|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bucak: Bagajdaki silahtan haberim yok Milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle yargılanamayan Susurluk davası sanıklarından eski milletvekili Sedat Edip Bucak, ilk kez hakim karşısına çıktı.
Susurluk davası kapsamında "çeteye yardım ve yataklık yapmak" iddiasıyla yargılanan eski milletvekili Sedat Edip Bucak, ilk kez çıktığı hakim karşısında, Mehmet Özbay isimli şahsın Abdullah Çatlı olduğunu bilmediğini, arabasının bagajındaki silahlardan da haberi olmadığını söyledi. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasına, Bucak avukatlarıyla birlikte katıldı. Abdullah Çatlı'yı tanırdım Susurluk'ta 3 Kasım 1996 meydana gelen kazada hayatını kaybeden emniyet mensubu Hüseyin Kocadağ ve Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı ile nasıl tanıştığını ve ilişkilerini anlatarak savunmasına devam eden Sedat Bucak, "Özbay ile 1994 yılında üst düzey bürokratların katıldığı yemekli bir toplantıda tanıştık. Bana işadamı olduğunu söyledi. Hüseyin Karadağ ile ise çok önceden aile dostu olarak tanışıyoruz. Babamın döneminden kalma bir dostluğumuz vardır" dedi. Bucak, Abdullah Çatlı'nın, kendisine Yalova'da kaplıcalara gitmeyi önermesi üzerine Yolava'ya gittiklerini anlatarak aile dostlarının oğlu Ali Aydınlı'nın kaza haberini almaları üzerine İzmir'e yöneldiklerini ifade etti. İzmir'de Kocadağ'ı havaalanından aldırdıklarını ve Çatlı'nın sevgilisi Goncagül Us'un da onlarla birlikte İzmir'e geldiğini kaydeden Bucak, şöyle konuştu: "Burada Ali Aydınlı'nın öldüğünü duyduk. Evine giderek taziyelerimizi bildirdik. Ben buradan Ankara'ya geçmek istedim. Özbay da bana, eşinin Ankara'da olduğunu, kendisinin de Ankara'ya gideceğini ama önce birlikte İstanbul'a gidip, oradan Ankara'ya gitmemizi önerdi. Kabul ettim. Ertesi gün Hüseyin Karadağ'ın kullandığı arabayla yola çıktık. Ben Kocadağ'ın yanında önde oturuyordum. Özbay, sevgilisi Us ile birlikte arkada oturuyordu. Yolda iken trafik kazası meydana geldi. Sonrasını hatırlamıyorum. Beni İstanbul'a getirmişler." Hakimin, arabadan çıkan silahlarla ilgi sorulara da cevap veren Bucak, kendisine ait 1 tabancanın bulunduğunu, onu da nereye bıraktığını hatırlamadığını kaydetti. Çantasında bulunan silah ve susturucularla bir ilgisi olmadığını da anlatan Bucak, daha önce Özbay ve Kocadağ'da da bu silahları görmediğini ileri sürdü. İlk kez mahkeme karşısına çıktı Güvenlik nedeniyle Sedat Bucak'ın bundan sonraki duruşmalardan vareste tutulmasına karar veren mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi. Bucak milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle Susurluk Davasında hakim karşısına çıkmamıştı. Son seçimlerle birlikte milletvekili seçilmemesi üzerine yeniden görülmesine karar verilen davada ilk kez hakim karşısına çıktı. LEYLA ZANA İLE EVİNDE GÖRÜŞTÜM
Bucak, 1991 milletvekili seçimlerinin ardından, Leyla Zana'nın kendisiyle görüşme talebinde bulunduğunu savunarak Zana'nın evindeki görüşmeden sonra dönemin başbakanına görüşme ile ilgili bilgi verdiğini ifade etti. Olaydan sonra 'Hasan' isimli birinin kendisine koruma olarak verildiğini anlatan Bucak görüşme ile ilgili şunları söyledi: "Zana sonra bana telefon açtı. 'Tekrar görüşelim' dedi. Zana ile Ankara Lojmanları'ndaki evinde görüştüm. Yanında, adının Abdülcabbar soyadının ise Yıldız mı Gezici mi olduğunu anımsamadığım biri vardı. Zana ve yanındaki adam bana, 'Devletten yana olmayın, bize karşı olmayın. Yeniden görüşelim' dedi. Daha sonra Başbakan ile görüştüm. Olayı anlattım. Benden devlet yararına çalışmamı istediler. Daha önce amcamın da böyle hizmetlerde bulunduğunu hatırlattığımda, Başbakan bana, 'Senin amcan da baban da benim, devlete güvenmelisin' dedi. Bana çeşitli teçhizatlar verdiler. Layla Zana'nın görüşme teklifini kabul etmemi söylediler. Onun belirlediği bir yerde buluşmamızı, ancak güvenlik açısından Ankara dışına çıkmamamızı istediler. Dedeman Otel'de buluşmak üzere anlaştık. Ancak daha sonra bir şeylerden şüphelenmiş olacaklar ki, 'Siz gidin, biz benzin aldıktan sonra geleceğiz' diyerek ayrıldılar." Bucak, Dedeman Otel'de kendileri ile görüştüğünü, görüşmenin gerçekleştiğini iddia ederek, "Onlara 'Urfa'ya, Siverek'e ve çevresine gelmeyin' dedim. Onlar da bana, 'Biz Kürdistan'ın tüm topraklarına girmeliyiz' yanıtını verdi" dedi.
|
|
|
|
|
|
|