AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Irak'a yardım malzemesi götürmenin işkenceye dönüşü

Kızılay'ın yedi TIR'lık malzemeden oluşan yardım konvoyu Kerkük'e ulaştı. "Kerküklü Türkmenler'in Yardım Sevinci" başlığıyla dünkü gazetede yer aldı haberi. Ancak bu işin bir de arka planı var...

Oniki yıl süren ambargo... Üstüne adaletsiz bir savaş... Ve sonunda işgal.

Yirmi yıla yaklaşan Saddam iktidarının yarısı savaşla, yarısı da ambargoyla geçti.

Saddam iktidarı, gelirin günden güne azalması demekti.

Gayet sınırlı gelen paranın çoğunluğu da halka değil, hiçbir işe yaramadığını sonradan cümle âlemin göreceği silahlara ve Saddam'ın özel hesaplarına aktarılıyordu.

Bu yüzden, yokluk, açlık, sefalet, son kullanma tarihi çoktan geçmiş ilaçlar ve narkozsuz ameliyatlar demekti Saddam iktidarı.

Amerika, Irak halkına demokrasi getirmek için hareke geçtiğini söylemişti ama galiba acele etmemek gerekiyor.

Demokrasi kolayca gelen bir şey değil anlaşılacağı üzre.

Halkın çektiği sefalet son bulmuş değil.

Hâlâ herşey ihtiyaç.

Su, ekmek, tuz, şeker, ilaç...

Kızılay, muhtaç durumdaki Irak halkına yardımda bulunmak maksadıyla harekete geçti.

Yedi TIR dolusu yardım malzemesini yola çıkardı.

Ancak oradaki Amerikan askerleri daha ilk adımda "Dur" diye karşılarına dikildi.

Kontrol etmek istediler, döküm istediler...

Açıkçası zorluk çıkardılar.

Saatler süren tartışmalar sonunda, Kızılay'ın uluslararası yardımlarda bulunan bir kuruluş olduğunu ve keyfî bir şekilde engellemenin mantıksız olduğunu kabul ettirdi bizimkiler.

Konvoyun başında iki de milletvekili bulunuyordu.

Amerikan askerlerinden kurtulduktan sonra, bu sefer de Peşmergeler dikildi karşılarına.

"Hoşgeldiniz" demeleri beklenirken, onlar daha beter zorluk çıkardı.

Üç saatlik tartışma sonunda, şapşal Amerikan askerlerinden farklı düşünmeyi becerememiş Peşmergeler de ikna edilebildi.

Üç saat az bir süre değil.

Deve olsa hendeği atlardı o kadar zamanda.

İnsaf sahibiyseniz, söyleyin lütfen; kendisine ya da himayesinde bulunanlara yardım etme niyetiyle gelenin karşısına dikilmek akıl kârı mıdır?

Bu tavrı şapşallıktan başka şekilde izah etmek isteyenlere kapımız açıktır.

ZARARSIZ İTİRAFLAR

İzmir'den bir bayan, işyerindeki görevinin, son dönemdeki bir kampanya dolayısıyla müşterilere hobilerini sormak olduğunu belirttikten sonra şunları yazıyor:

"Büyük bir çoğunluk kitap, müzik, spor gibi genel cevaplar veriyor. Ancak bazıları son derece imalı bir tonlamayla, 'Orasını karıştırmasak' türünde cevaplar verdi."

Ancak daha ilginç olanları da varmış... Bakar mısınız?

"Amcanın biri, 'İnsaniyetlik' diye cevap verdi. Bir diğeri de, 'Spor yapmak ve namaz kılmak' dedi. Az kalsın, 'Allah hobinizi kabul etsin' diyecektim."

HER GÜN CUMA OLSA

"En güzel gün Cuma" dedi. Niçin öyle düşündüğünü sordum.

Bir hafta boyunca çalışarak yorgun düştüğünü, haftanın son iş günü olması dolayısıyla Cuma günlerini çok sevdiğini, ertesi gün dinlenecek olmanın verdiği keyifle sıkılmadan çalışabildiğini söyledi ve ekledi:

"Keşke her gün Cuma olsa." Dediği gibi, her günün Cuma olması halinde, o çok özlediği izin gününün asla gelmeyeceğini söyledim.

"Çok kötüsün" dedi. Siz söyleyin, ne alakası var bunun iyilikle, kötülükle ?

HANGİ

Kültür ile Turizm Bakanlıkları birleştirilerek bu göreve Erkan Mumcu getirilince, önceki Turizm Bakanı Gürdal Akşit, "Kadından Sorumlu Devlet Bakanı" oldu.
Hangi kadından?

BAKIŞ

Eskiden bana başka gözle bakardın.
Yanılıyorsun. Göz aynı, gözlük değişti.


BİR MANİFESTONUZ YOKSA, BU AKŞAM SİZE GELMEK İSTİYORUZ.


1 Mayıs 2003
Perşembe
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED