AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
MGK'ya verilen mesaj...

AK Parti iktidarının (58 ve 59. Hükümetler) ilk önemli Milli Güvenlik Kurulu toplantısı öncesinde bütün hükümet yetkilileri –ki, birçoğunun görüşleri kamuoyuna da yansıdı- açıkça, bir gerginlik istemediklerini söylüyorlardı. Bunun iki önemli nedeni vardı. Birincisi, Ak Parti'nin gerçekten de askerlerin algıladığının aksine devleti dindarlaştırma yönünde bir gizli gündemi bulunmamaktadır. 23 Nisan Resepsiyonu dahil ortadaki malzemelerin hiçbirisi, planlı bir politikanın sonucunda çıkmamıştır. Hükümet, siyasal ve sosyal güzergaha işaret taşları bırakma niyeti taşımamaktadır.

İkinci önemli neden ise, yakalanan olumlu ekonomi performansıdır. Savaşa rağmen işlerin yolunda gitmesi; özellikle de kur ve faiz rakamlarının hükümetin beklentilerinin bile üzerinde pozitifi bir seyir izlemesidir.

Hükümet mesaisinin büyük bir kısmını bu tabloyu korumaya ayırmış bulunuyor ve gidişatı olumsuz etkileyecek herhangi bir adımı anlamlı bulmuyor. Bu adım ister kendilerinden ister de başka kesimlerden gelsin, böyle....

Piyasanın mesajı

3 Kasım'dan sonraki süreç birşeyi açıkça göstermiştir ki, Türk ekonomisinde en büyük piyasa yapıcı unsur "güven faktörü"dür. Kasım ayı içerisinde daha hükümet kurulmadan piyasalarda esen bahar havası bunun en bariz deliliydi. Başka hiçbir rasyonel gerekçe bulunmadığı halde sadece işlerin yoluna gireceği umudu bile ortalığın yatışması için yeterli olmuştu. Bugün de aynı etkinin izleri görülmektedir. Savaşa, hatta; Türkiye'nin Amerika'yla işbirliği yapmaması nedeniyle yararlanamadığı 6 milyar Dolar'lık paket ve buna bağlı olarak 24 milyar Dolar'lık kredi imkanının geçersiz olmasına rağmen ekonomi finansman sorunu yaşamadı. Borçlar ödenmeye ve kaybedilen bu kaynağa rağmen içeride bir sorun yaşanmadı, iç borcu doğrudan etkileyen faizler düşmeye devam etti. Sonuçta Merkez Bankası da, pozitif trende uyarak faizleri 3 puan indirdi. Olup bitenin birden fazla açıklaması olabilir ama hiç şüphesiz en önemlisi "güven"dir.

Küçük tasarrufçudan büyük yatırımcıya kadar herkes, "tek parti hükümeti"nin üreteceği politik ortamın istikrarsızlığı önleyeceğine inanmaktadır.

Dahası, bütün kesimlerin başka da bir seçeneği bulunmuyor. İnsanlar ve kurumlar, yaşanacak herhangi bir siyasal problemin herkesin cebinden aynı oranda parayı buharlaştıracağını çok iyi biliyor.

İki ayrı gündem

Yazıyı kaleme aldığımız sırada MGK toplantısı henüz sonuçlanmamıştı. Sabah saatlerinde, kurulun toplantısı kadar başka bir gelişme dikkat çekiyordu. Gerilimin en çok tırmandığı anda bile piyasalar MGK'ya bir mesaj verircesine son ayların olumlu rakamlarını muhafaza ediyordu. Hatta, Dolar taban yaparak sabaha 1 milyon 565 – 570 seviyelerine kadar geriledi.

Piyasalar veya sıradan insanlar, MGK'dan olumsuz ya da gerilimli bir tablo çıkma ihtimalini seçenek dışı tutarak, sorun kimden kaynaklanıyorsa ona "büyütmeyin" dediler.

Türkiye bir kez daha, hissetmediği, algılamadığı ya da önemsemediği bir sendroma mahkum olmak istemiyor.

"İrtica, rejim, laiklik" gibi kavramları gündelik hayatının bir parçası olarak taşımak da istemiyor.

Sistemin varlığını sürdürebilmek için sürekli olarak gerilim üretme ihtiyacı hissetmesi artık makul bir yöntem değildir. İmkan ve fırsatlar ölçüsüne vurulduğunda Türkiye'nin rejim odaklı gerilimleri daha fazla kaldırabilmesi veya finanse edebilmesi de mümkün değildir.

Her MGK toplantısının bir gerilim sürecinin ortasına odaklanması, bu kurulun anayasal fonksiyonunun zayıflatmaktan başka bir şeye de yaramayacaktır.


1 Mayıs 2003
Perşembe
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED