|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Yeni Tanin" imzalı başyazıları kim yazıyor? Kim olacak, bugüne kadar darbe cuntalarıyla yürüttüğü devrim mücadelesini tamama erdiremeyince köşe yazarlığında karar kılan ağabeyimiz. Efsane yazar... Ki, bir başka "genç subaylar girişimi" olan 9 Mart cuntasının iki numaralı adamıydı. 9 Mart 1971'de (Madanoğlu'yla birlikte) darbe yapıp yönetime el koyacak, özlenen "demokratik" (!) modeli kuracaktı. Olmadı. Darbecilikten tutuklandı, yargılandı ve tuhaftır, salıverildi. İki yıl öncesine kadar Devlet Bahçeli'ye serenad yapıyordu; hatta MHP'yi "anlayan ve kollayan" yazılar yazıyordu. Neden? Çünkü "irtica faşizmden tehlikeli"ydi. "İrtica"yı, manifestosu ve adamakıllı söylemi olan bir ideoloji, bir doktrin, bir izm zannettiği için büsbütün haksız sayılmazdı aslında; tüm öteki müdahaleci "izm" ve "ideoloji"ler gibi, irtica da görülebilir bir tehlikeyi barındırıyordu. Gelgelelim, sorun "irtica ideolojisi"nin müdahaleci olması değil, bir başka müdahaleci ideolojiden "rol çalması"ydı. O ideolojinin adını yazmayacağım. Arif olan anlıyor. Faşizmi irticadan "tehlikesiz" bulan ağabeyimizin, "faşizm"e, daha doğrusu Hitler nasyonalizmine övgüler düzmüş bir gazetede, otuz küsur yıl aynı istikrarla, eğilip bükülmeden, hiç değişmeden, değişmemeyi marifet belleyerek yazıp durduğunu da hatırlatalım bu arada. Dünkü ("Yeni Tanin" imzalı) başyazısında şöyle diyor ağabeyimiz: "Bir Genelkurmay Başkanı ordunun tüm kademeleriyle tedirgin olduğunu dile getiriyorsa, medyamız da olayı özellikle görmezlikten geliyorsa, ne demeli?" Sahi, ne demeli? Peki, bir Genelkurmay Başkanı ordunun tüm kademelerinin, özellikle genç subayların tedirgin olduğu yönünde yalan, kasıtlı ve çarpıtma haber yapanları lanetliyorsa, medyamızın "lanetlenmiş" bir kesimi de olayı özellikle görmezlikten geliyorsa ve çarpıtmalarına devam ediyorsa, buna ne demeli? Yeni Tanin yazarına göre Genelkurmay Başkanı "genç subaylar" haberini yalanlamamış. Ne yapmış? Durumu aydınlatmış. Zaten kendileri de "genç subaylar" haberini, askeri de sivili de tedirgin eden irtica girişimlerini eleştirmek, "orduyu rahatlatmak" ve tabii demokrasiye sahip çıkmak için yapmışlar. Bu başyazar gerçekten ilginç adam. Bugün "koruduğunu" söylediği demokrasiyi, içinde "karşı devrim tehlikesi" barındırdığı için iki yıl önce yerden yere vuruyordu. Çünkü demokrasinin fazlası maazallah laik cumhuriyeti tehlikeye düşürebilir, "devrimin soluğunu kesebilir"di... Zaten demokrasi anlayışı da bir tuhaf ağabeyimizin. Demokrasiden Castro devrimini ve Pol Pot'un "kır aydınlanması"nı anlıyor hâlâ. Çok partili sistemi Osmanlı gericiliği sayan, çokseslilik yerine aynileşmeyi savunan, parlamento yerine Fransız tipi "seçkinler konvansiyonu"nu öneren kafadan elbette "kâmil" bir demokrasi tanımı bekleyemezsiniz. Biraz daha solcu (daha doğrusu "yürekli") olabilse, "karşı devrim" tehlikesine karşı, Lenin ve Stalin modelini önerecek ama, "buharlı" takıntısından kurtulamadığı için Robespierre'den öteye geçemiyor...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |