|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dün dolar 70-80 bin lira kadar geriledi, borsa yükseldi, faizlerde bir-iki puanlık oynamalar oldu. Şimdi piyasaların, 1 milyar dolarlık "hibe"den sonra nasıl canlandığı tartışılıyor. Kongre de, peşinden, 8.5 milyar dolarlık krediye onay vermiş... İyi mi? Demek ki Türkiye, bir kalemde silinip atılacak ülke değil. Eh, bir de yüksek maliyetle borçlanan enayi bir ülke var karşılarında... Niçin vazgeçsinler ki altın yumurtlayan tavuktan. Şaka değil... Türkiye, bugün, "dünyanın en yüksek faiz ödeyen" ülkesi. Para satan kuruluşlar (IMF, Dünya Bankası filan) açısından da, en yağlı müşteri. Müşteriyi ürkütmezler. Maazallah, moratoryum seçeneğiyle karşı karşıya bırakıp, tıkır tıkır işleyen faiz gelirinden olmak istemezler. Zaten IMF ve Dünya Bankası çevreleri, Başbakan Erdoğan'ın "ulusa sesleniş" konuşmasında, en çok, "yürütülmekte olan ekonomik programın aynen yürütüleceği" sözünü verdiği "taahhütler" bölümünü sevmişler. Demek ki moratoryum yok... Demek ki Türkiye borçlarını bihakkın ödeyecek. Demek ki Amerika, ufak tefek pürüzler çıkarıp kendisini engelleyen Türkiye'yi harcamayı göze alamayacak. Liberallerimiz de sevinmişlerdir... Hani, Amerika'yla ilişkilerin sarpa sarması üzerine, geçen hafta, kanal kanal dolaşıp, büyük müttefiki refüze etmekle suçladıkları hükümete (daha çok TBMM Başkanı'na) aba altından sopa gösteriyorlardı ya... Onlar kendilerini biliyor. Sundukları "felaket senaryosu" arasında askeri darbe de vardı. El altından Amerikan yönetimine ikinci tezkerenin onaylanacağı sözünü veren bir grup general (sanki böyle bir söz varmış ve buna generaller karar verebilirmiş gibi) sinirlenecek, "Nedir kardeşim bu, elli yıldır binbir çabayla kurduğumuz dostluk bir parlamento kararıyla nasıl böyle berhava olur?" deyip darbe yapacak ve "bu takiyyecileri" yönetimden uzaklaştıracaktı. Amerika'yla ilişkileri yoluna koyması için de hemen bir "teknokratlar hükümeti" görevlendirecekti Bunu bekliyorlardı. Hatta, satırararalarında bunu yazıyorlardı. Bereket, asker, kendilerine "liberal" ve "demokrat" süsü verenlerden daha demokrat... Hatta, daha sağduyulu... Hayatının büyük bölümünü Türkiye'de Pol Pot benzeri bir cumhuriyet kurmak uğruna çarçur etmiş, bir sabah "nedametle uyanıp" tuttuğu yolun yanlış olduğunu görmüş ve "liberalizm"de karar kılmış eski cuntacı ağabeyimiz, geçen gün "canlı yayın"da Amerika'yı küstürmenin piyasalara olumsuz yansımalarını sıralarken, sözü bir ara Türkiye'deki "demokrasi fazlası"na getirdi. Bu kadar da olmazdı ki... Parlamentonun ikinci tezkereyle ilgili kararını, evet, Amerikalılar da "demokratik bir karar" olarak karşılamışlardı ama, "bizi Amerika'yla kopma noktasına getirecekse", ne yapacaktık böyle demokrasiyi... Motamot böyle demedi de, buna benzer şeyler geveledi... Bazıları da (bazı liberaller), Kongre'nin "hibe" ve "kredi" kararını "Amerika'nın ihsanı" olarak değerlendiriyor. Oysa Türkiye'ye işi düştü adamların... Kuzey cephesi olmadan bu savaşı kazanamayacaklarını anladılar. Hem hükümeti kuzey cephesine ikna etmek için yeni bir girişimde bulunacaklar, hem de "yüksek faizle" para satıp, para kazanacaklar...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |