T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Yeni bir anlayış geliştirmek

İç iktidar mücadeleleri ile dış politikada ciddi sorunları aşma çabası içiçe seyrediyor. Bu noktada kimileri, en önemli fay hattı olarak kabul edilen AKP hükümeti ile Asker ilişkileri üzerinde mesai sarfetmeyi tercih ediyor. O alan kanasın, Asker tavır koysun, iktidar yalpalasın hesabı yapılıyor. YAŞ kararları vs. her fay kırığı malzeme olarak kullanılıyor. Bunun adı "Askerin sistem içindeki gücüne halk iradesini kırdırmak..." diye konabilir. Kimbilir belki de siyasi iktidarlarda da rövanş duygusu hareket geçip, "iktidar olmak"la "Askere hakim olmak" arasında mutlak paralellikler oluşmaktadır. Ve Türkiye siyasi tarihi, bu gerilim içinde akmaktadır.

Ben, bu konuda bir aklı selim yolu bulma, yeni bir anlayış geliştirme gereğini vurgulamak istiyorum bu yazıda... Türkiye, tam da bugün bunu düşünmesi gereken şartları yaşıyor. Çünkü, bir yanda halktan önemsenmesi gereken bir oy alarak gelen siyasi iktidar, öte yanda, demokratik çerçeve nasıl bakarsa baksın, Türkiye'de her zaman önemli bir güç merkezi olan TSK var ve bu iki güç, hem tamamen Türkiye'nin çıkarlarına odaklanması gereken bir sorunlar yumağı ile karşı karşıya bulunuyorlar, hem de çözme konusunda elele vermek zorundalar.

Siz de katılmaz mısınız, Türkiye'de kimilerimiz, bir öğrencinin, hatta bir kamu görevlisi bayanın başörtülü olmasından da öte, bir kamu görevlisinin eşinin başörtülü olmasını çok önemli bir sistem sorunu, hatta tehdit olarak görmeye yöneltildik. Askeri alanda bu hassasiyet en çok sergilendi. Oradan da bu hassasiyet ve tehdit algısı özellikle mülki amirler ve yargıçlar olmak üzere, diğer devlet alanlarına (bugün de hakim siyasi kadroların eşlerine) intikal etti. Kabul edelim ki, YAŞ kararlarıyla Ordudan ihraç edilen subay - astsubayların pek çoğunun dosyalarında üç türlü evrak bulunuyor: 1. Neredeyse ihraç tarihine kadar süren üstün başarı belgeleri... 2. Eşlerin başörtülü olduğu ve sosyal faaliyetlere katılmadığına dair uyarılar ve 3. YAŞ'ın ihraç kararı bildirimleri... Yani özetle "Eşleriniz başörtülü ve atıldınız..."

Şöyle bir soru üzerinde düşünelim iserseniz:

-Diyelim, eşleri başörtülü subayların tümü, tüm mülki amirler, tüm siyasetçiler bir biçimde ikna ettiler ve eşlerinin başlarını açtırdılar. Ya da eşler, kendi kararları ile başörtülerini çıkardılar. Bu, şu anda Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu hangi sorunu çözecek? Belki diyelim Türkiye'de tek kurtuluş yolunun laik - kemalist reformların yapılması, bunun da tek göstergesinin kadının giyim kuşamında Batı standardını yakalamak olduğunu düşünen bir kesimi rahatlatacak ama, ya ötesi?

Düşünelim biraz:

-Irak geriliminde eşi başörtülü Başbakan Gül ile, eşi başörtüsüz Genelkurmay Başkanı Özkök, arasında ne fark var? Kıbrıs geriliminde? AB ile ilişkilerde? Olan şu: Eşi başörtülü olanlar ve olmayanlar, Türkiye'nin bir badireyi atlatması ve yarınlara güçlü çıkması için varını yoğunu ortaya koyuyor. Tam bu sırada, eşi başörtülü Abdullah Gül'ü "ihraç" etsek Türkiye bir şey kazanır mı? Bayan Gül, "sosyal faaliyetler"e katılmayınca, Amerika Türkiye'ye madalya mı takar, Kıbrıs'ta Annan planı mı değişir?

Türkiye'nin işsizlik sorununu nasıl çözeceksiniz?

Türkiye'de ferd başına milli geliri nasıl yükselteceksiniz?

Enflasyonu, faiz oranlarını nasıl düşüreceksiniz?

Türkiye'nin savunma sanayiini nasıl güçlendireceksiniz?

Türkiye'yi nasıl büyüteceksiniz?

Türkiye'yi, süper güç odaklarına muhtaç olmayacak bir dünya gücü haline nasıl getireceksiniz?

Bütün bunlar masaya yatırıldığında sayın Gül'ün ve sayın Özkök'ün aklına "Önce şu eşlerin başörtüsünü konuşsak" diye bir düşünce gelir mi? "Amerika'nın Ortadoğu hesaplarını geç, Irak'ı geç, petrolü geç, Kuzey Irak senaryolarını geç, Kıbrıs'ı geç.... Önce başörtülü eşler..." Bunu hangi sorumlu devlet adamı der?

Demez, ama Türkiye'de öyle günler gelir ki, başörtülü eş konusu, her şeyin önüne geçer... İktidar - Asker ilişkilerinin de en kritik sorunu haline getiriliverir. Türkiye, okullarında birincilik alan kız çocuklarının sırf başları örtülü olduğu gerekçesiyle tasfiyeye uğradığı, birikimlerinin, ülkeye hizmet tutkularının üzerine basılıp geçildiği bir ülke değil mi? Akıl dışılığı sistem duyarlılığı gibi algılamak bize özgü bir gerçek değil mi?

Geçen günlerde Hürriyet gazetesi, kimi Ortadoğu İslam ülkelerinin lider eşlerinden yola çıkarak "Onlar açılıyor, biz kapanıyoruz" diye bir manşetle çıktı. Aslında orada, olayın nasıl dramatik hale geldiğinin de bir işareti vardı okuyabilene... Orada şöyle de bir değerlendirme yapılamaz mıydı? Lider eşlerinin başlarının açık olduğu ülkeler de sorunlarını çözmüş, hatta Türkiye kadar bile çözmüş değiller. Öyleyse, bir ülke sorununu çözmekle lider eşlerinin başının açık veya örtülü olması arasında bir bağ kurulamaz.

Türkiye'de de bu bağ kurulamaz.

Öyleyse kurulmamalı...

Giyim - kuşam gibi alanlar tamamen kişilerin tercihine ve toplumsal ilişkilerindeki ahenge bırakılmalı.

Ve birim insan, giyim kuşamı ile değil, Türkiye'ye ne verdiği ile değerlendirilmeli...

Yeni anlayış dediğim de burada odaklaşıyor: Gerçek gündemlere odaklandığımızda, aklın ve sağduyunun gündemimize taşı-ma-yacağı şeyleri, hakim ülke gündemi haline getirip birbirimizi ve ülkemizin geleceğini öğütmemek, yoketmemek...

Belki sivil ve asker olarak, her şeyi yeni baştan konuşmak... Tırnak sürtüştürüp ülke gerçeklerini geri planlara iterek aradan yemlenmek isteyenleri devre dışı bırakmak...

Belki bunun bir yolu, eşlerinin başörtülü olduğu keşfedilinceye kadar ülkeye hizmetlerini madalyalarla ödüllendirdiğimiz insanların yüreklerine bir kere daha bakmaktır. Belki bir insanı tasfiye ederken kendi kalbimize yönelmek ve onu "gerçekten bu kararla ülkeye hizmet ediyor muyum?" gibi bir sorgulamaya tabi tutmaktır.

-Başörtüsü karşıtlığı Irak sorununu çözüyor mu? Kıbrıs'ı kurtarıyor mu? İşsizliği hallediyor mu? Ve daha bir dünya soru...


9 Ocak 2003
Perşembe
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED