|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Size de ilginç gelmiyor mu? Çok bilmiş yorumcuların "Öldük, bittik" beklentisine girdikleri, "Türkiye ile AB arasındaki ilişki Kıbrıs yüzünden koptu; Irak savaşı ise ABD ile stratejik ortaklığı bitirdi" tespitini yaygınlaştırmaya çalıştıkları sırada, Washington ve Brüksel şaşırtıcı açıklamalar yaptılar. Anlaşılıyor ki, AB Türkiye'ye 1 milyar Euroluk savaş yardımı yapacak; ABD ise 8,5 milyar dolarlık hibe ve kredi desteğinde bulunmayı tasarlıyor... Bu haberlerin medyaya yansıdığı dün, TÜSİAD başkanı Tuncay Özilhan, "AB bitti, ABD de" söyleminin egemen olduğu bir konuşmayla kamuoyunun önüne çıkabildi. Etrafta, 'milli mutabakat' gibi geçmişte olağanüstü dönemlere kapı aralayan kavramlar dolaştırılmaya da başlandı; başlatan adres yine bildik: "Öldük bittik" deyip duran medya organları ile onların görüşlerini yansıttığı TÜSİAD'da temsil edilen işadamları... Daha önce ayrıntılarıyla burada değerlendirildiği için, Türkiye'nin neden AB ve ABD gözünde değerini yitirmesinin mümkün olmayacağı konusuna yeniden girmeye gerek yok. Ancak, gelişmelerin, burada yapılan tespitleri beklenenden çok önce doğrulaması yine de şaşırtıcı. Savaşın gidişini etkileyen gelişmeler Washington'u elini çabuk tutmaya zorluyor; AB'nin cömertliği de Türkiye'nin şu ana kadarki tavrının sürmesi arzusuyla yakından ilişkili... TBMM'nin ikinci tezkereyi kabul etmemesi, gerçekten de, yabancıların Türkiye'ye bakışını derinden etkilemeye başladı. 3 Kasım öncesinin edilgen ve ne yapacağını bilmeyen Türkiyesi'nin yerini, demokrasinin bütün kurumlarıyla işlediği, kendisine her dayatılanı kabul etmeyen, yanlışlıkları düzeltmeyi görev bilen bir 'Türkiye' görüntüsü alıyor... Türkiye'nin bu yeni imajının piyasa değerinin çok yüksek olacağına kuşku yok... Hükümetin, mahcup görüntüsünü terk ederek, bu yeni imajına uygun daha aktif bir dış politika sürdürmesinde yarar bulunuyor. Gerçekler bu sütunda yapılan 'olumlu' tespitleri takip ettiği halde, TÜSİAD çevresinde toplanmış işadamlarının, piyasaların son zamanların en olumlu tepkilerinden birini verdiği dün meydana atılarak, "Hükümet aklını başına toplamazsa elli yıl geriye gideriz" türü akıl almaz kâbus senaryoları yazmalarının sebebi ne olabilir? Unutmayın ki, aynı TÜSİAD, son Ecevit Hükümeti döneminde patlayan ilk ekonomik krizden sadece bir hafta önce, "Artık on yıl sonramızı görebiliyoruz" açıklamasını yapabilmişti... Bugünkü ekonomik sıkıntılarımızın önemli bir bölümünü onların şaşılası 'uzak görüşlülüğüne' borçluyuz... Şimdiki tavrın iktidarın 'savaş' konusundaki politikasıyla yakından ilişkisi olmalı. TÜSİAD içinde, Türkiye'nin savaşa aktif katılımından doğrudan yararlanacak işadamları çoğunlukta. Dünkü açıklamayı yapan TÜSİAD başkanı Tuncay Özilhan bazı ABD'li büyük firmaların ülkemizdeki temsilcisi; savaş sanayiinde çalışan firmalar da var bunlar arasında... Bazı TÜSİAD üyeleri ise, ABD işgali altına düşecek Irak'ta yeniden imar operasyonunda pay kapabilecekleri umudundalar... İlk bakışta şaşırtıcı gelebilir, ama sermaye, dünyanın hemen her yerinde, kendi çıkarını ülke çıkarının ve geniş kitlelerin tercihlerinin önüne koyabiliyor... Gencecik Amerikalı ve İngiliz askerlerinin hayatlarını kaybettikleri, esir düştükleri savaş devam ededursun, Halliburton ve Carlyl gibi ABD yönetimiyle irtibatlı çok uluslu firmalar, Teksaslı petrolcüler, ellerini oğuşturarak savaşın ne pahasına olursa olsun sürmesini istiyorlar... Aslında, ülkeyi yanlış bir savaşa sokan, o yetmiyormuş gibi, pek akıllıca sayılmayacak bir stratejiyle yarı-bozguna uğratan bir kadronun yönetimindeki ABD'de, mevcut iktidar yerine bir 'milli mutabakat' arayışı başlasaydı, bu durum anlaşılabilirdi. Oysa, savaşa sokmayarak ülkesinin değerini artırmayı başarmış bir hükümete sahip Türkiye'de 'milli mutabakat' isteyenler çıkabiliyor... Çıksın. Toplum gerçekleri görüyor nasıl olsa.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |