|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İngiltere'de yayınlanan The Independent gazetesinden Robert Fisk, ABD ve İngiltere'nin 'terörle mücadele' iddiasıyla başlattığı tiksinti veren istila ve yağma harekatını gözler önüne seren yazısında, Irak, Kuzey Kore, özgürlükler ve ABD ve İngiltere'nin kirli amaçları hakkında önemli şeyler söylüyor. NTVMSNBC'nin İrem Soydan'ın çevirisiyle yayınladığı yazıyı, özetle sayfamıza alıyoruz: Artık durumu anlamaya başladım. Kuzey Kore ABD ile yapılmış bütün nükleer anlaşmaları bozuyor, BM denetçilerini ülkeden kovuyor, her yıl bir bomba üretmeye hazırlanıyor ve Bush buna 'diplomatik mesele' diyor. Irak, 12 bin sayfalık silah üretimleri ile ilgili raporu BM'ye sunuyor, BM denetçilerinin ülkede dolaşmasına izin veriyor ve 230 baskından sonra bir kavanoz dolusu tehlikeli kimyasal madde bulamamalarına rağmen, Bush Irak'ın ABD için tehdit oluşturduğunu, silahsızlanmadığını ve istila edilmesi gerekebileceğini söylüyor. Bu kadar. Biz neden buna tahammül ediyoruz? Amerikalılar neden tahammül ediyor? Beyaz Saray'ın yalan kampanyasının en büyük ve en suçlu destekçisi olan Amerikan medyası, çekingen bir tavırla bazı sorular sormaya başladı. The Independent'ın okuyucularının dikkatini, 1983 yılında Irak'ın İran'a karşı zehirli gaz kullandığı dönemde Donald Rumsfeld'in Bağdat'taki Saddam'a yaptığı samimi kişisel ziyaretlere çekmesinden aylar sonra, The Washington Post okuyucularına olan bitenlerin bir kısmını ancak şimdi aktarmaya başladı. Gazetenin muhabirlerinden Michael Dobbs, bir haber yazdı ve şöyle dedi: Canavarı biz yarattık ve bunda Bay Rumsfeld'in de rolü vardı.
Cezayir'deki tiksinti verici savaş ve ABD'nin rolü
Ama hiç bir Amerikan veya İngiliz gazetesi, şimdiki ABD hükümetinin gizliden gizliye sürdürdüğü çok tehlikeli bir diğer ilişkiyi araştırma cesaretini göstermedi: Cezayir'deki ordu destekli rejimle olan ilişki. Dünyadaki en kirli savaşlardan biri bu ülkede sözde 'İslamcılar' ve 'istihbarat birimleri' arasında 10 yıldır sürüyor ve çoğu sivil 200 bin kişi öldürüldü. Son beş yıl içinde ortaya çıkan kanıtlar, istihbarat birimlerinin bazı unsurlarının kanlı katliamlarda (bebeklerin boğazlarının kesildiği katliamlar dahil) rol aldıklarını gösteriyor. The Independent, Cezayirli polislerin uyguladığı işkenceyi ve hukuk dışı idamları ele alan ayrıntılı raporları yayınladı. Ama ABD, açtıkları tiksinti verici 'teröre karşı savaş'ın bir parçası olarak, Cezayir rejimi ile yakınlaştı. ABD, Cezayir ordusunun yeniden silahlanmasına yardımcı oluyor ve daha çok destek sözü vermiş durumda. William Burns, Ortadoğu'dan sorumlu Dışişleri Bakanı yardımcısı, "Washington'ın terörizmle savaşma yöntemleri ile ilgili Cezayir'den öğreneceği çok şey var" açıklamasını yaptı.
Bizler, Saddam'ın çılgın hayallerini bile solladık
Bay Burns haklı; ABD'nin gerçekten de Cezayirliler'den öğreneceği çok şey var. Örnek olarak (bu bilginin gazetelere neden ulaşmadığını sormayın) Cezayir Genelkurmay Başkanı'nın Napoli'deki NATO karargahında sıcak bir şekilde karşılandığını gösterebiliriz. Ve Amerikalılar öğreniyor. CIA'ye bağlı bir ulusal güvenlik memuru, geçen ay, "bizim çocuklar olayın hemen ardından yaşadıkları adrenalinin etkisiyle esirleri tekmeleyebilirler" diyerek, bir gerçeği açığa vurmuştu. Bir diğer ABD'li 'ulusal güvenlik' memuru ise, "yaralı hastalarda acıyı dindirmek tamamen sübjektif bir olay" demişti. Ama adil olalım. Amerikalılar bu kötülükleri Cezayirlilerden öğrenmiş olabilirler. Ancak Taliban'dan da öğrenmiş olabilirler. ABD'de Müslümanların 'fişlenmesi' sürüyor. 17 Kasım'da binlerce İran, Irak, Suriye, Libya, Afganistan, Bahreyn, Eritre, Lübnan, Fas, Umman, Katar, Somali, Tunus, Yemen ve Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşları, parmak izlerinin alınması için FBI ofislerine gittiler. Amerikan gazeteleri içinde 11 Eylül sonrası haberleri yayınlama konusunda en korkak olan The New York Times (tabii ki haberin sadece beşinci paragrafında), "CIA görevlilerinin geçtiğimiz hafta içinde... parmak izlerinin alınması için başvuran yüzlerce kişiyi kelepçeyerek gözaltına aldığı, bunlardan bazılarının vize sürelerinin geçmiş olduğu; bazılarının ise göçmenlik durumlarıyla ilgili yeterli belge sağlayamadıkları" bilgisini aktardı. Los Angeles'ta, çok sayıda insanı gözaltına alan polislerin kullanacak kelepçeleri kalmadı. 11 Eylül sonrasında mahkemeye çıkmadan ve suçlanmadan tutuklanan 1000 kişiden çoğu Amerika'da doğmuştu. Amerikalıların bir çoğu, tüyler ürpertici 'ABD Vatandaşlık Yasası'nın ne anlama geldiğini bilmiyor. 'Patriot' ismi şu anlama geliyor: 'Terörizmi Engellemek ve Durdurmak İçin Gereken Uygun Araçları Sağlayarak ABD'yi Birleştirmek ve Güçlendirmek Yasası.' ABD'nin 200 milyon dolarlık 'Bilinçlenme Programı' sayesinde hükümet, ABD'lilerin e-mail ve internet kullanımını gözlemleyebilecek, insanların hareketlerini izleyerek data toplayabilecek. Ve bizim gazetelerimiz bize duyurmasa da, ABD Avrupa'yı sıkıştırarak, o ülkelerin vatandaşlarıyla ilgili bilgileri de aktarmalarını talep ediyor. Çok yakın geçmişten akıl almaz bir örnek vereyim. ABD, Air France'ın bilgisayar kayıtlarına, binlerce yolcusunu 'fişleyebilmek' için, giriş talep etti. Bütün bunlar Saddam'ın ve Kim'in en çılgın hayallerinde bile rol alamaz.
İşkenceciler ve savaş suçluları
Yeni kurallar akademik dünyanın içine bile girmiş. Mesela bir kaç hafta önce konuşma için gittiğim İndiana'daki Purdue Üniversitesi, Federal kaynakla 'İç Güvenlik Enstitüsü' kuracaklarmış. Enstitünün 18 'uzman'ı arasında Boeing ve Hewlett-Packard yöneticileriyle ABD savunma ve dışişleri bakanlıkları yetkilileri de var. Amaçları, 'kritik görev bölgeleri' ile ilgili 'araştırma programları' organize etmek. Acaba bu görev bölgeleri nereler?
Elbette Ortadoğu'daki adaletsizlik, Araplar ve İsrailliler arasındaki çatışma veya Arap topraklarındaki binlerce ABD askerinin varlığı değildir. Sonuçta geçen sene "terörizm sistem dışına çıkarılmalı" diyen kişi, Bush'un İsrail yanlısı danışmanları arasında en kötü niyetli olan Richard Perle idi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |