|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Savaş ve tezkere tantanası arasında sessiz sedasız "bir şeyler" yapıyor adam... Cumhuriyetle yaşıt gazetede yazıp itirazlarını seslendirmese, hiç görmeyeceğiz... Hem cumhuriyetle yaşıt gazete, hem de yeni Führer'in yayın organı uğraşıyorlar adamla... Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu'dan sözediyorum. İlköğretimde "tektip kıyafete" son verdi. İyi de etti. Recep Peker'in, "katı, disiplinli bir toplum yaratma" heva ve hevesinin ürünü olan bir uygulama, böylece "kaşla göz arasında" yürürlükten kaldırılmış oldu. İlerici mahfiller bağırıp çağırıyor, "Milli Eğitim Bakanı kaşla göz arasında irticaya cesaret verecek işler yapıyor" diyerek, konuyu "maksadının dışında" bir alana çekiyor ama, kahir ekseriyet uygulamadan memnun. Öyle ya, Milli Eğitim Bakanı'nın görevi hem "kamu"ya asker yetiştirmek, hem bir tür (militan ve militer) "Hitlerjugend" kuşağı yaratmak, hem de zihinleri ve dimağları tektipleştirmek olmalı... Böyle öğrenmişlerdi. Bu yüzden hoşlarına gitmiyor yapılan iş. Tam, "Sırada YÖK var" diyorduk ki, salim arkadaşlar köstek olmaya başladılar. Hatırlayacaksınız, Mumcu, statükodan yana olması gerekenlerin bilimsel özerkliği, "bilimsel özerklik"ten yana olması gerekenlerin "statüko"yu savundukları bir arenada, neredeyse her kesimin, her meslek grubunun, her görüşten öğrencinin tepkisini çeken YÖK'ü yeniden yapılandırmak istediklerini, ama bunu "geniş bir uzlaşma" içinde, akademyanın katkılarıyla, daha doğrusu "akademyanın öncülüğünde" yapmayı uygun bulduklarını söylemiş, bu konuda bir çalışma başlattıklarını duyurmuştu: YÖK'e karşı YEK. Bazı sendikalar, bazı dernekler, bazı vakıflar Bakan'a destek verdiler. Çalışma başladı. İşler de iyi gidiyordu. Ne olduysa oldu, geçtiğimiz hafta destekçiler desteklerini çekmeye başladılar. Önce solcu bilmem ne vakfı, ardından ilerici bilmem ne derneği, derken çağdaş bilmem ne sendikası... YÖK'ü yapılandırma çalışmasına katılmayacaklarmış. Niye? Bakan'ı samimi bulmuyorlarmış. Adamcağız, iyi niyetle "gelin bu meseleyi halledelim, üniversitelerimize bilimsel hüviyet kazandıralım" diyor, özveri gösterip akademyanın ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarını beklediklerini söylüyor ama, salim arkadaşlardan ses yok.. Hasbelkader gelenler de, tabiri amiyane ile, tek tek "cızlamı çekiyor..." Peki kardeşim sizin bir öneriniz var mı? Yok... Bir görüşünüz, bir projeniz? Yok... Yeniden yapılanma konusunda bir fikriniz? Yok... Eee? 12 Eylül'ün toplumu denetleme, nizam altına alma, "tektipleştirme" projesinin ürünü olarak doğmuş ve başat görevi insanların resmî ideolojiye biat etmelerini sağlamak olan bu kurumu sahiplenmek size mi düştü?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |