AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Başörtüsü: İğneden ipliğe

Başörtülüler iktidardaki partiye göre haber değeri taşıyor. Daha önceki hükümet zamanında coplanan, göz altına alınan kızlar ve anneleri haber değeri taşımazken, şimdi başörtülülerin başlarına taktıkları iğneler, iğneleri takma biçimleri ve iğnelerin adedi bile haber değeri taşıyor.

Laik basında "dinci iktidar" iş başına geldiğinde muhabirler için haber yapmak kolaylaşıyor. İki başörtülü haber bir televole habere denk geliyor çünkü.

Muhabirler masa başında bütün dehalarını kullanmak zorundalar. Şimdiye kadar hiç yapılmamış bir başörtülü haberi yapmak çok da kolay değil çünkü.

İlk defa 80'li yıllarda o zaman satış rekorları kıran Nokta dergisinde iki bayan muhabir kara çarşaf giyerek, çarşaflılar diskoya giderse ne olur, paten kaymaya giderse ne olur türünden haberler yapmışlardı. O gün bu gündür "başörtülüler falan yaparsa, feşmekandan giyinirse" şeklinde tasarlanan haberler medyada kendine yer bulabiliyor. Noktalı yere en çarpıcı ifadeyi koyduğunuz zaman haber değeriniz ağırlığınca altın olmasa da kullandığınız harf kadar değer taşıyor. Mesela masa başında oturdunuz ve "başörtülüler saç yaptırırsa" diye bir haber kurguladınız. Bunun haber değeri taşıması için bütün türbanlıların kel olduğunu iddia edenlerin olması gerekir ki, ancak o zaman kel olduğu söylenen bir "kitlenin" kelliğine aldırmadan, olmayan saçlarını kuaföre taratması haber değeri taşımış olsun.

Masa başı muhabirlerinin artist zekalarının olması şart. Bir tutam artistik zeka, bir tutam çıkarım ile bir taşım kaynadığında ortaya "inanılmaz" haberler dökülüveriyor. Mesela başörtülüler başörtüsünden asla vazgeçmiyor. Ama canları da saçlarını/başörtülerini yaptırmak istiyor. Ha deyince başörtüsü tarayıp iğne iplik aracılığı ile başörtüsü topuzu yapan kuaförler bulmak kolay mı? Kolay değil. Büyük haber merkezlerinden aldığımız büyük haberlere göre bunlardan bir tane Ankara'da bulunuyor; Milletvekili eşleri, başlarını bağlatmak, bağlattıkları başlarının başörtüsü tasarımına uygun eşi benzeri bulunmayan bir görünüm alması için başörtülerini kuaförün ellerine teslim ediyorlar. İğne, iplik yardımıyla kumaştan pile/lüle yapan başörtüsü kuaförlerinin ikincisi İstanbul'da bulunuyor(muş) büyük haber merkezinden aldığımız bilgilere göre.

Başörtülü kesimin kadınlarının, başörtüsü ile bağlantıları o noktaya varmış ki, gösterişli bir saçın "baş döndüren büyüsüne" saçla değil ama başörtüsü ile kavuşmak için, kuaföre gidip kumaş parçalarını diktirip "sanki saçmış" görünümünü vermek için her türlü fedakarlığa katlanıyorlar(mış).

Şimdilik bu haberlerin sonuna o da parantez içi ifade olarak "mış" diyoruz. Birkaç yıl sonra "mış"lar ortadan kalkacak.

Başımı örteli yirmi üç yıl oldu. Yirmi üç yılda şunu gördüm: Medyada başörtülülere dair önce aslı astarı olmayan haberler yayınlandı. Ama bu haberler haber olmak isteyenlere ipucu mahiyetinde. Başlangıçta sanki varmış gibi türetilen haberler, bir müddet sonra gerçekten haber değeri taşımayacak kadar fazlasıyla var oldu.

80 yılında Nokta muhabirleri çarşaf giyip diskonun kapısına dikildiğinde bunu yapan gerçek kimlikler yoktu. Ama bugün kafe-barlarda başörtülü kızlarla karşılaşmak, kahvelerde tavla atıp nargile içenleri görmek, yıllar önce Türkan Şoray'ın filmlerinde bile rastlanmayan sahnelere, başörtülü kızların icra ettiği sahneler olarak rastlamak "sıradan" görülüyor.


23 Mayıs 2003
Cuma
 
FATMA K. BARBAROSOĞLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED