|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hayatın kocaman bir anahtar deliği haline dönüştüğü günümüz dünyasında her birimiz teşhir-röntgen-itiraf kuşatması altındayız ve istisnasız hayatın her alanında sürekli olarak dezenformasyona maruz kalıyoruz. Ertürk Yöndem'le Asaf Demirbaş'a, bir de Güzin Abla'ya emanet edilmiş bir ülkenin çocukları olarak yaşadığımız hiç bir şey artık o kadar şaşırtıcı gelmese de (hâlâ şaşırabiliyoruz olmamıza şükretmek lazım aslında) bizi şaşırtan her yeni şeyin 'asıl'la olan bağı da günden güne zayıflıyor. Hatırlayacaksınız; Orhan Pamuk'un pek popüler olan "Bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişti" cümlesiyle başlayan Yeni Hayat'ının, kitapevlerinin yanısıra marketlerde bile satılışa sunuluyor olmasıyla yaşadığımız şaşkınlığın üzerinden epey bir zaman geçti ama o kitapla öyle bir karşılaştık ki; gerçekten hayatımız değişti. Niteliğin değil niceliğin öncelendiği, piyasa şartlarının, tüketici profilinin ve trentlerin esas alındığı, edebiyat ürününün ticari bir 'meta' olarak satışa sunulduğu, geniş halk kitlelerinin bir edebiyat ürünüyle profesyonel pazarlama teknikleri eliyle 'karşılaştığı' bu yeni süreçte okur, eserle yani metinle değil, reklamcıların eserin sunumu için oluşturduğu 'ürün tasarımı'yla yüzyüze geliyor. Eser 'ürün', yazar 'üretici', okur 'tüketici', sunum 'promosyon' oluyor. Böyle olunca da, o 'ürün'ün 'üretici'sinin 'tüketici'nin karşısına, profesyonel tanıtım uzmanının tasarladığı format içinde değişik mecralarda, mesela açık hava reklam panolarında, deterjan, şampuan, yiyecek-içecek reklamlarının arasında televizyonlarda çıkması kaçınılmaz oluyor. Devreye haberciler de giriyor ayrıca. Görsel-işitsel ve yazılı basının kamuoyunun 'eser'den haberdar olabilmesi için yüklendiği 'habercilik' işlevi aşınıyor burada. Kültür habercileri, 'haber atlatma'nın esas olduğu gazetecilik anlayışını bu alana da taşıyarak, muhatabını eser daha okurun eline ulaşmadan kâh 'bilgi', kâh dedikodu, kâh sansasyonel haberlerle müthiş bir bombardımana tutuyor. Yayınevlerinin talepleri doğrultusunda henüz 'piyasa'ya çıkmamış bir 'ürün'ün ön baskılarına ulaşarak yapıp yayınlıyor haberlerini. Ve o gazetenin okuyucusu eserle, eserin 'kıymet'ini tartan eleştirisi ile değil, Zeki Coşkun'un deyimi ile "kendi kendisinin paparazzisi" olmayı seçen yazarla "eser üzerine değil eserin üzerinden yapılmış söyleşilerle" karşılaşıyor. "Yazar, yazmayı bitirir bitirmez ölmeli. Metnin yoluna çıkmamak için.." diyen Umberto Eco'nun sözü de, içeriğini yitirip buharlaşıveriyor tabii. Edebiyat'ın 'edep'ten sıyrıldığı böylesi bir süreçte 'sahne'ye son çıkan, Hasan Öztoprak ile bilgisi ve iradesi dışında 'olay'ın içine düşürülen Aslı Erdoğan oldu. Öztoprak, Erdoğan'la yaşadığı, geride kalmış ancak henüz taze ilişkilerini kurmaca yoluyla ifşa ettiği "İmkansız Aşk" adlı 'roman'ının etrafında çıkan söylentileri, sansasyona kapı aralayarak doğrularken, belki de kendine göre bir pazarlama stratejisi uyguluyordu. Gelen tepkilere daha fazla dayanamayan Can Yayınları'nın piyasadan çektiği kitap, Türk edebiyat tarihine okunmayan ancak çokça konuşulan bir kitap olarak geçecek herhalde. Teşhir, röntgen ve itirafın tarihinin en parlak dönemini yaşadığı, adrenalin arttıran güdülerin gıdıklanması ile kitlelerin afyonu halini alan kocaman bir çarkın tıkır tıkır çevrildiği, hayatının öznesi olmaktan çıktığının farkına bile varamayan kalabalıkların, dilin imkanları doğrultusunda ve belli bir disiplin içinde hayata derin ama incelikli bir pencere açması beklenen edebiyatın nesneleşmesine, 'meta'laşmasına tavır göstermesi zor elbette. Okura varana kadar sürece dahil olan herkesin payına düşeni yapıp, avuçlarımızın arasından kayıp giden edebiyata sahip çıkması gerekiyor artık. Piyasanın yayıncıların yumuşak karnı olduğu gerçeği olduğu göz önüne alındığında edebiyata sahip çıkması gerekenler; ilk başta ve bizzat edebiyatçılar. Sancılı bir yaratım süreci geçirerek bir eser ortaya koyan kişinin, kitabının herkese ulaşmasını istemesi anlaşılabilir bir durum elbette ama, yüreği eserin satışından çok kıymetinin anlaşılması için titremesi gerekenler de onlar değil mi?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |