|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Çatışmacı insan zihniyeti ile teknoloji ilişkisi tarih boyunca her zaman aynı büyük kapıya çıkmıştır: Silahlanma, savaş ve ölüm. Sadece 20. yüzyıl içinde savaşlar, çatışmalar sonucu hayatını kaybeden insan sayısı 50 milyon civarındadır. Ana eğilimler açısından bugün de durum farklı değil. Çatışma ve savaş tiplerinin değişmesi, asıl resmi değiştirmiyor. Irak etrafında dönenler de bu "silah-imha oyunu"nun diğer bir parçası. Samuel Huntington'un uzun süre tartışılan, tarihin bundan böyle İslam ve Hristiyan medeniyetleri arasındaki gerginliklerle döneceğini varsayan "Medeniyetler Çatışması" tahlilinin ardında yatan, bir anlamda buydu. Din savaşlarından dünya savaşlarına dünya sathında yaşanan para ve zihniyet kaynaklı her aşırı kutuplaşma, şöyle ya da böyle savaşlarla, kanla sonuçlanmıştır. Bugün Türkiye'de parayla, Kuzey Irak Kürtleriyle doğrulanmaya çalışılan bu oyunun yeni safhasının manivelası Bush yönetiminin elinde... Tarih önünde sorumluluk, onda, çevresinde ve bunu faydacı nedelerle ya da korkularıyla beslenenlerde, buna boyun eğenlerde… Kissinger 11 Eylül sonrası bir yazısında bu güruhun içinde bulunduğu ruh halini şöyla tanımlıyor, şöyle diyordu: "Hükümet, son saldırıdan sorumlu olan sistemin tahrip edilmesiyle, sistematik bir cevap vermelidir. Bu sistem, çeşitli ülkelerin başkentlerinde barınak bulan terörist örgütler şebekesidir. Bazı durumlarda örgütleri barındıran o ülkeleri cezalandırmıyoruz; bazı durumlarda ise onlarla normal ilişkilere yakın bir ilişki tarzımız oluyor. Bugüne dek bu tür saldırılara polisiye yaklaşıyorduk; artık bu daha değişmelidir. Misilleme yapılmalıdır ama bu sadece başlangıç olmalıdır. Ana iş terörist sistemi kovalamaya başlamaktır. Terörist sistemle, küresel zeminde örgütlenmiş parçalarını ve senkronize biçimde hareket edebilmelerini kastediyorum. Bu tür saldırıyı gerçekleştirme yeteneğine sahip grupları barındıran her hükümete, bu saldırılarla ilişkili olsun olmasın, çok ağır bir fatura ödettirilmelidir..." "Global bir cadı avı" görünümünde yeni ve askeri bir hakimiyet projesinin ipuçlarını barındıran bu konuşmanın öngörüleri, ardında yatan asli niyet gerçek oldu, gerçek olmak üzere… Bu çerçevede, daha doğrusu üretilen yeni bahanelerde en önemli husus, "düşman" tanımına, "lojistik destek" kavramına ilişkin çıkan sıkıntılardır. Daha şimdiden terör ve terörist tanımı ile Müslümanlık, Doğululuk gibi kültürel, dinsel bazı özellikler içiçe girmiştir. Daha genel bir deyişle bu cadı avının, mevcut dengeleri altüst edeceği oranda ekonomik, kültürel, politik sonuçlarının olması kaçınılmazdır. Av startı verilmiştir: TBMM'nin aldığı karar bu startı ertelemek, geriletmek, belirli koşullarda durdurmak için son derece önemliydi. Ancak savaş karşıtı olduğunu belirten Fransa, Almanya gibi ülkeler savaşa değil, sonrasında oluşacak dengelere ilişkin dünya sathına yayılmış bir politika izliyorlar ve Irak konusunda Türkiye'yi yalnız bırakmaya devam ediyorlar. Nitekim ikinci tezkerenin kapıda olduğuna dair söylentiler ve belirtiler artıyor… Ama bugün bulunduğumuz noktada biz hala umutluyuz…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |