|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Birkaç gün içinde Irak'ı ele geçireceklerdi. Irak ordusu teslim olacak, istilacılarla birlikte Saddam Hüseyin rejimini devireceklerdi. Böylece hem Amerika-İngiltere-İsrail için hem de bölge ülkeleri için büyük bir tehdit ortadan kaldırılacaktı. Cumhuriyet Muhafızları yok edilecekti. Kuzey'de Mesut Barzani ve Celal Talabani'ye bağlı Kürt gruplar, güneyde Şiiler ayaklanacaktı. Bu gruplara bağlı silahlı güçler işgalcilerin komutası altında Bağdat'a girecekti. Tıpkı Afganistan'da Kuzey İttifakı'nın Kabil'e akın etmesi gibi. Halk bu zalim yönetime, acımasız diktatöre karşı Bağdat'a yürüyecekti. Basra, Kerbela, Musul, Kerkük, Bağdat sabırsızlıkla "özgürlük orduları"nı bekliyordu, demokrasiyi ve refahı bekliyordu. Teslim olan Irak askerleri Amerikan/İngiliz askerlerinin ayaklarına kapanacak, Amerikan bayrağını öpecekti. Bu görüntüler günlerce televizyon ekranlarında, gazetelerin manşetlerinde yayınlanacak, şov yapılacaktı. Basra Körfezi'nden giren işgal orduları, Irak halkının alkışları arasında, son model teknolojik silahlarının azametini göstere göstere Kuzey'e, Türkiye sınırına kadar zafer yürüyüşü yapacaklar, Kürtler'e, Şiiler'e, Sünniler'e özgürlük verecekler, Irak halkına uygarlık getireceklerdi. Bu harekatın bir istila olduğuna dair aylardır kıyameti koparan dünya kamuoyuna, Amerikan/İngiliz harekatına karşı çıkan ülkelere iyi bir ders verilecek, Amerikan gücünün karşı konulmazlığı dünyaya gösterilecekti. Olmadı, olmayacak da... Fav yarımadasına saplanıp kaldılar. Birkaç bin kişinin yaşadığı Umm-ul Kasr kasabasını, bir avuç insanın destansı direnişini kırıp giremediler. Basra'ya havadan ve karadan ölüm yağdırdılar ama giremediler. Kuşatma altına aldıkları kentin elektrik ve suyunu kesip halkı açlığa, hastalığa mahkum ettiler. Basralılar sokaklardaki cesetlerini bile toplayamaz hale geldi, ama direniyor. Ayaklanma çıkarmaya çalıştılar, başaramadılar. Şii-Sünni savaşına yatırım yaptılar, başaramadılar. Necef'e, Kerbela'ya giremediler.
Katliam onların geleneği
Irak halkı işgalcilere karşı hep birlikte direnişe geçti. Bunun bir Saddam Hüseyin savaşı ya da rejim sorunu olmadığını, bir istila olduğunu anladı. Bağdat önlerine kadar bomboş çölde ilerlediler. Bir haftadır Irak'ın bütün kentlerini en alçakça yöntemlerle bombalıyorlar. Yüzlerce sivili katlettiler. Kadın, çocuk, çaresiz insanların tepesine bomba yağdırdılar. Dünyanın gözleri önünde bir ülkeyi toptan imha etmek için hazırlıklar yapıyorlar. Basra'da, Bağdat'ta, Musul'da, Kerkük'te, Tigrit'te büyük katliamlar yapmaya hazırlanıyorlar. Irak direndikçe intikamlarını sivillerden alacaklar. Tarih boyunca hep böyle yaptılar. Yüzyıllardır dünyanın her köşesinde katliam yaptılar. Bu coğrafyada kimyasal silahları ilk kez onlar kullandılar. Dün Bağdat'ın fakir bir bölgesine, pazar yerine düşen füzeler ve katledilen insanlar, "Irak'ı özgürleştirmek için gelen" istilacı güçlerin ne tür bir vahşi zihniyetin temsilcileri olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Tamamı sivil onlarca kişi hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. Meydandaki