|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
'Peki neden başarılı Ekmek Teknesi?' demiş ve orada bırakmıştık geçen hafta. Dizinin başarısındaki birinci ve baskın etken, Ekmek Teknesi'nin 'Türkçe konuşuyor' olmasıdır. Yani söylenecek olanın bu coğrafyada ve bu dildeki ruhunun es geçmeden söylenmesidir ki, o şöyle olmaktadır; Şehrin göbeğine kurulmuş bol paralı mekanlar yerine, ayakkabıyla girilmeyen mütevazı evlerden müteşekkil bir mahalleden bahsediyorsan, diyeceğini o dille demek zorundasındır. Bu da herkesin kendini içinde sanacağı gibisinden söylemektir ki, Ekmek Teknesi'nin televizyonlardaki Amerikan işi espriler, Brezilya dizisi menşeli yaşamlar, samimiyet fakiri insan ilişkileri arasından başını göstermesi, tam da bu yüzdendir. Dizideki haller mesela 'kötünün amansız düşmanı, iyinin kadim dostu' duruşlar, şimdilerde bir tevatürün efkarla anılışı gibi ancak kitaplarda rastlanabilecek 'sevdim mi tam severim' insanlar, eğip bükmeden Türkçe konuşan, ne diyecekse deyiveren içli mahalle delikanlılarının bol antremanlı tesbih sallamalarına benziyor, şehrin insanlarının hızına yetişilmez koşturmaları arasında. TRT radyosu hüznü Bir de mahalle insanları var: Nam-ı diğer sağduyu Nusrettin Baba, Baba'nın zamane genç kız çılgınlığı ile Hülya Koçyiğit küçük hanımlığı karışımı kızları, her sokağa lazım cinsinden iflah olmaz serseriler Kirli ile Cengiz, kadınlar arası gizli tanımla 'adam gibi adam' cinsinden, tam da iyi bir aşıkta olması gerektiği gibi beceriksiz ve utangaç Celal, araya hafiften mahalle dedikoduları karışsa da nahif duruşlarıyla kadın-analar, Herodot Cevdet'ten hayat müfredatını ezber etmeye çalışan "kahve milletinin insanları" vesair. Şehir kötülüklerinin aksine, iyilikli mahallelerin tanıdık dilinden hikayeler anlatıyorlar izleyenlere. Ama işte, hayat keşmekeşinin arasında TRT radyosundan kulağına değince durmana, durup kendine bakmana yarayışlı "Belki Bir Sabah Geleceksin Lakin Vakit Geçmiş Olacak"lara benzer, derin bir hüzün de var Ekmek Teknesi'nde. Yine de neşesini kaybetmemiş bir hüzün bu. Bütün karakterler yek-vücut çünkü keder ve sevinç günlerinde, bir o kadar mutlu. Gerçek olamayacak bir masal gibi bu yüzden. Arkaik ama, Türkçe bir masal bu. Herkesin anlayabileceği...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |