AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
'Arabesk müzik yapmadık'

Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan Şekerci Çırağı isimli romanı ile yayın dünyasına adım atan Ferdi Tayfur, "Biz, yıllardan beri, fantazi müzik diyoruz. Ama bizi küçümseyenler, müziğimizin adını bile belirliyorlar" diye konuştu.

  • ÖMER ÇAKKAL
    Yaptığı albümlerin sayısını kendisi bile bilmeyen sanatçı Ferdi Tayfur uzun zamandır müzik çevrelerinde sessizliğini koruyordu. Herkes usta sanatçıdan yeni bir albüm beklerken, o sessiz sedasıs bir kitap yazarak yayın dünyasına adım atıverdi. Kitap, geçtiğimiz hafta Kora Yayınları arasından çıktı. Roman türündeki kitabında Tayfur, kendisine okuma yazma öğreten hamal ustasının yeğeni olan Veli'nin yaşadıklarını anlatıyor. Romanın ilk sayfalarında ise kendi yaşadıklarını..

    'Fazla kültür göz çıkarmaz'

    Ferdi Tayfur, şimdiye kadar daha çok müzisyen kişiliği ve sinemaya olan tutkusu ile tanınan bir isim. Uzun zamandır müzik dünyasında sessizliğini koruyan usta sanatçı, son zamanlarda daha çok kamera arkasına el atmış durumda. Bu günlerde TGRT televizyonunda Delikanlı isimli bir programın yapımcılığını üstlenen sanatçı, son zamanlarda neredeyse her sabah sinemaya gidip bir film izliyor. Ve şansı iyi giderse, yakında bir filme imza atacağınını söylüyor. Bugüne kadar birçok filmde rol alan ya da kamera arkasını yöneten usta sanatçı ile sinema ya da müzikten çok yayın dünyası ve yazarlık üzerine konuştuk. Ferdi Tayfur daha en baştan kitap yazma konusunda iddialı olmadığını ifade etti. "Neden yazdınız?" sorusunu, "Ben bir edebiyatçı ya da yazar değilim. Herkesin bir gerçeği vardır ve ben de kendi gerçeğimi uçup gitmeyen, kalıcı bir kanal olan kitap yoluyla insanlara ulaştırmak istedim." diye cevaplayan sanatçı, "Yazarlık iddiam yok. Ama sinema ve müzik dünyasında bu kadar yol almış biri olarak, bakalım kitap dünyasında ne yapıyorum diye bu yola girdim. Eğer tutarsa, niye arkası gelmesin? Şimdiden bu kitabın ikincisi olan Umuda Kaçış isimli eseri yazmaya başladım bile. Fazla kültür göz çıkarmaz" diyerek sözlerine devam ediyor. Yaklaşık 2.5 yıl önce yazmaya başlayan Tayfur, "İsteyen kişi gazete, dergi, televizyon ya da internet yoluyla, söylemek istediğini kitlelere ulaştırabilir. Ben de karşı durduklarımı ve savunduklarımı kitabıma döktüm" diyor. Tayfur romanın oluşumunu, "Kendimi anlatmak için klavyenin başına oturmuştum. Bir yerden sonra, bana okuma yazma öğreten hamal ustamın yeğeni Veli'nin hikayesi başladı. Ben de kendimi frenlemeyip, onu anlattım" diye özetliyor.

    'Önyargılardan korkuyorum'

    Ferdi Tayfur, ilk bölümünde kendisini anlattığı kitapta, bağlamasını alıp Sirkeci'ye geldiği 25 yıl önce Barış Manço'nun resimlerine bakıp kendisini hayal ettiğini, daha sonra ise bir hafifa alınma korkusu ile karşı karşıya bulunduğunu anlatıyor. "O zamanlar müzik dünyası, bugünse yayın dünyasının kapısındasınız. Yine aynı korkular var mı?" sorusunu sanatçı, "Yazarlık iddiam olmadığı için, aynı korkular yok. Ama önyargılar elbette bizi ürkütüyor. Adam, 'kitabını okumadım ama' diyip, başlıyor dil uzatmaya" diyerek, kitabının okumadan eleştirilmesine en başından bir kalkan tutuyor. Usta sanatçı, yıllardan beri devam eden, herkesin kitap yazıp yazamayacağına yönelik tartışmaya da katılıyor: "Elbette herkes kitap yazabilmeli. Çünkü herkesin yazacak bir şeyleri vardır. Geçenlerde Nuriye Akman hanımefendinin bir yazısını okudum. O da 'Herkes yazabilmeli' diyor. Ama aynı gün, aynı gazatede bir beyefendi, yalnızca akademisyenlerin ve aydınların kitap yazabileceğini savunuyor. Neden öyle olsun ki! Onların beyinleri var ve yazabiliyorlarsa, biz neden yazmayalım. Biz uzaydan mı geldik.."

    "Kitabın arabeski olmaz"

    Ferdi Tayfur yayın dünyasında adımını attığı Şekerci Çırağı adlı romanında sık sık, derin ruh tahlillerine giriyor. Çok içeri girdiğini düşündüğünden olsa gerek, 'Sevgili okurlarım, kusura bakmayın' diyip, bu kez de araya girmeyi tercih ediyor. Şekerci Çırağı'nın dili de oldukça rahat. Kalıp olarak konulan birçok kural, Şekerci Çırağı için çok da geçerli değil. Ünlü sanatçı, "Şekerci Çırağı için kitabın arabeski diyebilir miyiz?" sorusu üzerine geriye dönüp, müziği hakkında birkaç şey söylemeyi zorunlu hissetti. Öncelikle kitabın arabeski olamayacağını ifade eden Tayfur, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Biz hiç bir zaman arabesk müzik yapmadık. Yalnızca, yaptığımız müziği küçümseyen çevreler adını arabesk olarak koydular. Yıllar önce bana da, Orhan Abi'ye de (Gencebay) sordular, cevapladık. Biz fantazi müzik yaptık. Ama ısrarla adını arabesk koydular. Arabesk, dilimize Fransızca'dan girmiş bir sözcüktür. Osmanlı süsleme sanatında, dış saçaklarda olan bir işlemeye arabesk adı verilir. Ben bu dersleri çok çalıştım. Önyargılarla yapılacak eleştiriler için, cevaplarım da hazır"

    ŞEKERCİ ÇIRAĞI'NDAN OKURA HİZMET

    Şekerci Çırağı isimli kitabı ile yayın dünyasına adım atan sanatçı Ferdi Tayfur amacını, "Ülkemizde okuma kültürü yerleşmemiş. Yabancı filmleri izlerken görüyoruz. Okudukları kitap ve dergilerden ötürü insanların yüzlerini seçemiyorsunuz. Böyle bir kitap yazarak, hayran kitlemin okuma alışkanlığı oluşmasına bir nebze katkıda bulunmak istedim." diye açıklıyor.

  •  
    Kirli Bir Savaşa Engel Olmak
    Ortadoğuda yeni bir savaş başlayınca savaş edebiyatı da yeniden gündeme geldi.
    Komşu filmleri İstanbul'da
    2003 yılının ilk yarısında Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenen Yunanistan, bu amaçla düzenleyeceği organizasyonların ilkinde filmleri ile ülkemize konuk oluyor. '1.Yunanistan Sinema Günleri Festivali' 2 - 8 Mayıs tarihleri arasında Ankara ve İstanbul'da gerçekleştiriliyor. Yunanistan Sinema Merkezi (EKK) ile Yunanistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu işbirliği ve Borusan Sanat ve Kültür Merkezi'nin katkılarıyla Beyoğlu Emek Sinemasında gerçekleştirilecek festivalde, 1960'dan günümüze dek Yunanistan sinemasının geçirdiği evrimi tanıtan ve çağdaş bir yaklaşım ile günümüz sorularına yanıt arayan değişik dönemlere ait 13 film gösterime girecek. Filmler her gün 12:00 - 15:00 - 18:30 ve 21:30 saatlerinde olmak üzere dört seansta seyirci ile buluşacak. Ankara'daki festivalde ise gala gösterimi Ankapol sinemasında, diğer filmler ise Magpol sinemasında gösterilecek. Festival kapsamında tüm gösterimler ücretsiz.
    Emek: 0212 2938439 Magepol: 0312 419 44 92
    1 Mayıs 2003
    Perşembe
     
    Künye
    Temsilcilikler
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED