|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MEHMET OCAKTAN Türkiye'den kilometrelerce uzaktayız ama yine de Türkiye'deki paranoyalarımızdan kurtulamıyoruz. Tayyip Erdoğan'la çıktığımız Orta Asya gezisinin ilk durağı olan Azerbaycan'dayız. Bakü'ye iner inmez Türkiye'den gelen "soğuk" bir sürprizle karşılaşıyoruz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun yaptığı açıklama, "Avrasya derinliği"ne yönelen dikkatlerimizi o bildiğimiz klasik Türkiye paranoyalarına geri çekiyor. Tayyip Erdoğan'ın seçim sonrasında Avrupa başkentlerinde AB için sürdürdüğü uzun maratonun ardından, tarihi ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Orta Asya'da cari güç dengelerini de gözeten ve bir bakıma kültürel boyut ile stratejik rasyonaliteyi birlikte değerlendirmeyi amaçlayan bir geziye böylesine tatsız bir sürprizle başlamak dramatik bir durum. Bu nasıl bir anlayıştır ki, bir başsavcı Türkiye'nin çağdaşlaşmaya dönük yüzünü yasaklarla karartmaya çalışabiliyor. Sormadan edemiyorum, acaba 3 Kasım seçimlerindeki "tarihi tasfiye" sayın başsavcı için bir anlam ifade etmiyor mu? Açıkçası, Türkiye'nin enerjisini böylesine boşa harcamanın ne topluma, ne de sayın başsavcıya faydası vardır.
|
|
|
|
|
|
|