T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

H A Y A T
Orduları yendiler
aşka yenildiler

Padişah ve eşlerinin birbirlerine yazdıkları aşk mektupları, aynı zamanda Osmanlı döneminde saraylarda yaşanan ölümsüz aşkların izdüşümleri olarak günümüze ulaşıyor.

  • AYŞE OLGUN
    Dünyanın en muhkem ordularını yenen, yüzyıllar boyunca üç kıtaya hükmeden Osmanlı padişahlarının, bazen saraydaki bir cariyenin gönlünü fethetmeleri saray arşivlerine bakılırsa hiç de kolay olmamış. Sadece ten'e değil, karşısındaki kadının ruhuna da dokunmak arzusuyla kalemi eline alan padişahların titrek mum ışığında kaleme aldıkları mektuplar, yine aşk ateşiyle tutuşmuş gönüllerden dökülen sözlerle karşılık bulmuş. Bu değerli mektuplar tarihçi M. Çağatay Uluçay'ın çalışmaları sonucu günümüz okuyucusuyla buluşuyor.

    Hürrem Sultan'dan yedi mektup

    Uluçay'ın, Topkapı Müzesi Arşivi'nden derlediği aşk mektupları, "Osmanlı Sultanlarına Aşk Mektupları" adlı kitapla Türk edebiyatının klasikleri arasına girdi. Günümüz Türkçesi'ne ilk kez 1950'de uyarlanan ve kitaplaştırılan mektuplar, yarım asır sonra Ufuk Yayınları'nın baskısıyla yeniden gündemde. Bu mektuplar arasında Hürrem Sultan'ın Kanuni'ye yazdığı mektupların ise ayrı bir yeri var. Yapılan araştırmalarda Hürrem Sultan'ın sefere çıkan eşine gönderdiği yedi mektup bulunmuş. Kanuni'nin hediyeler eşliğinde karısına gönderdiği mektuplar ise günümüze ne yazık ki ulaşmamış.

    Padişahtan duygu yüklü mektuplar

    ULUÇAY, kitabında, 49 yaşında, Osmanlı devletinin sıkıntılı bir döneminde tahta çıkan 1. Abdulhamid'i, halk tarafından sevilen ve dindar bir padişah olarak tanımlıyor. Bazı kaynaklarda baş kadınları olarak Nüket Seza ile Hamaşah'ın adları geçse de 1. Abdülhamid'in mektuplar yazdığı, yalvarıp yakardığı cariyesi Ruhşah'tır. İşte Abdulhamit'in duygu yüklü mektuplarından satırlar: Abdulhamid, Ruhşah'ına kul kurban olsun. Bir kusur ile beni unutma. Benim vücudum toprak oluncaya kadar senden vazgeçersem, Allah bana layık olduğumu versin. Efendim, gideyim, belki beni götür diye buyurursun diyorum, ama sen bana götür demiyorsun. İnşallahu Teâlâ ömrümüz oldukça birbirimizin oluruz. Canım efendim ben ayağına yüzümü sürerek senden rica ediyorum (Mektup 4'ten). Abdulhamid'in Canı Ruhşah'ı: Efendim, kuşça canım senin yoluna feda olsun. Allah'ın birliğinin hakkı için, hilesiz, ayağının toprağına yüzümü sürerim (Mektup 3'ten).

    YÛSUF YÜZLÜM, ŞEKER SÖZLÜM

    İşte aşk, sevgi, ihtiras dolu Hürrem Sultan'ın mektuplarından satırlar: Cânum Pâresi Sultânum; Öyle nam sahibi ki sabah rüzgarı gibi merhamet artırıp saçar, öyle selâm ki gönül kapan şeker dudakların kavuşması gibi, öyle dualar ki âşıkların avazı gibi yanık, öyle övgüler ki derûnî arzuların ve kalbin meyillerinin sözleri gibi ateşi şûlelendirir, öyle kalp sâfiyatları ki sanki safâ nuruyla nurlanmış selvi boyluların yanakları gibi, öyle mensup olmalar ve bağlanmalar ki lâle yanaklıların sünbül gibi vefa kokularıyla kokulanmış, öyle yakarışlar ki başı göklere uzanan sancağın alemi gibi, öyle Mehdiler ki kendisinden yardım istenen Allah Teâlâ Hazretleri'nin katında 'Allah' 'Allah' nidaları gibi makbul (...) Benim Yûsuf yüzlüm, şeker sözlüm, latîf, nazenin sultanım, Allah dergahına yüzüm süpürge kılıp, bir derecede niyaz ederim ki, sizi benden ömren ayırmak sözü haram ola, mübarek yüzünüzü yine tez zamanda bana göstere (1. Mektup'tan).

  •  
    Darülaceze'de 'misketli' bayram
    Darülaceze, bu Kurban Bayramı'nda İstanbullular'ın en çok ilgi gösterdiği yerlerin başında geldi. Bazı yaşlılar yakınları gelmeyince misket oynamayı tercih etti.
    Kurbanlıklar elde kaldı
    Geçtiğimiz yıl karaborsaya düşen kurbanlıklar bu yıl sahiplerinin elinde kaldı. Bayram öncesi 300 ila 600 milyon lira arasında değişen fiyatlarda satılan küçük baş hayvanların fiyatı bayramın ilk gününden başlayarak düşmeye başladı. Bayramın ikinci gününden itibaren, satıcılar yarı yarıya fiyat kırmalarına rağmen, büyük zorluklarla taşradan büyükşehirlere getirdikleri hayvanları satamadılar. Satıcılar geçen yıl ellerindeki malın tamamını satarak bayramın ikinci günü ek mal getirdiklerini söyleyerek "Geçen yıl kazandığımızı bu yıl kazanamadık. Bu yıl getirdiğimiz kurbanlıkların yarısı elimizde kaldı" diye konuştular. Bu yıl kurbanlık satıcılarıyla alıcıları arasında adeta soğuk savaş yaşandı.
    Satıcılar taviz vermedi Satıcıların bir kısmı, yüksek fiyatlardan taviz vermemekte ısrar ederken, alıcılar da ya daha makul satıcılara yöneldi, ya da son ana kadar beklemeyi tercih etti. Geçen yıl kurbanlıkların, daha arife gününden karaborsaya düşmesini dikkate alan satıcılar, bu yıl piyasaya çok sayıda hayvan sürdü. Ancak baştan beri fiyatları düşürmemekte direnen satıcılar, mallarının önemli bir kısmı ellerinde kalınca, hayal kırıklığına uğradı. Geçtiğimiz yıl Zeytinburnu Kozlu Mezarlığı'nın yanındaki kurban pazarında elindeki son malları güler yüzle satarken görüntülediğimiz Battal Demir'i, dün yine aynı yerde, ama bu sefer çatık kaşlı bir eda içinde bulduk. Demir, "Geçen yıl kurbanlıklar karaborsaya düşmüştü. Vallahi bizi köye sokmazlar şimdi" dedi.
    14 Şubat 2003
    Cuma
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Reklam Tarifesi
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED