T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Özlemiştik valla...

Yine Sabih Kanadoğlu... Ama bu kez, yetki alanı dışındaki bir konuda görüş bildiriyor:

"Recep Tayyip Erdoğan aday olamaz..."

Niye?

Bir sürü şey sıralıyor.

O "bir sürü şey"le ilgili herhangi bir yorumda bulunmak istemiyorum.

Lüzum yok...

Anladığım kadarıyla, Siirt'te yapılacak seçimde 3 Kasım konjonktürünün (şartlarının) geçerli olduğunu, dolayısıyla o tarihte "seçilme yeterliği" bulunmayan Erdoğan'ın aday olamayacağını, "aday olmaması gerektiğini" söylüyor.

Bunun "hukuki mülahazalarla" kalkışılmış bir "itiraz" olduğunu düşünmüyorum.

Mantık yürütüyor.

Bu mantıkla, 3 Kasım'da seçilme yeterliğine sahip Fadıl Akgündüz'ün de (madem müktesep bir hak sözkonusu) cezaevinden çıkarılıp aday listesine yazılması gerekmiyor mu?

Elbette Kanadoğlu'nun hukuk bilgisini tartışmıyorum.

Yetkin bir hukukçu, titiz ve kılı kırk yaran bir "müddei" olduğunu biliyorum.

Sadece, niçin böyle bir itiraza kalkıştığını anlamaya çalışıyorum.

Tabii Erdoğan'ın aday olup olmayacağı Kanadoğlu'nun karar vereceği bir mesele değil.

Konu tamamen, aynı zamanda bir "yüksek yargı organı" olan Yüksek Seçim Kurulu'nu ilgilendiriyor.

Gerçi, Kanadoğlu'nun çıkışını değerlendirenler, "Sayın Kanadoğlu burada sadece kişisel görüşlerini ortaya koymuştur, bu kişisel bir kanaatten öte herhangi bir değer ifade etmez" diyerek, meseleyi geçiştirme cihetine gidiyorlar ama, Sayın Kanadoğlu'nun buna da hakkı yok.

Konuşamaz.

Kişisel yorumda bulunamaz.

Aksi takdirde yargıyı etkilemiş, dahası "baskı altına" almış sayılır ki, sıradan insanlarda suç teşkil eden bu fiil, devletin hakim bir kurumunu temsil eden Sayın Kanadoğlu için de suç teşkil eder...

Etmelidir...

Bundan sonra ne mi olacak?

Hüküm açık:

Aday listesinde "ölüm" ve "istifa"dan kaynaklanan bir boşalma olursa, ki olacak, 3 Kasım'da Siirt'ten aday olan bir kişi istifa edecek, YSK da ilgili partiye (AK Parti'ye) başvurup bir isim önermesini isteyecek.

Bu isim kim olur?

Recep Tayyip Erdoğan olabilir.

Ama bunu AK Parti MKYK'sı belirleyecek.

YSK da önerilen isimle ilgili bir karar verecek.

Bu kadar basit bir.

Bu kadar basit bir meseleyi speküle etmenin, durduk yerde "tartışma" yaratmanın alemi ne?

Kanadoğlu'nun titizliğini anlıyorum.

Hayır, "Erdoğan'ı engellemeye koşulmuş özel bir misyon adamı" yargısına katılmıyorum.

Bu haksızlık olur.

Ama Erdoğan konusunda, nedense, özel bir hassasiyete sahip.

Kuşkusuz yasaların vazettiği doğrulara göre hareket ediyor ve "ictihadi" değer taşıyan (emsal teşkil eden) çıkışlar yapıyor.

Fakat hassas olması gereken bir konu daha var:

3 Kasım seçiminin sonucu, içtihadi değer taşıyan bazı karar ve çıkışların meşruiyetini sorgular hale geldi... Kanadoğlu'nun geçmişte yaptığı, bundan sonra yapacağı her "çıkış" benzer sonuçlar doğuracak ve "hukukun zedelenmesi"ne yol açacak.

O halde?

Kanadoğlu için bir tek seçenek kalıyor:

İstifa etmek...


9 Ocak 2003
Perşembe
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED