AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Erdoğan'ın hassas çizgileri

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giriş mücadelesini "Kasımpaşalı" değil, AB standartlarında bir yönetim üslubuyla yürütüyor. Türkiye gibi geçmişte siyasetin zaman zaman tatil edildiği, hele Batılı anlamda demokratik kriterlerin hayata geçirilmesi sözkonusu olduğunda çok yönlü hassas dengelerin bulunduğu bir ülkede yaşıyorsanız Erdoğan'ın işinin ne kadar zor olduğunu daha iyi anlarsınız.

Tayyip Erdoğan, bazı kesimlerin beklentilerinin aksine devletin belli hassasiyetlerini zorlamadan, ancak demokratik standartları yakalama konusunda da son derece kararlı bir tutum sergiliyor. Bu "soğukkanlı" devlet adamlığı tavrı, Erdoğan'ın içinden geldiği siyasal gelenek ve üzerinde yıllarca sürdürülen ambargo dikkate alındığında bazı çevreler için şaşırtıcı olabilir.

Nitekim, zaman zaman içeride ve dışarıda Türkiye için "kriz senaryoları" üreten bazı çevreler, AK Parti iktidarıyla özellikle askeri kesim arasında erken "gerginlik" beklentisine girdiler. Oysa başta Tayyip Erdoğan olmak üzere AK Parti yönetimi gerek askerle, gerekse sistemin hassas merkezleriyle gerginlik oluşturabilecek davranışlardan özenle kaçındı.

Başbakanlık koltuğuna oturduğu günden buyana Erdoğan, kriz işaretlerinin ortaya çıktığı bütün zamanlarda "mayınlı bölge"nin etrafından dolaşarak kendisini özellikle Türkiye'nin ekonomik ve dış sorunlarına odakladı.

Gündelik siyasete prim vermeden yürütülen bu soğukkanlı politikaların ne kadar isabetli olduğunu, "6. Uyum Paketi"nin tartışıldığı bugünlerde daha iyi anlıyoruz. Zira Türkiye'nin önünde, Avrupa Birliği açısından bir saniyesinin bile boşa geçirilmemesi gereken çok önemli günler var.

Elbette Türkiye gibi "kırmızı çizgileri" fazla olan bir ülkede, "Kopenhag Kriterleri"ne giden yol o kadar da güllük gülistanlık değil. Ancak her şeye rağmen Türkiye, önünde gerginlik oluşturabilecek "kırmızı noktalar"a basmadan suyun öte yakasına geçebilecek demokratik tecrübeye de sahip bir ülke...

Nitekim, MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç Paşa'nın "Uyum Paketi"ne ilişkin sert muhalefet şerhlerine rağmen, Genelkurmay Başkanı Özkök'ün daha çağdaş ve serinkanlı yaklaşımı önümüze daha umutlu bir AB fotoğrafı koymuş bulunuyor.

Galiba Türkiye, Avrupa Birliği macerasında her zamankinden daha çok umutlu bir sürece giriyor. Eğer demokratikleşmeye giden yolda talihsiz bir pürüz çıkmazsa, hükümet ve devletin bütün hassas merkezleri Avrupa Birliği hedefinde en azından şimdilik "mutabık" kalmış gibi gözüküyorlar.

Şimdi sıra demokratikleşme paketinde... 6. AB Uyum Paketi ile ilgili taslak, son şekline kavuştu. Adalet Bakanı Cemil Çiçek tarafından dün Başbakanlığa gönderilen taslakta, 10 ayrı konuda "devrim" niteliğinde değişiklikler öngörülüyor.

Umarız, yıllardır yakamızı bırakmayan müzmin korkularımıza yenilmeden, Türkiye'nin gelecek yüzyıllardaki umutlarını karşılayacak olan bu tarihî adımları birlikte atabiliriz.


23 Mayıs 2003
Cuma
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED