|
|
|
Etiketteki yazı Kürtçe değil, Çekçe
Dün Carrefour mağazalarında satılan bazı ürün etiketlerinde "TR" başlığı altında yapılan açıklamaların Türkçe değil, Kürtçe olduğunu belirten bir mektuptan bahsetmiştik.
Sözkonusu etiketlerdeki yazılar Kürtçe değil, Çekçe imiş. CarrefourSa'dan yapılan açıklamada belirtiliyor:
"Filmlerin kullanım kılavuzunda yer alan yazılar Kürtçe olmayıp, baskı hatası sonucunda Çekçe yazılmıştır.
Üretici firmaya gerekli uyarılar yapılmış olup, bu tür bir hatanın bir daha tekrarlanmaması yolunda tüm önlemler alınmıştır.
Ayrıca, bu ürünler Carrefour mağazalarında satıştan çekilmiştir. Yerine hataları düzeltilen yeni ambalajlı ürünlerin ulaşmasını beklemekteyiz.
Konu ile ilgili verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz."
Bu düzeltmeden dolayı Carrefour yetkililerine ve Tanbay Süelözgen'e teşekkür borçluyuz.
Gazeteden arkadaşımız Ali Akel de "Okuyamadığımız her yazıyı Kürtçe sanmayalım" uyarısında bulundu haklı olarak. Ben de aynı hataya düştüğüm için özür dilerim. Kabul etmek lazım ki iki lisan arasında bir benzerlik var. Ya da yok. En azından andırıyor. Çekler, Kürtlerle uzaktan akraba olabilir.
Mağazayla ilgili durumun düzeltilmesi mümkün, ancak, dünkü yazıdaki Fransa'yla ilgili kanaati değiştirmek aynı ölçüde mümkün görünmüyor.
Etiket üzerine "TCH" yazılacağı yerde, "TR" yazılmış yanlışlıkla.
Yani, o ürünün yaklaşık on lisanda açıklaması yapıldığı halde, Türkçe açıklama yapılması akla getirilmemiş bile.
HİJYEN ÇOK ÖNEMLİ
Türkiye'de temizlik kâğıdı tüketimi henüz çok yetersiz seviyededir. Toplam temizlik kâğıdı tüketimi yılda 1 kg dolayında iken Batı Avrupa ortalaması bunun 13 katıdır. Temizlik kâğıtlarının temel ürün grubu olan tuvalet kâğıdı tüketiminden örnek vermek gerekirse Türkiye'de kişi başına tuvalet kâğıdı kullanımı yılda 450 gr (yaklaşık 6 rulo) dolayında olup Batı Avrupa ortalaması bunun 13 katı kadardır.
Hane Tüketim Paneli verilerine göre Türkiye'de her beş haneden yalnızca birinde tuvalet kâğıdı bulunmakta olup, kullanım A/B ve C sosyo-ekonomik gruplarda yoğunlaşmaktadır. Hedef kitle olan, A, B, C sosyo-ekonomik gruplarda dahi tuvalet kâğıdı kullanımı henüz yüzde 30 gibi düşük bir seviyededir. Tuvalet kâğıdı tüketimini kişi başına millî gelirle karşılaştırdığımızda, sorunun yalnız ekonomik olmadığını görebiliriz. Örneğin İspanya'da kişi başına düşen millî gelir Türkiye'dekinin 5 katı olmasına rağmen, kişi başına düşen tuvalet kâğıdı tüketimi Türkiye'nin 14 katına eşittir. Aynı şekilde Yunanistan'da kişi başına düşen millî gelir Türkiye'dekinin 3 katı iken kişi başına düşen tuvalet kâğıdı tüketimi Türkiye'dekinin 16 katıdır.
Ekonomik sebeplerin yanı sıra, toplumumuzun bu ürünleri Avrupa'dan 20 yıl sonra tanımış olması, buna bağlı olarak yüzyıllardır yerleşmiş olan ve hijyenik açıdan sağlıklı olmayan temizlik yöntemleri, temizlik kâğıdı kullanımının yaygınlaşmasını önlemektedir. Sağlıklı olan tuvalet kâğıdı kullanımı yerine, sağlıksız taharetlenme alışkanlığında ısrar edilmesinin nedeni, toplum kültüründe, konunun "hassas", "çok kişisel/özel" bulunması dolayısıyla ancak "değinme" yoluyla ele alınabilmesi, bu konudaki bilgilerin doğrudan kullanılamamasıdır. Ayrıca, toplumumuzda yerleşmiş olan yanlış inanışlar da sağlık konusunda bireyleri etkilemektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nca, 1996 yılında "taharet için özel olarak imal edilmiş olan kâğıtların üzerine yazı yazılması mümkün olmadığından, bu kâğıtların taharette kullanılmasında sakınca yoktur" ifadesi yer almasına rağmen, kişiler kullanımın dinen sakıncalı olduğu ile ilgili edindikleri yanlış bilgiler ve inanışlardan dolayı sağlıksız temizlik alışkanlıklarını tercih etmektedirler. Diğer müslüman ülkelerdeki temizlik kâğıdı tüketiminin yüksek olması da dikkate alınmalıdır. Türkiye'de kişi başına yıllık temizlik kâğıdı tüketimi 1 kg iken, Suudi Arabistan ve Malezya'nın tüketimi Türkiye'nin 4 katını, Birleşik Arap Emirlikleri'nin tüketimi ise 6 katını bulmaktadır.
HER AY SEÇİM OLSA
Yarın Siirt'te seçim var. Siirt seçmeni, illerinin milletvekillerini ve ülkenin başbakanını seçme heyecanı içinde.
Seçim, hem demokrasinin gereği, hem de seçmenler kadar izleyenlere de adrenalin yükselttiren bir olay.
Aslında her ay bir ilde seçim yapılsa ne iyi olur.
Milletin nabzı sürekli olarak tutulabilir böylece.
Meclis her ay yenilenir, aritmetiği ayda bir değişir.
Siyasi partiler halkla teması her an canlı tutmak zorunda kalır, kopukluk yaşanmaz.
Kimse erken seçim diye tutturmaz.
Hesap edelim, o takdirde her vilayete altıbuçuk yılda bir sıra gelir.
Olmadı.
Ne yapalım, bu fikirden vaz mı geçelim?
Tabii ki hayır.
Periyodu aylık yerine üç haftalık yaparsak ve il sayısı bugünkü miktarda kalırsa, beş yıla indirmiş oluruz.
ÂCİL DURUM
- Bu acele niye?
- Tez çıkması lazım. Hemen sonuç almak zorundayız.
- Niyçün?
- 'Tez' kere... Adı üstünde.
mseker@yenisafak.com
|
|
|
|
MEHMET ŞEKER
|
|