binlerce Iraklı korkmadı, aksine iki sömürgeci ülke Amerika ve İngiltere'ye lanetler yağdırdı, direniş yeminleri etti. Kömürleşen cesetler, bütün dünyayı savaş alanına çeviren, özgürlükleri tehdit eden, Ortadoğu'nun, Afrika'nın, Güney doğu Asya'nın, Orta Asya'nın zenginliklerini yağmalamak için yola çıkanların nasıl bir "terör zihniyeti"ne sahip olduklarını gözler önüne serdi. Üç yüz bin kişilik işgal ordusunun on iki yıldır silahsızlandırılan Irak halkı karşısında ciddi bir varlık gösterememesi üzerine paniğe kapıldılar. Televizyonlarda, haber ajanslarında, internet haber sitelerinde sansür uygulamaya başladılar. Irak halkının sesini duyuran, işgalcilerin rezilliklerini haber veren haber kanallarını kapattılar. Savaş stratejilerini sorgulamaya başladılar. Bütün dünya onları lanetliyor şimdi. Onlarla işbirliği yapanları bir telaş aldı. Bir iki gün içinde devrilecek bir yönetim daha da güçlenmiş, halk desteğini arkasına almıştı. Askerlerin, sivillerin el el, tıpkı Anadolu'da olduğu gibi, kurtuluş hareketine yönelmesi işbirlikçileri dehşete düşürdü.
Asla kazanamayacaklar...
Bir kez daha not edelim: Bu savaş Irakla başlamadı, Irak'la bitmeyecek. Bu savaş bütün İslam dünyasına, Arap dünyasına, Avrupa'ya, Rusya'ya, Çin'e karşı başlatıldı. Irak'ı işgal edebilirler: Kentlerini, köylerini ele geçirebilirler. Bağdat'ta kukla bir yönetim kurabilirler. Irak'ın petrol kaynaklarını yağmalayabilirler. Ülkeyi üç parçaya ayırabilirler. Kürtler'e bağımsızlık, Şiiler'e özerklik verebilirler. Ancak savaşı asla kazanamayacaklar. Ne Irak'ta sürdürdükleri savaşta, ne de Irak'tan sonra diğer bölge ülkelerine karşı başlatmayı planladıkları işgal planlarında başarıya ulaşacaklar. Saddam teslim olsa da, Irak rejimi yıkılsa da, bölgesel düzeyde bir direniş dalgasını tetiklemiş olacaklar. Amerikan-İngiliz emperyal hırslarına karşı bütün İslam dünyasında korkunç bir nefreti körüklemiş oldular. Sadece Amerika ve İngiltere değil, onlara destek veren rejimler çok ciddi kitlesel öfkeyle yüzleşecekler. Birleşmiş Miletler eski Silah Başdenetçisi Scott Ritter, "ABD mağlup olacak ve kuyruğunu bacakları arasına alarak Irak'ı terk edecek. Bu kazanamayacağımız bir savaştır. Irak ordusuyla karşı karşıya geldiğimiz her zaman, Vietnam'da 10 sene yaptığımız gibi, taktik çatışmaları kazanabiliriz. Ama savaşı kazanamayacağız. Bana göre savaş zaten kaybedildi" diyor. Bu savaşın Irak'ın boyutlarını aşıp bölgesel bir ateşe dönüşme, Türkiye'yi, İran'ı ve Suriye'yi de içine çekme ihtimali çok yüksek. Amerika'nın ve İngiltere'nin bölgesel planlamaları özellikle bu üç ülkenin çıkarlarına büyük darbe vuracak nitelikte. Buna rağmen işgalciler, Irak topraklarında sıkıştıkça Türkiye'den cephe açmak için Ankara'nın kapısını çalacaklar. Kuzey cephesini devre dışı bırakan bütün planları başarısız oluyor, olacak ta. Türkiye eğer bu tuzağa düşerse, bütün dünyada Amerikan-İngiliz işgalcileri, bu haksız ve gayri insani saldırganlıklarını görmezlikten gelerek kurtaran ülke olarak görülecek. Ortadoğu'da yeniden özgürlük/bağımsızlık hareketleri gelişecek. Herkes buna hazır olsun.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |