|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İlk yazdığımda sadece bir 'duyum' idi; şimdi artık bütün gazetelerde "ABD'nin ülkemizden istediği kolaylıklar" listesinde adı geçtiğine göre, konuya bodozlama bir soruyla girebilirim. Sorum şu: "Sabiha Gökçen Havalimanı, şu anda âtıl durduğuna göre, İstanbul civarındaki bu muazzam yatırım, bugünler için mi yapıldı?" Atatürk Havalimanı yıllarca yüzümüzü kara çıkartacak bir performansla hizmet verirken, isabetli bir kararla, genişletildi. Üç şirket biraraya geldi ve mevcuda yepyeni bir 'dış hatlar' binası ekledi. Eski dış hatlar da, o gün bugündür, yeni iç hatlar binası olarak hizmet veriyor. Atatürk Havalimanı'ndan bir yere gitmek tam anlamıyla bir zevk bugün... Daha başlangıçta işin içinde bir iş olduğu anlaşılıyordu. Mevcut havalimanı büyük masraflarla genişletilirken, İstanbul'un öteki yakasına, hem de kilometrelerce içeriye, yeni bir havalimanı yapımına ne gerek vardı? Kuşkumu büyüten bir unsur da, yeni yatırıma, durduk yerde, Atatürk'ün kendi eliyle seçip pilot yaptığı, tarihe, "İlk kadın savaş pilotu" olarak geçen Sabiha Gökçen'in isminin verilmesiydi. "Bir şeyler mi örtülmek isteniyor?" diye düşünmem doğal. Sabiha Gökçen Havalimanı kısa sürede tamamlandı ve 2001 yılı başında uçuşa açıldı. İlk günler bir-iki THY uçağı iniş yaptı; ama o kadar. Resmen açık olmasına, yüzlerce personeli hergün mesai yapmasına rağmen, Sabiha Gökçen Havalimanı o gün bugündür kullanılmıyor. THY seferleri yolcusuzluk yüzünden kaldırıldı. Dev bir havalimanımız var İstanbul'un Anadolu yakasında, ancak hiçbir işe yaramıyor... "Dev" diyorsam, gerçekten de 'dev'. O günlerde çıkan bir haberde havalimanıyla ilgili şu bilgiler veriliyor: "Toplam 655 hektar alan üzerine kurulu havaalanında, 45 uçağın park yapabileceği şekilde 3 bin metre uzunluğunda ve 45 metre genişliğinde iki pist yer alıyor. 22 bin metrekare kullanım alanı bulunan dış hatlar terminali yılda 3 milyon yolcunun rahatlıkla geçiş yapabileceği şekilde inşa edildi. İç hatlar terminali ise yıllık 500 bin yolcu kapasiteli. Havaalanının gidiş terminalinde 16, geliş terminalinde 12 olmak üzere toplam 28 adet pasaport bankosu bulunuyor. Havaalanı, yılda 90 bin ton yük işleyebilecek kargo binası, 7 bin metrekarelik kapalı depolama alanına, uçak büyüklüğüne göre değişen park pozisyonlu 63 bin 200 metrekarelik özel kargo apronuna, her biri 20'şer metrekare büyüklüğünde 18 soğuk hava deposuna, hidrolik yükleme rampalarına, 7 bin 500 metrekarelik büyük araç otopark alanına sahip. Gelişmiş teknolojilerle donatılmış güvenlik sistemi ve atıksu için biyolojik arıtma bulunan havaalanında, 3 adet 5 bin metreküplük akaryakıt deposundan park yerindeki 22 uçağa aynı anda hidrantlarla yakıt doldurulabilecek." O günün gazete haberlerine göre, Kurtköy'deki havalimanı, 550 milyon dolara mâl olmuş bulunuyor... İlk yazım üzerine görev alanı hassas bir siyaset adamı arayıp, "Mâliyet daha da fazla" bilgisini verdi. Bir hesaba göre, işletmeye açılana kadarki bütün masraflar altalta konulup toplandığında, iki milyar dolara ulaşılıyormuş... Bu arada, yatırımın önceleri bir pistten ibaret basit bir havaalanı olarak planlandığını, ancak ne olduysa, sonradan dev bir havalimanına dönüştürüldüğünü öğrendim. Siyasetçi, "O dönemin Savunma Sanayii Müsteşarlığı yönetimi bu değişikliğin sorumlusu" dedi; 'İleri Teknoloji Endüstri Parkı' diye bir projenin parçası olarak gösterip yatırımı öyle devleştirmişler... Sabiha Gökçen Havalimanı'nın yapımı için ihale açıldığında, yüklenicinin 'NATO müteahhidi' olması şart koşulmuştu. Bu, ihaleye katılımı birkaç firmayla sınırlayan garip bir karardı. Başka benzer yatırımlarla karşılaştırıldığında, mâliyetin yüksek olmasının bir sebebi de bu. Şimdiki Meclis'in ele alıp sorgulaması gereken konuların başında geliyor Sabiha Gökçen Havalimanı. Geçen Meclis, bu fırsatı, birilerinin kulaklara fısıldadığı birkaç sihirli sözcük yüzünden kaçırmıştı. İlk yazım üzerine arayan siyaset adamı, "Hiç kuşkunuz olmasın, bu yatırımdan ve işin götürülüş biçiminden askerler de rahatsız" bilgisini verdi. Geçen dönemde kulaklara fısıldanan 'sihirli sözcükler', bunu bilebilecek konumdaki siyaset adamına göre, tamamen yalanmış... Bu işlerden anlayan bir dostum, "Bilgi doğru" dedi bana ve ekledi: "Sabiha Gökçen'i yüklenen firmanın kime ait olduğuna bak..." Spor câmiasının ünlü bir isminin de ilgili olduğu o firma, NATO müteahhidi olmasına rağmen, bir süreden beri, askeri ihalelere alınmıyormuş... İlginç... Biraz soruşturunca, mâliyeti iki milyar dolara kadar çıkan âtıl yatırıma, hepsi bir-iki siyasiden oluşan dar bir çevrenin karar verdiğini öğrenmem zor olmadı. Sizin anlayacağınız, soruşturma açıldığında, engelle karşılaşılmayacağı için, yatırımın kime hizmet için yapıldığı kısa sürede anlaşılabilecek... Meclis soruşturması konuyu ilk akla gelen soru açısından da incelemeli. Bu tür büyük yatırımlardan önce, milyonlarca dolar sarf edilerek, 'fizibilite raporu' hazırlanır; o raporda yatırımın mâkul olduğu görülürse kazma vurulur. İstanbul'un Anadolu yakasında, bu denli büyük bir havalimanına ihtiyaç olmayacağı raporda yazılı olmalı. Buna rağmen yatırıma geçildiyse... Ben de burada, "Acaba, o dev havalimanı bugünler için mi yapıldı?" diye sorarım... Siz ben olsanız sormaz mısınız?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |