|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir araştırma yapmak lazım. Acaba, askerlerle ilgili haberler bir yılda kaç gazetede kaç kez manşet oluyor? Belki elli belki yüz. "Ordu hükümeti uyardı." "Genelkurmay, hükümet gerginliği." "Askerler bilmem ne kanununa karşı." türü kaç başlık gördünüz kimbilir... Ortalığı karıştıran, "Genç subaylar tedirgin" manşeti bunların en son örneği... Biraz askerler sussa, biraz da basın kalemini disipline etse... Ve de bu tür haberlere ara versek... Çünkü manzara dışarıdan hiç de iyi gözükmüyor. Son yansımalara bakın: BBC internet sitesi, "Türk askeri hükümeti uyardı", Yunan basını da, "Türk silahlı kuvvetleri rahatsız" yorumunu yapıyor. İngiliz basınına göre, hükümetle ordu arasındaki sürtüşme tırmanıyor. Zaten, Türkiye'de tam anlamıyla sivil bir yönetim olmadığı kanısı AB'de yaygın. Biz de onlara sürekli kozlar veriyoruz. Yunanistan Dışışleri Bakanı Papandreu, Genelkurmay Başkanı Özkök'ün Ege'deki uçuşlarla ilgili açıklamasına ilişkin "Ben askeri yöneticilere cevap vermem. Muhatabım Türkiye'nin dışişleri bakanıdır" diyor. Ve öğüt veriyor: "Türkiye'de ordu, diğer demokratik ülkelerdeki ordunun rolünü oynamalıdır. Ordu demokratik yollarla seçilmiş hükümetlerin emrindedir, tersi değil." Biz de artık askerleri konuşmaya mecbur etmeyelim. Onlar da, özelleştirme, insan hakları, Avrupa Birliği, eğitim gibi konularda açıklamalar yapmasın. Fikirlerini kapalı kapılar ardında hükümete iletsin. Ve basın olarak biz de, askerleri rahat bırakalım, manşet yapmak için uğraşmayalım. Demokrasinin asgari müşterekleri bunu gerektirir.
Öğretmen hem var hem de yok
Hala ülkemizde 88 bin 648 öğretmene ihtiyaç var. Buna karşılık, 22 bin 343 tane de öğretmen fazlamız bulunuyor. "Bu nasıl oluyor?" diyeceksiniz. Şöyle: 22 bini aşkın öğretmen, eş durumu, sağlık, öğrenime devam etme gibi nedenlerle, ihtiyaç olmayan illere atanmış. İhtiyaç olmadığı için de atandıkları illerde boş oturuyorlar. Üstelik hiç derse girmeden her ay 15 trilyon liraya yakın maaş alıyorlar. Bunlara dokunulamadığı için 20 bin yeni öğretmen alınacak. Tabii yeni öğretmenler açığı kapatmaya yetmiyor. Daha fazla alınsa... Bütçe bu kadar. Türkiye'yi yönetmek işte bu yüzden zor.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e bir soru
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'i gazete ve TV'lerden izliyorum. Kültürlü, hoşgörülü ve demokrat bir görüntü sergiliyor. Devletin fakir çocukları özel okullarda burslu okutma projesini tuttum. Öğrencilere bedava kitap dağıtma projesini ise çözemedim. Çünkü, 5 kuruşa muhtaç milli eğitim bu proje ile 140 trilyon liralık bir yükün altına daha girecek. Hem parası olan niçin çocuğunun kitabını almasın ki?.. Okullarda Türkçe kökenli kelime kullanma şartını kaldıran genelgesine ise kafam takıldı. Dilimize yerleşen tüm kelimeler ayrım yapılmadan kullanılsın Tamam, okey yani de... Anladığım kadarı ile bundan böyle Türkçe kökenli kelimeleri kullanmak hiç teşvik edilmeyecek. Şimdi aklıma takılanı soruyorum: Peki Türkçemiz nasıl gelişip zenginleşecek? Sadece yabancı kelimelerle mi? Sayın Bakan, gelin şu işi bir daha tartışalım.
SORU HATTI
Mark'la olan alacağımı nasıl hesaplayacağım?
Soru: Avrupa Birliği Euro'ya geçmeden önce, birisine mark olarak borç vermiştim. Alacağımı tahsil ederken, Mark'ın bugünkü değerini nasıl hesap edeceğim? Cevap: Mark yerini Euro'ya bırakarak çoktan tarihe karıştı. Hatırlanacağı gibi, AB 1 Ocak 1999' sonra ortak para birimi olan Euro'ya geçti. Ancak Mark-Euro paritesi hala gündemde. Tedavülden kalkan paralar için Euro'ya dönüşüm kurları açıklanıyor. Buna göre, bir Euro 1.955 Mark ediyor. Yani 2 Mark'a yakın. Bu durumda örneğin eskiden kalma 5 bin Mark alacağınız varsa, bunu yaklaşık 2500 Euro olarak talep edebilirsiniz.
BİLGİ DAMLACIĞI
Ülkemizde resmi ve özel okulların sayısı 59 bine ulaşıyor. Bu okullarda toplam 16 milyonu aşkın öğrenci öğrenim görüyor. 579 bin öğretmenimiz var. Bunun 375 bini ilköğretim okullarında. Okulların yüzde 23'ünde ikili öğretim yapılıyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |