|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hasan Cemal, nicedir, "Kitap yazıyorum, hacimli olacak" diyordu. Geçtiğimiz günlerde 'Kürtler' kitabı Doğan Yayıncılık'tan çıkınca, yazarının neden "Hacimli" deme ihtiyacını duyduğunu anladım: Yaklaşık 600 sayfalık kapsamlı bir gazetecilik ürünü 'Kürtler'... Son 15 yılımızın bilip unuttuğumuz, hiç duymadığımız ayrıntıları sergileniyor Hasan Cemal'in kitabında... Eseri şu sıralarda zihnimi işgal eden güncel konularla ilgili soruların cevabını bulabilme amacıyla harmanladım. Meselâ şu sorunun: "Acaba, ABD, 1991'de Irak'ı askerî yenilgiye uğratmışken neden Bağdat'a girmedi?" Kitapta konu iki yerde tartışılıyor. 1992 ve 1996'da karşılaştığı Amerikalılardan o sorunun cevabını almaya çalışmış Hasan Cemal. 1996'da Johns Hopkins Üniversitesi'nde dekan olan Paul Wolfowitz, soruya, "Suudî Arabistan istemedi de ondan" cevabını vermiş... İsterseniz konuyu 'Kürtler' kitabından (s. 325) aktarayım: "Wolfowitz, Körfez Savaşı'nda Suudî Arabistan Saddam'ın düşürülmesini istemediği için Bağdat'a girmediklerini söyledi. Karşısında oturan Büyükelçi Abromowitz de bana Suudîlerin yanı sıra Türkiye'nin de buna karşı çıktığını söylemişti. Suudîlerin Güney Irak'ta bir Şiî devleti, Türkiye'nin de kuzeyde bir Kürt devleti görmek istemediğini, bunun için muhalefet ettiklerini belirtmişti. (Daha sonraki yıllarda güvenilir bir diplomatik kaynak, eski ABD başkanı Bush'un bir Houston ziyaretinde Başbakan Çiller'e Amerikan kayıplarından çekindikleri için Bağdat'a girmediklerini belirtiğini nakletmişti. Ayrıca, Saddam'ın Bağdat içinde nerede bulunduğunu tespit etmek konusunda çok zorlandıklarını da Bush, Çiller'e anlatmış...) Kitabın daha öndeki sayfalarında (s. 139), Abromowitz'in ağzından çıkan, "Bağdat'a girmemizi bir siz, bir de Suudiler istemedi" sözlerini okuyoruz. 'Türk dışişlerinden üst düzey bir yetkili' diye andığı biri, Hasan Cemal'e, "Bu yanıt gerçeği yansıtmıyor" deyip eklemiş: "Bush yönetimi 1991'de Bağdat'a girmenin yüksek maliyetini düşündü ve vazgeçti. Amerikan kamuoyunun ayağa kalkmasından korktu." Genelkurmay'dan bir subay ise, "Saddam rejimi devrilmiş olsaydı, yeni rejimin otoritesi Kuzey Irak'ta da kurulmuş olacak, böylece o boşlukta PKK güçlenme imkânı bulamayacaktı" demiş... "ABD 1991'de Bağdat'a girmeyerek Türkiye'ye en büyük kötülüğü yapmış oldu" sözü de aynı subaya ait... Doğru olan hangisi? Aslında, konu, dönemin ABD başkanı George Bush (Baba Bush) ile ulusal güvenlik danışmanı Brent Scowcroft'un ortak imzalarını taşıyan 'A World Transformed' (Değişen Dünya) adlı kitapta (1998) ve büyük çapta oradan yararlanılarak hazırlanmış TIME dergisinde çıkan bir makalede (2 Mart 1998; online ulaşmaya çalıştığınızda makalenin 'içindekiler' bölümünden bile kaldırıldığı görülüyor, yazı TIME'da çıkmıştı oysa) uzun uzadıya anlatılıyor. Bush-Scowcroft ikilisinin özellikle şu satırları göz açıcı geldi bana: "Eğer işgal yolunda ilerleseydik, bize hasım bir ülkede hâlâ 'işgal gücü' olarak bulunmaya devam edecektik..." Anlatımdan, ikilinin, o durumun ülkeleri aleyhine olacağına inandıkları anlaşılıyor... Baba Bush, son savaş öncesinde, oğlu ile arkadaşlarına "Yalnız hareket etmeyin" nasihatında bulunmuştu; birazdan o görüşlerini aktaracağım. Önce, "Neden 1991'de Bağdat'a girmedik?" sorusuna verdiği cevabı okuyalım: "Saddam'ın ayaklanma veya darbe yoluyla devrilmesini bekledik, ama ABD de bölge ülkeleri de Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulmasını istemedi. Körfez'in girişinde uzun dönemli bir güç dengesi daha önemliydi bizim için. Saddam'ı ortadan kaldırmak ve kara harekâtını Irak'ı işgale dönüştürmek amaçlarımızı değiştirmek olurdu; insanî ve siyasî açılardan ağır faturalar dayayabilirdi..." Geçmişte CIA başkanlığı ve BM büyükelçiliği de yapmış Baba Bush, "Saddam'ı yakalamak imkânsızdı" da diyor kitabında (s. 489). Kurdukları koalisyonun işgal yüzünden çökebileceğini de söylüyor: "Araplar bizi kendi başımıza bırakır, diğer müttefikler de ittifakı terk ederdi..." Bu düşünceler, Bush'u, 1991'de, operasyonu yarı yolda bırakmaya zorlamış... Benzer ihtiyatı, Baba Bush, yeni savaşın öncesinde oğluna da aşılamaya çalıştı. Bunu İngiliz The Times gazetesinde Ronald Watson imzasıyla çıkan haberden öğreniyoruz (1o Mart 2003). Watson, "Baba Bush, oğluna, uluslararası birlik ve beraberliğe sahip olmadan girişilecek bir savaşın Ortadoğu'daki barış umutlarını yok edeceğini söyledi" diye yazdı. Okuyalım: "1991 Körfez Savaşı öncesi ve sonrasındaki deneyimlerinden hareketle, Baba Bush, ABD BM'nin iradesini takmasaydı, Arap-İsrail ilişkilerinde on yıl önce meydana gelen umutlu açılım olamazdı, dedi. Baba Bush, Başkan oğluna, kimseye intikam duyguları beslememe, ABD ile Fransa ve Almanya arasındaki ihtilâfı gidermeye çalışma öğüdünü de verdi." Baba Bush'un söyledikleri önemli. Deneyimli Bush, ABD'nin tek başına girişeceği savaşın sonuçlarının kötü olacağına inanıyor; bu belli. Burnundan kıl aldırmayan, kimseyi dinlemeyen bir Amerika görüntüsünden de ürküyor Baba Bush... Oğlu onu dinlemedi ve 1991'de babasının "Göze alamazdık" dediği 'işgalci' ve 'hasmane hisler besleyen insanları yöneten yabancı' statüsünü üstlendi. Bugünlerin öyküsünü de ileride Hasan Cemal yazar belki.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |