|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
19 Mayıs'ta gençler, stadlarda kutlanan 19 Mayıs formatına net eleştiriler yöneltince bir kesim çok şaşırdı. Nerden çıkmıştı "bunların artık üçüncü dünya ülkelerinde kalmış militarizmin yansıması olduğu, dünyanın hiçbir medeni ülkesinde kalmadığı, gençliğin uygun adım yürütülmesinin gençliğe hiçbir şey katmadığı, gençliğin çok daha derin sorunları bulunduğu ve gençlik konusunun çok daha içerikli toplantılarda gündeme gelmesi gerektiği" gibi görüşler... Kimisi gençleri "iktidarın güdümlediği"ni iddia etti, kimisi de onları "yeni yetmelik"le suçlayarak işin içinden çıkmak istedi. Oysa gençlik buydu ve birileri gençliğin dünyasından çoktan kopmuştu. Çoktan!!! Eğitim, iş, yarına güven konuları gencin önünde dağ gibi duruyor ve o bu dev meselelerle baş etmeye çalışırken, "büyükler"in önemsediği pek çok alanı "içi boşalmış alanlar" olarak görüyordu. Anlamak lazımdı onu. Onun sorgulayıcı karakterini görmek lazımdı. Yıllardır "eğitimde sorgulayıcı" hüviyet kazandırmak istemiyor muyduk onlara... İşte sorguluyorlardı. Anlamak lazımdı. Değilse çok daha sarsıcı sürprizlerle karşılaşmak mukadderdi. Alın askerlik konusunu... "Kutsal vatan hizmeti"ni... Acaba gençliğin dünyasında bunun bir sorun haline gelip derinlerde dev gibi büyüdüğünün farkında mıyız? Askerlik konusuna gençler nasıl bakıyor? Sırf Afganistan ve Irak savaşından sonra, yani teknolojinin kitlesel insan gücünü anlamsız hale getirdiği bir süreçte gençlerin askerliğe bakışında ne gibi değişmeler meydana gelmiş olabilir? Gençler "Türkiye'de olduğu gibi bu kadar büyük ordu bulundurmak bugünün savaşları için gerçekten savunma değeri taşıyor mu? Bir akıllı bomba kaç donanımsız er anlamına geliyor?" gibi bir soru sorarsa verilecek bir cevap var mıdır? Nitekim gençler soruyor: -Türk ordusu dünyanın en kalabalık ordularından birisi. Acaba mevcudu azaltıp, teknolojik gücünü artırmak ülke savunması açısından daha makul olmaz mı? -Acaba Türkiye, kıt ekonomik imkanlarından savunma alanına tahsis edebildiği miktarı, gerçekten en rantabl çerçevede sarfedecek bir ordu düzenlemesine sahip midir? -İster 18 aylık, ister 9 aylık, ister 16 aylık, isterse muvazzaf subaylardan oluşsun, acaba ordu mevcudumuz olabilecek en verimli istihdam şartları içinde değerlendirilebilmekte midir? Yani ister er statüsünde, isterse daha değişik kademelerde bünyesine gelen insanlara, "bu kadar süre işimden gücümden koptum, ama çok anlamlı günler geçirdim" diyebilecek bir atmosfer, bir anlamlılık hissi sağlıyor mu? Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu yönde bir kamuoyu araştırması mevcut mudur? Bir süredir "bedelli askerlik" konusu gençliğin en hararetli gündemi halinde. Bu yöndeki haberler gençliği heyecanlandırıyor. Tesbit edilen bedeller genelde her bütçe için ürkütücü. Ancak insanlar bunu göze alıp, yürüyen hayat akışı içinde askerlik süresini kazanmak istiyorlar. Bunun altında "vatan hizmeti"ni ıskalamak yok. Hatta belki, daha etkin bir "vatan hizmeti"ne zemin hazırlama beklentisi var. Erlere, erbaşlara kaç lira maaş veriliyor? Ailesinden para gelmeyen bir gence verilen bu para sigara parası olabiliyor mu? Sigara parası bulamayan bir genç nasıl bir ruhi eziklik içine itiliyor? Bunları düşünmeli miyiz? Acaba askerlik hizmetini yapana daha iyi şartlar temin edilip, bunun bedelini, askerlik hizmetini daha kısa yapmak isteyenlere yükleyecek bir formül geliştirilemez mi? Bir tür, gönüllü - profesyonel askerlik arası formül... Hem ara ara gelen "bedelli"lik değil, sürekli bir formül... Bu arada, Silahlı Kuvvetlerimizin ateş gücünü besleyecek ekonomik şartların temini... Gençlik bütün bunları konuşuyor. Hem hükümetten, hem Meclis'ten, hem Türk Silahlı Kuvvetleri'nden çözüm istiyor. Hem vatan savunması, hem ekonominin gerekleri hem de gençliğin ruh sağlığını en olumlu bir noktada buluşturacak formüller... Bu noktada TSK'nın inisiyatifi bekleniyor gibi bir görüntü hakim. TBMM Milli Savunma Komisyonu'nun girişimi de son derece olumlu olmuştur. Başbakan "Gündemimizde böyle bir konu yok" dese de, gençliğin beklentilerini bilmiyor olamaz. Belki konunun TBMM - TSK arasında biraz daha olgunlaşmasını beklemeyi tercih etmiştir. Bedelli askerlik, askerlik alanındaki yeni ve köklü değerlendirmelerin parçası olarak bir anlam taşıyor. Hem bedelli askerlerin ödeyeceği meblağ, hem onların askere alınmaması dolayısıyla oluşacak tasarruf, hem de onların ekonomi içinde kalmalarının sağlayacağı artı değerle önemli bir gelir sağlanacağı muhakkak. Bu gelirin şu anda muhakkak ki, ekonomiye de, bu alana tahsis edilmesi durumunda savunma gücüne de olumlu yansımaları olabilir. Ancak uzun vadede yeni zamanlara göre bir savunma konsepti oluşturma zamanı gelmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tam da bu anda, hükümetin önüne böyle bir yeni açılım taşıması, kendi görev alanının zaruri yansıması olacaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |