|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Her zaman olmasa da, Türkiye'de olup bitenler hakkında dış basında yer alan değerlendirmelere göz atmak yararlı oluyor. "Her zaman olmasa da" diyorum, çünkü dış basında bazen Türkiye hakkında kullanılan öyle "klişeler"le de karşılaşıyorsunuz ki, "pes doğrusu" dememek mümkün değil. Çok taze bir örnek vermek gerekirse, mesela geçen gün Le Monde'un başmakalesinde yer alan şu ifade: "İslamcı Gül hükümeti"(!) Görüyorsunuz, hiçbir ciddi temele dayanmayan, tamamen belli "klişeler"den hareketle kullanılmış bir ifade... "Gül hükümeti" niçin "İslamcı"? Bir ülkenin "hükümet" dışında pek çok kurumu "İslamcı" filan değilken, bu kurumlar arasında işbirliğini sağlayan bir hükümet nasıl "İslamcı" olabilir? Laf işte; hani derler ya, "uydur uydur söyle"... Ama aynı Le Monde'da Genelkurmay Başkanı'nın son açıklaması üzerine, Türkiye'de Genelkurmay'ın 62.000 Amerikan askerinin Türkiye'de "konuşlanması" için açıkca tavır aldığını duyuran Nicole Pope imzalı çok açık bir haber de var. Bizim medyada olduğu gibi meseleyi saptırmaya, söz konusu açıklamayı sanki "barış için" bir çabaymış gibi göstermeye niyetlenmeyen açık bir haber. Evet artık iyice belli oldu gibi; AKP iktidarı gibi Genelkurmay da, yazarımız Ahmet Taşgetiren'in dünkü yazısında hatırlattığı gibi, "Ehven-i şerreyn ihtiyar olunur" şeklindeki Mecelle hükmünde birleşmiştir.... Ne kadar şaşırtıcı, ne kadar "tutarsız" bir ülkede yaşadığımızın farkında mısınız? Dün üç eksik olduğu için Meclis'ten geçemeyen tezkere, yarın üç-beş fazlasıyla yine aynı Meclis'ten "olur" alacak. Türkiye'de Anayasa yazıcıları öyle bir anayasa yazmışlar ki, en önemsiz Anayasa maddesinin değiştirilmesi için şu kadar çoğunluk aranırken, "savaş kararı" gibi önemli bir karar için oturuma katılanların salt çoğunluğu kafi görülmüş. 550 üyeden oluşan bir Meclis'in aslında "savaş kararı" demek olan bir kararı en ideal durumda 276 milletvekilinin oyuyla alabilmesi nerede görülmüş? Bilmem aranızda "Ama tezkerenin reddedilmesi de aynı usule tabiydi ve kimse itiraz etmedi?" diyen var mı? Ama tezkerenin reddi ve kabulü, yani savaşa girmek ve girmemek aynı şey değil ki... Söz konusu olan bir "yasa tasarısı"nın kabulü veya reddi değil ki... Sırasında bir milletin vekillerinin yarısından bir azı savaşa hayır diyecek, ama diğer yarısının kararı "milli irade"nin tartışmasız bir tezahürü olarak kabul edilip, millet savaş düzenine girecek... İktidar böyle bir sorumluluk üstlenmeye "YÖK" hakkında altına girmeyi düşündüğü sorumluluktan daha mı az önem atfediyor? Türkiye Meclis'ten "tezkere"yi geçirmeyerek ne denli büyük bir iş yaptığının farkında değil herhalde... Belli ki, "Derin Türkiye"nin çocuklarını cepheye sürmeye pek hevesli olan "Yüzeysel Türkiye" temsilcilerinin kışkırtmasıyla gündeme oturtulan "yakılan bayrak" meselesi ile geçen gün The Times'da yer alan desende yer alan Türk bayrağının Türkiye açısından ne ifade ettiklerini iyi tartamıyor.... Bir tarafta büyük ihtimalle bir takım karagözlüklü Amarikalıların kışkırtması sonucu yaşanan ve dünyada pek çok benzeri olan sıradan bir göstericik; diğer tarafta genç bir adamın elinde Türk bayrağıyla ABD ve İngiliz tanklarının önüne dikilmesi... Ayrıca unutmayın ki, söz konusu desen, bir zamanlar Çin'de totaliter rejimin tanklarının önüne dikilen gencin dünyayı ayağa kaldıran o ünlü fotoğrafından hareketle çizilmiş... Elinizi vicdanınıza koyun ve cevap verin: "Türk bayrağı"nın dış dünyada bugüne kadar bu derece onurlu bir mücadelenin sembolü halinde çizildiğine hiç şahit oldunuz mu? Ne gezer.... "Türk bayrağı"na böyle bir iyiliği milyar dolarlar harcasanız da elde edemezsiniz; "Türk Tanıtma Vakfı"nız elindeki dolarları New York'tan Paris'e binbir gösteri ve fuarda etrafa saçsa da, bu desenin inandırıcılığına zerre kadar yaklaşamazsınız... Nedeni basit: Çünkü bu desen "dış dünya"nın tamamen sivil bir gözle Türkiye'ye bakışını temsil ediyor... Her türlü (ama her türlü; "tarih"ten turizme, "ideoloji"den siyasete) tanıtımını etrafa dünya kadar para saçarak yapmaya alışmış bir Türkiye bu "jest"i de mi anlamadı? Ne kadar yazık....
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |