T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Adalet ve İçişleri'nden haberler

Son günlerde pek çok okurumun yönelttiği bir sorudan başlayalım. Söz konusu soru, geçenlerde bu köşede yayımlanmış olan "Bu 'çiçek gibi' açıklamaların aslı var mı?" başlıklı yazıma ilişkin. Okurlarım Adalet Bakanı Cemil Çiçek'ten bir açıklama alıp almadığımı ve dolayısıyla sorumun akibetini merak ediyorlar. Yani özetleyecek olursak: Adalet Bakanı, halen cezaevinde bulunan Korkut Eken hakkında Tercüman'dan (Ilıcaklar) Emin Pazarcı'nın köşesine aldığı açıklamaları gerçekten yaptı mı, yapmadı mı? İşte cevabım: Bugüne kadar Adalet Bakanı'ndan dolaylı ya da dolaysız, ne bir yalanlama ne de bir onaylama mesajı aldım. Adalet Bakanı'nın Pazarcı aracılığıyla haberdar olduğumuz açıklamalarını tabii ki tekrar etmeyeceğim. Ama artık (bizden günah gitti) sonuç besbelli, diyebiliriz: Evet, bu "uygunsuz" açıklamaların sahibi Adalet Bakanı Cemil Çiçek'tir. Başka ne diyelim; yeni Adalet Bakanımız da milletimize ve vatanımıza hayırlı olsun!

* * *

Adalet Bakanlığı'ndan İçişleri Bakanlığı'na geçelim: Artık süre kısaldı, pek çok vali ve emniyet müdürünün değişmesi eli kulağında. Basına yansıyan son bilgiler 30 ilin valisinin değişebileceği yolunda... Gül Hükümeti'nin valiler ve emniyet müdürleriyle ilgili yeni bir düzenlemeye gitmesi herkesin beklediği gerekli bir gelişme. Başka türlüsü mümkün mü zaten? İstanbul başta olmak üzere birçok ilde halen görev başında bulunan kadronun özellikle insan hakları ihlalleri konusundaki karnesini bilmeyen mi var? Hiç değilse şunu hatırlayın: Sema Pişkinsüt'ün başkanlığındaki TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun İstanbul'da bir karakolda bulduğu işkence aletinin Vali tarafından "Şimdi bir sopa bulunmuş. Filistin askısı olduğu iddia ediliyor. Bu münferit bir olay, fazla büyütmeye gerek yok" diye yorumlandığını hatırlayın. Dolayısıyla, yeni hükümet tabii ki (madem ki "uyum yasaları"na da pek önem veriyor) bir şeyler düşünmek zorunda. (Hadi isterseniz üşenmeyip, bu fasıl içine giren bir başka olayı, gazetemiz "İcra Kurulu Başkanı" Mustafa Albayrak'ın "Aşayiş"te yaşadığı hikayeyi de hatırlayın.)

Fakat o da ne? Radikal'in "30 ilde valiler değiştiriliyor" başlığı altında verdiği haberin son paragrafındaki şu cümlelere de bir bakın: "Ordu Valisi Kemal Yazıcıoğlu'nun da Emniyet Genel Müdürlüğü'ne düşünülen isimler arasında olduğu ancak Yazıcıoğlu'nun Arkara Valiliği'ne de getirilebileceği belirtiliyor." Siz bu bilgilerden bir şey anladınız mı? Kemal Yazıcıoğlu da kim mi? Eh artık o kadarını da siz hatırlayın!

Entiresan, gerçekten çok enteresan.... Adalet Bakanı'nın sineye çektiği "uygunsuz" açıklamalardan sonra şimdi de bu haber! Anlaşılan o ki, Cemil Çiçek gibi AKP'ye ANAP'tan transfer olan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu da vatana ve millete hayırlı olacak.... Düşünebiliyor musunuz; İstanbul'da bir karakolda bulunan işkence aletini büyük bir rahatlık içinde "Filistin askısı söz konusu değil, karakolun bir tanesinin deposunda eskiden kalma böyle bir şey bulunmuş" diye yorumlayan dönemin Emniyet Genel Müdürü'nden sonra şimdi de Kemal Yazıcıoğlu Emniyet Genel Müdürü! Çok uyar doğrusu; "uyum yasaları"na haddinden fazla uygun bir isim....

* * *

Şimdi de sıra hem Adalet hem de İçişleri Bakanlığı'nı ilgilendiren bir olayda: Gazete "Bu kez polis polisi yakaladı" diyor. İstanbul'da bir işadamını "sıkıştıran" iki polis memuru, işadamını da yanlarına alarak işadamının bankadaki 9 bin 370 dolarını çekmeye gitmişler. Nitekim söz konusu parayı çekmişler de... Ancak maalesef, bankadaki kamerayı unutmuşlar. İşadamı şikayetçi olunca, güvenlik kamerasındaki görüntülerden anlaşılmış ki, işadamı gerçekten de parasını çekmeye "korumalı" olarak gelmiş. Neyse, gereken işlem yapılmış polis memurları tutuklanmış. Ama hangi suçtan dolayı, tahmin edin bakalım... Gazete, polis memurlarının "irtikap suçundan" tutuklandıklarını bildiriyor. "İrtikap suçu"ndan, yani "rüşvet alma", "hile yapma" gibi bir suçtan. Ne güzel memleket değil mi? Milletin malını ve canını korumakla görevli polis memurları gözlerine kestirdikleri bir işadamını silah zoruyla (böyle diyeceğiz, çünkü memurlar silahlı!) bankaya götürüp, parasına el koyacaklar; ama sonunda işledikleri suç "irtikap"la sınırlı kalacak....

* * *

Son olarak yine her iki bakanlığı ilgilendiren bir olay: TAYAD'lı aileler Başbakanlık önünde gösteri yapmışlar. Beş kişilik bir aile, Başbakanlığın önüne gelerek "Çocuklarımız ölüyor, tecriti kaldırın" diye bağırmışlar. Hepsi bu kadar. Tabii sonuç belli: Aile gözaltına alınmış. Fakat bu gözaltına alma işleminde de artık kanıksadığımız ama hiç mi hiç kanıksamamamız gereken bir ayrıntı var: "Slogan atan protestocular, Başbakanlık korumalarınca ağızları kapatılarak polis aracına bindirildi." Evet, "ağızları kapatılarak". Hatırlarsanız, bu âdet eskiden yok idi, sonradan icat oldu. Gözaltına alma operasyonlarında göstericilerin yedikleri dayak yetmiyormuş gibi bir de "ağızları kapatılıyor". Bu uygulamada da bir sakatlık yok mu? "Uyum yasaları" çerçevesinde "ifade özgürlüğü"nün önünü açmak için acil düzenlemelere gidilmedi mi? "Ağız kapamak" da ne demek? (Yeri gelmişken "ağız kapama" meraklısı İçişleri Bakanlığı'na şu kadarını da hatırlatayım: Batı'da polis bu işi hiç yapmaz ve yapmaya da hiç yanaşmaz. Çünkü biliyorsunuz, insan ısırığı her türlü bakterinin ve virüsün nakli için birebirdir!)


29 Ocak 2003
Çarşamba
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat| Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED