AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Krizin iç yüzü…

Ankara bir anda karıştı, 23 Nisan krizi bildik bir rejim tartışmasını, bir gerilimi, tekrar gündeme yerleştirdi. Cumhurbaşkanı, ordu ve muhalefet 23 Nisan resepsiyonuna katılmayacaklarını beyan ettiler. Durum, Tayyip Erdoğan'ın ve Bülent Arınç'ın yaptıkları açıklamalara, eşlerini evde bırakacaklarını söylemelerine rağmen değişmedi ve kriz derinleşmeye yüz tuttu.

Ankara'da neler oluyor?

Org. Hilmi Özkök daha birkaç gün önce hükümetle uyumlarının şiir gibi olduğunu söylerken, AKP birçok konuda sistemin talep ve gereklerine uygun davranırken, bu tür kutuplaşmaların hiçbir bahanesi ve meşruiyeti yokken bir anda neler oldu?

İlk bakışta görünen şu:

Kriz, siyasetini, daha doğrusu siyasetsizliğini rejim tartışmalarına ve AKP'yi potasiyel tehlike ilan etmeye dayayan CHP tarafından üretilmiştir. CHP, TBMM kuruluş yıldönümlerinde geneleksel olarak Meclis Başkanı ve eşi tarafından verilen resepsiyonun geleneksel olarak başkan ve eşi adını içeren davetiyesine işaret ederek, "Arınç'ın tesettürlü eşi de gelecek varsayımı"ndan yola çıkmış, "o zaman biz gelmiyoruz, protesto ediyoruz" tavrıyla krizi başlatmıştır. Bu varsayım bir gerçeklikmiş gibi dolaşıma girmiş, ana muhalafet partisinin başlattığı gereksiz rejim tartışması asker ve Cumhurbaşkanı başta olmak üzere ilgili herkesi taraf olmaya itmiştir.

Ancak biz meselenin bu kadar basit ve sıradan olduğunu sanmıyoruz…

Tersine gelişmeler, Silahlı Kuvvetler'in hükümete yönelik, özellikle atamalar, Milli Görüş tartışması ile meşrulaştırılmaya çalışılan "güvensizlik ve red üzerine oturan tavrı"yla doğrudan bağlantılı görünüyor.

Ankara, dün "ordunun hükümete birkaç maddelik bir uyarı ya da muhtıra vereceği" söylentileri ile çalkalanıyordu.

Nitekim bir süredir ordunun sesini iyi yansıtan köşe yazarları doğrudan doğruya Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ü eleştiren ve uyaran yazıları ile ordu içi hareketliliğe işaret ediyorlar. Dün patlayan, 28 Şubatvari bir durumu ima eden kriz ise muhtemelen 27 Mayıs'tan kalma "alt kadrolarımızı tutamıyoruz sendromu" ile yakından ilgili…

Peki CHP bu işin neresinde duruyor?

Her ne kadar dün görüştüğümüz CHP Grup Başkan Vekili Haluk Koç mealen ve özetle şöyle diyordu:

"Verdiğimiz tepki sadece tesettürle ilgili değil. AKP tek parti tahakkümü kurmaya çalışmakta, inanılmaz boyutlarda bir kadrolaşmaya girişmekte, Milli Görüş genelgesiyle gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Değişim söylemlerinin lafta kaldığı anlaşıldı. Eski öğretiler öne çıkıyor ve yapılanlar bunların altyapısının hazırlanmakta olduğunu gösteriyor. CHP tepkisi ve protestosuyla yeni bir muhalefet dönemini başlatıyor…"

Bu sözler ile askerin verdiği tepkilerin benzerliği gözden kaçırılacak gibi değil.

Genelkurmay'dan, Cumhurbaşkanlığı'ndan, CHP'den gelen tepkilerin içerik benzerliği, 23 Nisan'a denk gelmesi ve eşzamanlı olmasının bir anlamı var.

Şu açık:

Irak savaşının zorunlu uyum dönemi sona eriyor. Siyasi iktidar, bazı konularda devletin su yolunda giderek çözemeyeceğini görmeye başlıyor

Geçen hafta şöyle demiştik:

"Sivil otorite-askeri otorite ilişkileri de sadece savaş döneminde gerçekleşen bir işbirliğiyle özetlenemez ya da yeni bir evreye giremez. Kaldı ki şöyle ya da böyle AKP hükümeti tezekere, Kuzey Irak, Kürt sorunu konusunda devlet politikalarına uyum sağladığı oranda askerle uyumlu çalışabilmiştir. Ayrıca siyasi iktidar ve asker arasında başta Kıbrıs konusu olmak üzere YÖK'ten yerel yönetim reformuna değin uzanan, özellikle asker açısından ideolojik unsurlar içeren bir dizi ayrışma orta yerde durmaktadır. Aynı şekilde AKP hükümetinin toplumsal çevreyi ekonomik açıdan merkeze itme politikalarının yaratacağı muhtemel yeni elektriklenmeler ciddi bir kriz riski olarak köşede beklemektedir…"

Ankara ve ordu içi farklılaşma söylentileri doğru çıktı..

Baykal her zamanki barometre görevini yaptı ve üstelik çark hızlı döndü…

İdaresi iyi ya da kötü, AKP gibi bir siyasi parti vesilesiyle toplumsal kesimler arasında yaşanmakta olan bir sentez, yumuşama ve barışma sürecine bu sistem tahammül edemiyor.

Toplumsal düzeyde hiçbir sorun yokken, devlet, devlet içi ve devlet kurumları içi dengeler kendi varoluşlarıyla yakından ilgili yeni krizler üretiyor.

Ne yazık; Türkiye toplumun merkezi ile çevresinin entegrasyonu, devletin demokratikleşmesi, siyasetin sivilleşmesi konusundaki kritik eşiği geçemiyor.

Bu devlet yapısı ve ideolojisiyle, bu ideolojiden beslenen CHP gibi siyasi partileriyle pek geçeceğe de benzemiyor…


24 Nisan 2003
Perşembe
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED