T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M
'Altın bilezik'ler bir bir yok oluyor

Çocuk yaşlarda alınteri dökmeye başlayıp "altın bileziği" ellerine geçiren zanaatkarlar, gelişen teknoloji karşısında ayakta durmaya çalışıyorlar. Çırak bulmakta bile zorluk çeken ustalar zanaatlarının son temsilcisi olmanın burukluğunu yaşıyorlar.

Yıllarca alınteri dökülerek öğrenilen birçok zanaat, teknoloji karşısında can çekişiyor. Bir meslek öğrenerek ellerine "altın bilezik" takmak umuduyla çocuk yaşta bu işe başlayan bakırcılar, kalaycılır, gümüşçüler, terziler ve köşkerler, yaptıkları işin "bir geleceğinin" olmadığının bilincindeler. Eminönü'nde el zanaatlarının yapıldığı birçok atölye, gün geçtikçe sayıları azalmasına rağmen inatla varlıklarını sürdürmeye çalışıyor.

Selim Aydın, 64 yaşında ve 47 yıldır kalaycılık ve bakırcılık yapıyor. Son 4-5 yıl içinde bakıra ve kalaya bir ilgi olduğunu belirten Selim Usta, yine de bu işin bir gün biteceğini söylemeden edemiyor. Aydın, 1956 yılında bakırcılığa başladığından beri 50-60 derece sıcaklık altında çalışmasına rağmen, bir-iki gün boş kaldığında işyerini özlediğini söylüyor. Çırak yetiştirmekte zorlandıklarını anlatan Aydın, "Son yıllarda özellikle 45-50 yaşlarındadaki insanlar bakıra yeniden ilgi duymaya başlasalar da artık bakırcılık, lehimcilik, kalaycılık bitiyor. Biz, bu mesleğin son temsilcileriyiz" diyor.

Babadan oğula gümüşçülük

Yıllarca alınterini tezgahına akıtan ve 45 yıldır gümüş işlemeciliği yapan 67 yaşındaki Tevfik İşcan, mesleğinin biteceğine inanmak istemediğini anlatırken, "Gümüş işi bitmez" diyor. İşe başladığı yıllarda özellikle İstanbul'da yaşayan Rumlar'ın gümüşe büyük ilgisi olduğunu söyleyen Tevfik usta, 1960'larda yaşanan olaylar yüzünden Rumlar'ın buraları terketmesiyle, gümüşçülüğün büyük darbe yediğini anlatıyor. İşcan, gümüş işlemeciliği için bir-iki fabrika kurulduğunu hatırlatırken, isyankâr bir eda içinde, "Elle yapılan o desen işçiliğini fabrika yapabilir mi?" diye soruyor.

15 yıl önce baba mesleğine başladığını anlatan oğul Ayhan ise, "Öyle görünüyor ki, hayatımın sonuna kadar bu işi yapacağım. Çünkü en iyi bildiğim iş bu. Bu meslek aç bırakmaz ama farklı bir şey de beklemem" diyor. Bu işin Türkiye'de sadece İstanbul'da yapıldığını anlatan Ayhan İşcan, halen 200 atölye bulunduğunu ancak bir süre sonra bunların sayısının da azalacağını ifade ediyor.

TERZİNİN YANINA TORPİLLE GİRERDİK

Mustafa Önal 43 yıldır terzilik yapıyor. "O yıllarda kunduracılık, berberlik ve terzilik en gözde işlerdi. Torpille giriyorduk. Ağabeyim, bir arkadaşını devreye sokarak beni torpille çırak olarak terzinin yanına verdi" diyerek söze başlıyor. Önal, yeni neslin tembelleştiğini ve sadece örtünmek için giyindiğini ifade ederek terzilerin iyi giyinmesini bilen ve seven kişiler olduğu sürece iş yapacağını belirtiyor. Önal'ın en büyük şikayeti ise çıraklardan... "Bir çırak alacaksın. Ona haftalık 20 milyon vereceksin. Tam iğne tutmaya başlarken, başka bir terzi gelip ona daha fazla para vererek götürecek. Bunun için çırak yetiştiremiyoruz. Ustaya bağlılık yok" diye yakınan Önal, Avrupa'dan bile müşterileri olduğunu, buna rağmen mesleğinin geleceğinden umutlu olmadığını söylüyor.

EL İŞÇİLİĞİNİN SOSYAL GÜVENCESİ YOK

El halılarının temirciliğini yapan Süleyman Bulut, 17 yıldır bu işi yapıyor. Bulut, turizmden kaynaklı halı satışlarında artış görülürken, tamir işinin azaldığını söylüyor. "Elimizin altında yüz yıllık halılar var. Ancak bu iş de artık can çekişiyor" diyen Bulut, "Bütün el emeği işçiliğinde olduğu gibi hiçbir sosyal güvencemiz yok. Dolayısıyla insanlar başka işlerde çalışmayı uygun görüyorlar" diye devam ediyor. Ferhat Gülşen ise 20 yıldır ayakkabı tamirciliği yapıyor. Fabrikasyon ayakkabıların çoğalmasıyla birlikte ayakkabı tamircilerinin işinin azaldığını söyleyen Gülşen, sokakta kurduğu seyyar tezgahında boyacılık da yapıyor. Ferhat usta, zamanla bir-ikisi dışında köşker kalmayacağını söylüyor.



9 Ocak 2003
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED