AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
AP Türkiye raporu tam da bu durumu gösteriyor…

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporunda Kemalizm'e yönelik eleştiriler, kendisini Kemalizm'e bağlı hisseden odakları ve bu odaklar adına anında refleks tepkiler fışkırtmayı bir görev bilen medyayı fena halde rahatsız etmişe benziyor.

Raporda, Türkiye'nin köktendincilik ve bölücülük korkusunu yenmesi gerektiği belirtiliyor.

Türkiye'de son zamanlarda birçok kişinin anlatmaya çalıştığı görüşler tekrarlanıyor.

'Türkiye karşıtı tavır ve görüşleriyle tanındığı' ifşa edilen (!) Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu (AFET), üyesi Hollandalı parlamenter Arie Oostlander tarafından hazırlanan yıllık Türkiye Raporu'nda Türkiye'nin aleyhinde ne hainlikler var bir bilseniz…

Mesela raporda, seçimlerdeki yüzde 10 barajı eleştiriliyor ve bugünkü TBMM'nin, seçmenin sadece yüzde 55'ini temsil ettiği üzerinde duruluyor.

Raporda şu kasıtlı ifadeler de yer alıyor!..

''Türk devletinin temel felsefesi olan Kemalizm, devletin bütünlüğüne yönelik ölçüsüz bir endişe kaynağı oluyor. Kemalizm, Türk kültürünün ve milliyetçiliğinin homojenliği üzerinde duruyor. Devletçilik, ordunun güçlü rolü, dine karşı çok katı bir tavır gibi yaklaşımlara öncelik veren Kemalizm felsefesi, Türkiye'nin AB'ye katılımına köstek oluşturuyor.''

Raporda, Türkiye'deki devlet yapısında ''çok kökten değişiklikler yapılması gerektiği'' öne sürülüyor ve "TSK'nın, Türkiye'nin çoğulcu demokrasiye doğru gelişmesini frenleyen bir rolü olduğunu gösteriyor'' denilerek, sivil otoritenin güçlendirilmesi ile, ''derin devlet'' olarak nitelendirilen bürokrasi ve ordunun, AB ülkelerindeki şekillerini almaları gereğinden söz ediliyor.

Tasarıda, MGK ve RTÜK gibi kurumların kaldırılması da isteniyor.

Arkasından asıl niyet açığa vurularak, ''Türkiye'de Kemalizm'i değil, demokratik Avrupa ilkelerini temel almış yeni bir Anayasa oluşturulması'' gereğinden söz ediliyor.

Tabii raporda, işkenceye son verilmesi ve Kürt sorununun çözümü gibi beylik meselelere de yer veriliyor…

Sonra rapor Türkiye'nin başka iç meselelerine de karışıyor!..

Düşünce suçundan tutuklu olanların serbest bırakılmasını, Terörle Mücadele Yasası'nın değiştirilmesi gibi taleplere de yer veriyor..

Malum büyük gazeteler raporu, sanki bir suç belgesini açıklıyormuş gibi veriyorlar.

Türkiye'nin sorunlarına bakışları böyle…

Aslında adama 'eline sağlık' demek lazım. Ne güzel de toparlamış Türkiye'nin meselelerini.

Biz arada bir hayıflanıp dururuz. "Bu Avrupalılar bizim sorunlarımızı anlamıyor" diye ya, besbelli artık çok iyi kavramışlar işin püf noktasını…

Rapor özetle, Türkiye'nin Kemalizm'e dayalı, militarist ve yasakçı bir ülke olmaktan vazgeçmesi için demokratik bir anayasa hazırlaması gerektiği üzerinde duruyor.

Gerçi şimdi Kemalizm meselesi askerci ve devletçi cephede bayağı gedikler açmışa benziyor…

Kemalizm'in bağımsızlıktan yana ve emperyalizme karşı bir ideoloji olduğunu savunan bazı kesimler, son gelişmelere bakıp Silahlı Kuvvetler'e, 'ABD'ye karşı uysal davrandığı' yollu eleştiriler bile dillendiriyorlar.

Dedik ya bu Irak savaşı kafaların iyice karışmasına yardımcı oldu… Benim burada tartışmak istediğim Kemalist cephedeki ayrılıklar değil.

Yukarıda sözünü ettiğim raporun lanetlenerek açıklandığı saatlerde Genelkurmay Başkanı'nın iktidar ve muhalefet partilerinin yöneticilerine yaptığı ziyaretlere dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bazı gazete haberlerinin satıraralarını ve bazı yorumların labirentlerini incelerseniz, bu ziyaretlerden sonra iktidar ve muhalefet partilerinin gerek Kuzey Irak'a asker sokulup sokulmaması konusuna, gerekse yeni bir tezkere meselesine bakış açılarının değiştiğini anlarsınız.

Kendilerini general zannedip, "Askerimiz Kuzey Irak'a girecek" diyenler, artık bu şekilde konuşamaz oldular. Eski sözlerinden vazgeçtiler!..

Hatta bazı gazeteciler arasında, askerlerin bu konularda hükümete -ve bu sefer muhalefete de-, 'düşük yoğunluklu bir muhtıra' verdiğini söyleyenler bile var…

Anlaşılan o ki, bu 'muhtıra'nın içeriği Kuzey Irak ve askerler siyasilere, "Siz bu konuda konuşmayın ve bu işe karışmayın, bu bir milli mesele" dediler.

Nitekim, söylendiğine göre, bu konudaki rutin açıklamalar da bundan böyle Genelkurmay ve Dışişleri tarafından yapılacak.

Bunda bana göre şaşılacak bir şey yok.

Yukardaki raporun müellifi açısından durum biliniyor. Zaten o rapor, tam da bu durumu açıklıyor. Tesadüfe bakın siz.

Silahlı Kuvvetler söz konusu raporu bundan daha kuvvetli bir şekilde tasdik edemezdi.

Nitekim Genelkurmay Başkanı, Silopi'de kesin açıklamayı yaptı ve noktayı koydu.

Malesef, "Biz ne demiştik.." lafını söylemenin şimdi tam zamanı.

"ABD, Türkiye'nin Kuzey Irak meselesine karışmasını istemiyor, Kuzey Irak'a dokunamazsınız."

Genelkurmay Başkanı, "Türkiye Kuzey Irak'ı istila etmeyecek" dedi. O bölgede bulunan güçlerini de bu amaçla kullanamayacak.

"Kürt devleti kurulursa Türkiye savaş ilan eder" darbımeseli bitti artık…

Kuzey Irak politikasını ve buna bağlı olarak Kürt meselesini bütün yönleriyle konuşmanın işte şimdi tam zamanı…

Aslında raporun öngördüğü reformları yapmanın da tam zamanı…


27 Mart 2003
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED