AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Mimar Sinan ne değildir?

Bir ay kadar evvel mimar Sinan'ın doğduğu köye vardığımda köyün girişindeki ana caddeye verilen ismi görünce şaşırmadan edemedim. Sinan gibi dünya çapında mimarın doğduğu köyün girişindeki caddeye köyde yaşayanların o zamana kadar hiç duymadıkları bir profesörün ismi verilmişti. Mimar Sinan'ın doğduğu köy söz konusu olunca, başka çalışmalarından bağımsız olarak, bir profesörün isminin ne kıymeti olabilir?

Mimar Sinan gibi bir dehanın doğduğu köyün tek ana caddesine verilen isimin seçimini bir gösterge olarak alırsak; resmi duruşun tarih, sanat, bilim, gelenek karşısındaki tavrının haritasını bundan daha iyi ortaya koyacak bir işaret zor bulunur. Bu toprakların yetiştirdiği dünya çapındaki bir isme karşı takındığımız tavra bakarak bilim, sanat gibi alanlardaki sefaletimizin köklerine inebiliriz.

Köyün içlerine girdikçe sefaletin sandığımızdan daha büyük olduğu ortaya çıkıyor.

Köyde Mimar Sinan'ın izlerin bulmak için yapılacak küçük bir araştırma girişteki garabetin neyin habercisi olduğunu anlamanıza yetiyor. Mimar Sinan'ın devşirme olmasından hareketle onun sanatının hristiyan daha doğrusu islam öncesi kökenlerini ortaya çıkarma hatta öne çıkarma yönündeki akademik çevrelerin saplantısı, buraya da yansıyor. Orta Anadolu bölgesinin pek çok yerinde var olan yer altı şehirleri ve bu şehirlerde yaşayan İslam öncesi kültürün ortaya çıkarılması çabası Mimar Sinan evini ihya etme adına özel bir gayret gösterildiği açıkca anlaşılıyor. Nitekim projede görev alan bir akademisyenin Mimar Sinan evi olarak restore edilen yapının altında bulunan yer altı bağlantısı üzerine (mealen) söyledikleri yeterince çarpıcı: böylece Mimar Sinanın sanatının Hristiyan kökenlerini ortaya çıkarılmış bulunuyor.

Döneminin Oklidi olarak bilinen Mimar Sinan üzerine yeniden yaptığım okumalarda bu köyde olup bitenlerin tesadüf olmadığı; Türk aydını denilen tipin kendi tarihi, geleneği, bu toplumun birikimi ve değerleriyle kurduğu (ya da kuramadığı) ilişkinin kaba bir gösterisinden ibaret olduğunu acıyla düşündüm.

Ansiklopedi maddelerinden Mimar Sinan'a dair yazılmış hacimli eserlere kadar hemen hepsinde Mimar Sinan'ın ne olduğu değil ısrarla ve ortak olarak ne olmadığı anlatılıyor. Osmanlı medeniyetinin yetiştirdiği bu dehanın ortaya koyduğu, çağdaşlarıyla kıyaslanamayacak çaptaki sanat eserleri karşısında sağlıklı bir ilişki kuramayan, anlamlandıramayan zavallı Türk aydının, akademisyenin gözünde Koca Sinan basit bir inşaat ustası, teknisyendi. Ne İslam sanatından, ne İslam mimarisinin gerçekleştirdiği ontolojik çözümlemeden haberi olan zavallı Türk aydını, sanatcısı, bilim adamının gözünde Sinan heykel yontan bir Rönesans sanatçısı bile olamamıştı. Hayatında tek satır Osmanlıca metin okumamış zavallı sanat tarihçilerimizin gözünde o, askeri güçle elde edilmiş zenginliğin imkanlarıyla büyük yapılar yapmış bir inşaat ustasından başka bir şey değildi. Leonardo Vinci dahil pek çok Rönesans sanatçısının o dönem Osmanlı yönetiminde çalışmak istediği gibi basit tarihi gerçeklerden bile habersiz Sinan yorumcularıyla karşı karşıyayız.

Sinan'ın taşa verdiği şeklin arkasında yatan evren-insan-yaratıcı ilişkisini anlamlandıramayan, bu mimari çözümlemenin künhüne vakıf olamayan sanat tarihçilerinin Sinan'ın sanatını kavramaları muhal.

Referans noktası modern batı uygarlığını doğuran Rönesans olunca onun dışındaki tüm değerler, çözümlemeler yok sayılıyor. Bu ilkel, Batı merkezli medeniyet okumasının Batıda bile ciddi eleştirilere ugradığı, aşındığı bir dönemde Türkiye'de hala Sinan gibi zamanın aşmış bir sanatçıyı tesadüflerin yetiştirdiği bir inşaat ustası derecesine indirgemek gönüllü oryantalistliğin son örneği olsa gerek.

Sinan'ın ait olduğu değerler sistemine, medeniyetimizin anlam çerçevesine nufuz edemeyen Türk entelijansiyası ancak, büyük eserler verdi ama "bir rönesans sanatçısı değildi, bir ekol kurucusu değildi, sanatını açıklayacak kuramsal temelden yoksundu" gibi tam bir entelektüel sefalet sergiler.

Sinan'ın yetiştirmiş bir toplumda/toprakta bu tür aydın tipini boy vermesi de bize özgü bir garabet

Sinan'ın ne olduğunu anlamaktan/anlamlandırmaktan aciz bir sanat ve entellektüel ortamın hakim olduğu bir ülke zihnen istila edilmiş demektir.


24 Nisan 2003
Perşembe
 
AKİF EMRE


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED