kendisini neredeyse yazarının/yapımcısının elinden hepten kurtararak kendi "finalini" kendisi yazan, kendi kaderini kendisi tayin eden bir varlığa dönüşmüş!

Biz "final" sonrası yine çok şaşırtıcı bir başka açıklamaya da Vatan gazetesinde rastladık. İki tıp profesörü, ciddi ciddi, "Bahar'ın hastalığı"nın tedavisi için Amerika'ya gitmeye gerek olmadığını söylüyorlardı! Hatta bu hekimlerden birisi gazeteye şöyle konuşuyordu: "Bu evrede Amerika'ya giden Bahar'a kemoterapi ve gerekli görülürse radyoterapi uygulanır." Kime? "Bahar"a!

Ne dersiniz, Türkler gerçek ve kurguyu giderek birbirinden ayıramaz bir hale mi geldiler?!

Gelelim, atv'ye rakip ("rakip" de ne kelime; karşılaşsalar birbirlerine yapmadıklarını bırakmayacaklar!) bir grup, yani Doğan Grubu içinde yer alan televizyon kanalları ve gazetelerin dizinin artık inkar edilemez bir şekil alan reytingi karşısında takındıkları tutuma:

Doğan Grubu'nun başta Milliyet gazetesi olmak üzere Hürriyet ve Kanal D gibi organlarının rakiplerinin başarısı karşısında sonunda pes ettikleri apaçıktı.... Yani özet olarak, ne yaparsan yap ama "Yiğide hakkını ver!" durumu. Hürriyet, birinci sayfadan "Ağlatan sona kilitlendik" diyordu. Ancak, "Bahar"ın fotoğrafının eşlik ettiği bu haber bakın nasıl başlıyordu: "Ekran başında son bölümüne gözyaşları döktüğümüz Asmalı Konak dizisinin ekibini, Fatih Altaylı, Kanal D'de Teke Tek programında ağırladı. Türkiye, dün gece dizinin sonuna ve Altaylı'nın bu programına kilitlendi."(!)

Görüyorsunuz, "utangaçlık" hâlâ devam ediyor! Sanırsınız ki Türkiye, dizinin geçtiği ve adı hiç anılmayan televizyon kanalının ekranına değil de, asıl olarak Teke Tek'e kilitlenmiş! Dikkat ettik, Hürriyet'in aynı sayısında dizi üzerine bir değerlendirme yayımlayan Altay'lı da atv'den hiç söz etmiyor!

Gelelim Milliyet'e: Gazete sürmanşetten duyuruyor: "Bahar, bütün Türkiye'yi ağlattı" Fakat o da ne? Haberin öne çıkan unsuru yine Fatih Altaylı'nın "Teke Tek"i: "Dizinin yıldızlarını konuk eden Fatih Altaylı'nın 'Teke Tek' programı, gecenin en çok izlenen üçüncü programı oldu." atv'den yine bahis yok.... Milliyet habere içerde de geniş yer ayırmış. Bu sayfa da ıvır zıvır pekçok bilgiyle doldurulmuş. Ama burada da yok; atv'nin adı yine kayıp.... (Yok yok yanılmışız, düzeltiyoruz. atv bir yerde ve şu şekilde geçiyormuş: "Asmalı Konak'ın yapım şirketi ANS, atv'ye 54. bölüm için 75 dakikalık yayın bandı teslim etti." Oldu olacak bunu da atlasaydınız ve "ANS, dizinin yayınlandığı kanala 54. bölüm için 75 dakikalık yayın bandı teslim etti" demekle yetinseydiniz!)

Yani sonuç olarak, Allah yaşamını Türkiye'de sürdüren hiçbir medya grubunu, A Milli Takım Futbol Takımı ya da Galatasaray'ın UEFA ve Şampiyonlar Ligi maçlarının, bu arada "İkinci Bahar"ın izlenme oran ve paylarını geride bırakarak reyting rekoru kıran "Asmalı Konak" gibi bir dizi ile "Teke Tek" bırakmasın! (K.B.)


Vatan ve Sabah 'doğal gaz soygunu' meselesini çok iyi götürüyor...

Enerji Bakanı Hilmi Güler, çeviri diliyle söylersek, "Bu ülkenin başına gelen en iyi şey"lerden biri galiba... TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'nda, geçtiğimiz dönemde enerji konusunda Türkiye'nin başına örülen çorapları öyle bir vukufla, öyle bir ciddiyetle ve basitlikle anlattı ki, o gün bu gündür gazeteler her gün ondan söz ediyor. Anlattıkları arasında bir nokta var ki, ilk telaffuz ettiğinde, meselenin geçmişi konusunda bilgisi olmayanlar haklı olarak "olmaz öyle şey canım" diyerek burun kıvırdılar. Özetle:

Türkiye, geçmiş dönemde, elektrik üretiminin büyük bölümünü doğal gaza kaydırmış, anlaşmalardaki "asgari alım şartı" nedeniyle gün gelmiş doğal gazdan üretilen elektrik ihtiyacı aşar olmuş ve bu nedenle çok daha ucuz olan kömürden ve sudan enerji üretim tesisleri devre dışı bırakılmış ya da üretimleri yavaşlatılmış... Bakanın söyledikleri arasında en inanılmazı da, bütün bu "tezgâh" sırasında medya aracılığıyla "üretim yetmiyor, karanlıkta kalacağız" pompalamasının yapılmış olması... Hatta bu iş, enerji sempozyumlarının yapıldığı salonlarda bile uygulanıp, "bakın, durumumuz bu işte" denmiş...

Gerçekten de, yok artık bu kadarı da olmaz, dedirten bu korkunç iddiaların çok ciddi bir gerçeklik payı taşıdığı, özellikle Vatan ve Sabah'ın meseleye abanmasıyla bir bir ortaya dökülüyor... 18 Haziran tarihli Sabah'ın da Vatan'ın da manşetinde, "doğal gazdan elektrik" işinden en fazla para kazanan işadamı olduğu söylenen Şarık Tara vardı...

Ama bizce Sabah'ın "Karanlıkta kandırıldık"ı bundan da önemli... Sabah, bir dizi kupürle, iki yıl önceki "paniği" gözler önüne seriyor: "Enerjide dev açık", "Bu kış bıçak sırtındayız", "Ya önlem ya kesinti", "Memur karanlıkta yollarda..."

Böyle gidiyor... Ama en güzeli sonuncusu... Sabah, o başlığı şöyle açıyor: "Mesai saatleri bile değişti... Enerji krizine ilişkin spekülasyonlar nedeniyle memurların mesai saatleri bile değiştirilmişti. Mesai saatleri sabah 07.45'e alınmış, öğle tatili de 1 saatten yarım saate indirilmişti..."

Ne diyelim, çok güzel olmuş... O kupürleri yayımlamayı akıl eden, kupürler arasında (herhalde öfkeyle) dolaşan ve onları etkili bir mizanpajla bize aktaran bütün meslektaşlara teşekkürler... (A.G.)


20 Haziran 2003
Cuma
 
YÖNETENLER: Kürşat Bumin
Alper Görmüş


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED