AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
CHP ve vazo hikayesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı D. Baykal ve partinin yetkilileri 23 Nisan'da resepsiyon nedeniyle yaşanan krizde izledikleri politikayı savunmakta ve ne kadar büyük bir hizmet yaptıklarını çeşitli vesilelerle anlatmaktadırlar.

Sayın Baykal "23 Nisan'da AK Parti iktidarı rejim duvarına çarpacaktı, çevirdik. Vazo tam düşecekti ki kırılmadan tuttuk" diyor ve arkasından şunları ekliyor: "23 Nisan bir protokolden ibaret değildir. 23 Nisan bir resepsiyon değildir. 23 Nisan'ın bir ruhu, özü vardır. Bir protokol adına 23 Nisan'ın özünü, ruhunu tahrip etme girişimlerine bir uyarı gönderdik. Bizi rahatsız eden, hükümetin 23 Nisan yörüngesinden çıkma ihtimalinin giderek artmakta olduğunu gördük. Bir yörünge düzeltme ihtiyacı hissettik. Ben AKP liderini seçimden sonra kutladığımda kendisine 'Aman vazoyu kırmayın, Türkiye'nin tarihi rotasını sarsmayın' dedim."

Baykal'ın dile getirdiği hususların öyle sıradan, basit ve bir muhalefet partisinin günlük muhalefet çerçevesinde söyledikleriyle değerlendirilecek şeyler olmadığı ortada.

CHP'nin muhalefetteki tutumu ve bununu zaman zaman dışa vurumunun başlı başına bir sorun teşkil ettiği gözlerden kaçmıyor. Hem Baykal'ın hem de parti yetkililerinin verdikleri demeçlerde, yaptıkları açıklamalarda kendilerini sistemin hamisi, sahibi ve maliki; Ak Partililer'i ise henüz rüştünü ispatlamamış acemiler, korumaya muhtaç kişiler ve meşruiyeti sorunlu topluluk olarak gördükleri anlaşılmaktadır. Bu çerçevede devamlı küçümsedikleri, seçimlerde elde edilen sonuçları bir türlü içlerine sindiremedikleri görüntüsü veriliyor.

Ne diyor Baykal?

"Ak Parti iktidarı rejim duvarına çarpacaktı, çevirdik. Vazo tam düşecekti ki kırılmadan tuttuk."

Baykal'a göre Ak Parti hükümeti 23 Nisanın özünü, ruhunu tahrip etme, 23 Nisan yörüngesinden çıkma girişimindedir ve kendileri buna bir uyarı göndermişlerdir.

Bu hizmetinden dolayı bizlerin kendisine ve partisine önemli bir teşekkür borcumuzun olduğunu unutmamamız gerekir. Gerçekten de eğer "vazo tam düşecek"ken tutmuş, iktidar 23 Nisan yörüngesinden çıkmak ve 23 Nisan'ın özünü, ruhunu tahrip etmek üzere iken müdahale etmişse ne kadar büyük bir hizmet yaptığını tahmin etmeliyiz.

Ancak CHP'nin ve bu partinin yetkililerinin demokrasiyi kurtarıcı bu tavrını tek başına özgül bir olay olarak mı değerlendirmeli yoksa bu partinin, hadi tek parti dönemini bir tarafa bırakalım çok partili dönemde benzer krizlerde izlediği politikalarla mı değerlendireceğiz?

Ben kendi adıma CHP'nin veya bir başka partinin politikasını tek bir olayla değil bir süreç içerisinde ortaya çıkan genel eğilim ve zihin yapısıyla değerlendirmeyi daha gerçekçi buluyorum.

CHP ne zaman demokrasiyi kurtarmıştır?

Bu süre içerisinde Baykal'ın deyimiyle "vazonun tam düştüğü" dönemler oldu. 27 Mayıs 1960'ta, 12 Mart 1971'de, 12 Eylül 1980'de, 28 Şubat 1997'de herkesin gözü önünde vazo düştü ve kırıldı. CHP bu tarihlerde vazo düşüp kırılırken ne yapmıştı?

27 Mayıs 1960 darbesinde CHP vazoyu yere çalıp kırılmasına büyük katkıda bulunmuştur. O günleri hatırlayanlar "Ordu + CHP = iktidar" formül ve sloganının nasıl her yerde tekrarlandığını biliyorlardır. Darbecilerin bu parti ile olan ilişkileri en basitinden 1961 Anayasası'nın yapımı sürecinde ve Anayasa'nın içeriğinde gayet net şekilde ortaya çıkmıştır.

Peki 12 Mart 1971 müdahalesinde CHP nerededir?

Partinin genel sekreteri B. Ecevit, ne zaman ki hükümet kurma görevi rakibi Nihat Erim'e verilince karşı çıkmıştır. Başta muhtıranın yanında nasıl saf durulduğu o günkü gazete sayfalarında saklıdır. İnönü'nün başta sert bir açıklama yaparak karşı çıkmışsa da arkasından nasıl destek verdiği biliniyor.

12 Eylül'de CHP'nin tutumu erken seçimi önlemekle darbenin gerçekleşmesini sağlamak olmuştur. Ecevit 12 Eylül yönetimine karşı ciddi mücadele vermişse de darbenin gerçekleşmesinde izlediği politikayla katkı sağladığı inkar edilemez.

Ve nihayet 28 Şubat sürecinde CHP'nin nasıl aktif bir destek ve katkı sağladığı herkesin bilgisindedir.

İşte bu CHP bugün ortaya çıkmış "vazo tam düşüp kırılmak" üzereyken müdahale edip yörüngesinden çıkan bir iktidarı yörüngesine oturttuğunu söylüyor. Buna da inanmamızı bekliyor. Peki vazo düşüp kırılsaydı CHP nerede olacaktı? Daha öncekilerde olduğu gibi mevcut iktidar gider iktidar sırası bana gelir diye düşünmekteydi?

CHP ve Baykal'ın öncelikle hamilik, vasilik ve ağabeylik takıntısını bırakması gerekir. Unutmamalıdır ki tek parti dönemindeki siyaseti devlet kurumlarıyla birlikte yapma geleneği devam edemez; siyaseti siyasi kurumlar yapmalıdır.


1 Mayıs 2003
Perşembe
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED