|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
On yıl önceki Körfez Savaşı'nda yalnızca, şimdilerde borç harçtan başını kaldıramadığı söylense de, o dönemin tek tabancası olan CNN'e kapılarını açarak dünyaya tek bir kaynaktan haber akıtan, şimdi de aynı derecede, ama bu kez metodu farklı bir kurnazlık eseri olarak, ABD birlikleriyle yatıp kalkan, cephede askerlerle yan yana duran muhabirleri içeri buyur eden Pentagon, "Embedding" yani "yerleştirme" denen bu uygulamayla hem önceki savaştan üzerine yapışan 'özgür basını engellediniz' eleştirilerini bertaraf etmeye, hem de insanlığın bu garabet savaşa, büyük bir pişkinlikle eline tutuşturduğu gözlükle bakmasını sağlıyor. İyi iş tabii, sağlam... Çünkü 'öbür taraf'ta ne olup bittiği muamma. Düştüğünde göz kamaştıran alevler saçan bombalar ve ölü esmer adamlar dışında. Sadece, ABD askeriyle neredeyse şakalaşarak gayet enayi sorular soran, 'insanlar ölüyormuş ne gam' tadındaki neşeli muhabirlerin görüntüleri ajanslardan evlere akıyor yani. Bu kadar işte. Ötesi mi? Biliyorsunuz işte; Gösteri, hem de 'Big Brother' cinsinden...
Düşünme, bilgilen
Sonra tabii sıra NTV'lere, CNN Türk'lere geliyor. Canla başla işini yapma gayretindeki simultane'lere, gözüdönmüş bir ses tonuyla ortalığa haber saçan muhabirlere, dizi arası reklam tadında umarsızca gözünüzün önünden akıp giden jeneriklere, maratona katılmış hissi veren anchor hanımlara ve beylere, -tabi ki onlarsız olmaz- acıklı bir şekilde ahkam kesen, bilmiş uzmanlara... Savaş ağızda soup opera tadı bırakıyor. Düşünmek yok yani artık, bilgi almak var. Şaşırmak yok anlayacağınız, incelemek var.
Küçük bir yüz
Kanallar nefes nefese yarışıyor. 'Hangisi başarılıydı, hangi televizyon daha hızlıydı?'nın cevabını vermemek için ayak diriyor insan ruhu. Çünkü sonra bir şeyler daha oluyor, insanın aklına çelme takacak kadar acı şeyler, içli şarkıların gereksiz duygusallıkları cinsinden değil ama. Sadece dünyanın üstünden yeryüzüne bakmanın sırtına batmış bir bıçak gibi acısını duyan insanların anlayabileceği şeyler... Bilmem hangi tip bombadan sıçrayan bir ateş parçasının yüzünün yarısını harabeye çevirdiği bir çocuğun, yanığın acısıyla susmamacasına ağlayan yüzü geliyor çünkü önünüze, iki uzman arası haberde. Yeryüzünün kalbi birdenbire orada atmaya başlıyor. Savaş, gezegenin tüm kılcallarına oluk oluk kan pompalıyor. İnsanlar bu kan bize bulaşmasın diye sokaklara akıyor. Belki de türkünün peşine takılıp gitmek, dağların yücelerine yürümek gerekiyor, olabildiğince yükseklere... Ancak, bütün dünyanın yükünü sırtında taşıdığına inanacak kadar saf insanların nefes alabileceği yükseklere... Savaş ancak yere dökülebilir çünkü, erişemez o kadar yücelere...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |